(Garibanı Ne Kurtarır)

Kaynak: Emine Akdağ, Duran Demirtaş

Aydın ili, Çine ilçesinin Kargı köyünde 1960’lı yıllarda Koca Osmanadında birisi yaşardı. Koca Osman’ın çok genç kızın canını yaktığısöylenmekteydi. Koca Osman uzunca bir zaman sonra nişanlanır. Ancakbeklentilerin aksine o, nişanladıktan sonra yine rahat durmaz. Gariban ama gençbir köylü güzelini ayartır. Kızı gebe bırakır. Onca kıza verdiği vaade rağmenkızı gebe karnıyla orta yerde perişan eder. Kızın ailesi, kızı Çine’ye doktoragötürür. Çine’de doktorlar kızın ailesine “biz bu çocuğu alamayız, zamanıgeçmiş, mecbur doğumu bekleyeceksiniz.” Der. Dertlerine Çine’de çare bulamayanaile, kızlarını alır doğru İzmir’e götürür. Kıza orada doktorlar bir ilaçverir. Çine’ye tekrar geldiklerinde kız, karnındaki koca çocuğu düşürür. Ailedüşen çocuğu, evlerinin önündeki harıma gömer. Kızlarını, Çine’de hanımı ölmüşbir terziye dul yerine verir. Köylü kız için “ah-vah, yazık oldu kıza!” derkeno sırada Almanya Türkiye’den işçi almaya başlar. Kızın terzi kocası Almanya’yagitmek için başvuruda bulunur. Onunbaşvurusu da kabul edilir. Kız da kocasıyla birlikte Almanya’nın yolunu tutar.Kızın hayatı kurtulur.

**

(Tek Parti İktidarından Demokrat Parti Dönemine Aydın Kent İmarı)

Kaynak: Kadir Özden, Ahmet Cerit

Önceleri Aydın kent merkezinden geçen Tabakhane deresi kışın çok sugetirirdi. Cumartesi pazarının olduğu yerde(Soğuk kuyu mevkii) bulunandemiryolu köprüsünün üzerinden kimi zaman gelen suların aştığı görülürdü. Ozamanlar dere serbest yatağında akardı. Dere, Cumartesi pazarı demiryolu köprüsündensonra keskin bir dirsek yaparak güney doğru inerdi. İşte su çok olduğu zaman budirsekten suyun akış yönünde dere taşkın verirdi. Bu nedenle Orta Mahalle;Tatar Mahallesi(Eski koyun pazarı), Aydın Tekstil’in batı kesimi sular altındakalırdı. Yıllar yılı bu mahallenin sakinleri ellerinde küreklerle derenindirsek yaptığı yerde bentler kurarak taşkınlardan korunmaya çalıştılar. Yazınise dere suyu iyi azalırdı ama etrafında duvar olmadığı, zemine ise henüz betonatılmadığı için çocuklar su birikintilerinde yüzerdi. Bazen oyuklar büyük olur,çocuklar bu nedenle boğulma tehlikesi geçirirdi. Belki boğulan da olmuştur. Amabilmiyorum. 1958 yılında Cumartesi Pazarında yer alan demiryolunun alt tarafınakadar, istinat duvarları yapılıp, dere yatağı ıslah edilince Orta Mahalle ileTatar Mahallesi sakinleri derin bir nefes aldı.

**

(Okuntu Nedir)

Kaynak: Yakup Akdeniz

Önceleri düğün gibi cemiyetlere küçük hediye dağıtılarak insanlarçağrılırdı. Kız evi, oğlan evinden talep ettiği iki çuval toz şekeri yarımşar veyabirer kiloluk torbalara doldurur. Düğüne davet edilecek kişilere bu torbalarverilirdi. Sonraki yıllarda şeker işi düğün sahiplerine pahalı gelmeyebaşlayınca; şekerin yerini kibrit almaya başladı. Şeker; kibrit gibi cemiyetedavet edilecek kişilere verilen bu malzemelere Aydın ili ve yöresinde “okuntu”denmiştir.

(Çocuktan Al Haberi)

Kaynak: Muharrem Akdağ

Telefonların olmadığı dönemlerde köy ve mahallelerde bir kişikomşusuna; akrabasına haber edecekse ve buna da kendisinin vakti yoksaçevikliğinden dolayı çevresindeki herhangi bir çocuğu haber etmeye salardı.Çocuklar gerçekten de koşarak, bir çırpıda öbür mahalledeki ilgili kişiyehaberi ulaştırırdı. Çocuktan al haberi sözü aslında bu yaşam biçimden ortayaçıkmıştır. Birisini uzaktan ziyaret için gelen kişiler aradığı kişiyi evdebulmazsa onu komşu evinde beklerdi. Bekleyemeyecekse evin kapısına ipbağlayarak, ya da yanında ip yoksa yerden kopardığı bir tutam otu kapıaralığını sıkıştırarak, ev sahibine kendisinin bir ziyaretçi olduğuna dairişaret bırakırdı. Bunun üzerine ev sahibi eve kimin geldiğini öğrenmek içinmahallede küçük bir araştırma yapardı. Yine pazara, bahçeye kargıdan örülmüşsepetlerle gidilirdi. Sepet örmede yine hayıt denen bir tür çalı kullanılırdı.Sepet örme işini o günlerde Çingen olarak adlandırılan roman kişiler yapardı.Bu kişiler genelde Aydın merkezde Ilıcabaşı; İncirliova’da Yukarı ve Dolmalılıkadıyla bilinen mahallelerde otururdu. Yine bu bölgede kadınlar pazara siyah dizaltı düz etek giyerek ve siyah fonda beyaz çizgilerden oluşmuş büyük üstlükbaşlarına takarak giderdi.