Bingöl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülke genelinde faaliyet gösteren restoran, lokanta ve kafeterya sayısının 200 bini aştığını kaydederek, bu işletmelerin tedarikçileri ve dolaylı olarak paydaşlarıyla birlikte milyonlarca kişiyi istihdam ettiğini anlattı.

Bu işletmelerde ramazan ayına menülerin hazırlandığını, dışarıda iftar veya sahur yapmak isteyen vatandaşların yanı sıra şirketlerin ve turistlerin de özellikle iftar programı düzenlediklerini dile getiren Bingöl, her bütçeye uygun iftar menülerinin bulunduğunu bildirdi.

Bingöl, küçük yerlerdeki veya mahallelerdeki lokantalardan 300-350 liradan başlayan iftar menülerinin otellerde veya lüks restoranlarda çok yüksek rakamlara ulaşabildiğini belirterek, "Herkesin ihtiyacı ve alım gücü farklı olduğu ve işletmelerimiz de müşterilerinin potansiyelini bildiği için ona göre iftar ve sahur menüsü hazırlıyor." dedi.

Zeytinyağı ihracatçıları uzak pazarlara odaklandı
Zeytinyağı ihracatçıları uzak pazarlara odaklandı
İçeriği Görüntüle

"İsrafı engellemek için birinci koşul bilinçli olmak"

Ramazan Bingöl, özellikle lüks iftar sofralarının zaman zaman eleştiri konusu olabildiğini belirterek, bunun talebe göre hazırlandığını, dünyanın her yerinde özel gün ve gecelere yönelik böyle uygulamaların bulunduğunu söyledi.

Burada temel meselenin "israf yapmamak" olduğunu vurgulayan Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her alanda olduğu gibi talebe göre ortalamanın üzerinde iftar sofraları kurulabilir ancak israf olmamalıdır. Zira israf dinimizde de haramdır. İsrafı engellemek için de birinci koşul bilinçli olmaktır. İşletmelerimizin hemen hemen tamamına yakınında iftarlarda fiks menü uygulaması bulunur. Tüm müşterilerin aynı anda yemek yediği bir ortamda herkesin ayrı ayrı siparişini alıp, zamana karşı yarışarak taleplerini yerine getirmek çok mümkün değildir. Burada müşteriler de oruçlu olduğu için onların da çok memnun olmayacağı durumlar doğabilir. Bu nedenle iki tarafın da memnun kalacağı fiks menü uygulaması bulunur."

Kaynak: AA