Çay kaşığından tutun da bir insanın bir şekilde kullanabileceği yiyecek, içecek, barınak kısacası her şeye ardı ardına gelen zamlar insanları adeta sersemletti. Son bir yıldan bu yana her gün her dakika hatta her saniye gelen ve ardı arkası kesilmeyen zam bombardımanları yüzünden Türk halkının yüzde 70’i çıldıracak duruma geldi. Geçmiş yıllarda yılbaşlarında her şeye zam geleceğini bilirdik. Şimdiyse insanlarımız zam sağanakları yüzünden şaşırmış ve bunalmış bir halde yaşıyor. Kilogram fiyatı 200 liraya dayanan peynir son günlerin açık ara zam şampiyonu oldu. Öte yandan çarşı –Pazar tezgâhlarındaki fiyatlarsa sürekli değişiyor. İnsanlar pazara çıkmaya, marketlere girmeye, giyim kuşam almaya korkar oldu. Çünkü bunlar insanların yaşamlarını devam ettirmeleri için olmazsa olmazlardan. Öte yandan kuruş kuruş hesaplar yapılıyor, zaruri değilse birçok şeyden vazgeçiyorlar. Örneğin yeni ayakkabı, pantolon, kaban, ceket, eşofman gibi şeylerin yenisini almak artık neredeyse imkânsız. Bu yüzden herkes ellerindeki eskilerini yeniletip kullanma yolunu seçiyor. Ebeveynler okula giden çocuklarına yumurta, süt, zeytin, peynir, simit, reçel, bal ve diğer kahvaltılıkları alamadıklarından şikâyetçi. Zira bu saydıklarımı almaya kalksalar baya iyi bir meblağ ödemek zorundalar. Ailelerin gelirleri yani maaşları eriyip tükendi ama a’dan z’ye her kalemdeki zamların sonu bir türlü gelmedi. Aileler yetişme çağındaki çocuklarını asla yeterince besleyemiyor. Yetersiz beslenen bu çocukların eğitim hayatlarında istikrarlı ve başarılı olmaları da imkânsızlaşıyor.
İnsanlarımız artık çareler aramaktan da bıktı, ruhen yoruldu herkes. Ayakta kalmak ve yaşamlarını sürdürmek adına yarı aç yarı tok dolaşır oldu vatandaşlarımız. Ülkede yaşayan vatandaşların yüzde 20’si refah düzeyinin zirvelerinde yaşıyorken, geri kalan yüzde 70’i de günü nasıl kurtarırız düşüncesiyle karamsar bir şekilde yaşıyor. Artık yeni bir ev sahibi olmak, otomobil sahibi olmak bile imkansız hale geldi. Ağır ekonomik şartlar insanların ruhsal yapılarını da derinden etkiledi. Haberlerde izliyoruz, sudan sebeplerden bile insanlar kavgalara tutuşuyor, olmayacak bir hal karşısında cinayet bile işliyor. Aileler neredeyse dağılmanın eşiğinde, hemen her evde ekonomi yüzünden şiddetli kavgalar yaşanıyor. Kusura bakmasın kimseler pembe tablolar çizerek bu sorunlar asla aşılmaz. Reel yaşam ile yalanlara dayalı haberler arasında açık ara devasa uçurumlar var. Halk perişan toplumun büyük bölümü geleceği değil bugünü yarını düşünür oldu. Çünkü işin içinden çıkılacak gibi değil, umarım düzelir de şartlar ülkemize huzur dolu günler gelir. Ne diyeyim umut fakirin ekmeği…