YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ

Abone Ol

“Askeri deha-Yaradılıştan Komutan” diyen, Batılı bir yazar şöyle demekte : “Mustafa Kemal'in meslek hayatının başlangıcına askerlik hâkimdi ve hiç kuşkusuz kendisi askeri deha sahibi idi. Askeri dehası, en iyi olarak şu beş nitelikte tanımlanabilir:

1-Kişisel cesaret

2-Başkalarının hareketini seziş yeteneği

3-Sabır, kendi hareketlerinin en etkili olabileceği uygun zamanı kavrayışı

4-Kendi amacını açığa vurmadan başka yönlerden inandırıcı olma yeteneği,

5- Hasım kuvvetlerin nispi gücünü (öncekine göre gücünü) objektif bir görüşle ve doğru

olarak değerlendirme kabiliyeti (gerçekçilik)

Kemal Atatürk, kuvvetli inançlı, kesin kararlı ve kararsızlığa tahammülsüz bir liderdi…”

Yine bir batılı yazar Frank Knight şöyle demekte:” Çanakkale Harekâtında her iki tarafta hatalar yapmakta idi. Fakat hata yapmayan bir tek adam vardı: Yarbay Mustafa Kemal.”

Savaşı ve tüm savaş prensiplerini en derin ve kapsamlı bir şekilde kavramış olan Mustafa Kemal, “Savaş, zaruri ve hayati olmalıdır… Millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça; savaş bir cinayettir” diyerek büyük meydan savaşlarında zafer kazanmış bir komutan ve ardından, “Yurtta sulh, dünya sulh” diyerek, dünya barışını sağlamak için çağrı yaparak ilk adımı atan tek büyük devlet adamı olduğunu göstermiştir.

NOBEL ÖDÜLÜNE ADAY

Venizelos, Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermek için, Norveç'in başkenti Oslo'da bulunan Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığı'na, 12 Ocak 1934 tarihli üç sayfadan oluşan Fransızca olarak yazılmış bir mektup göndermiştir. Venizelos'un Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığı'na gönderdiği bu mektubunun Türkçe tercümesi şöyledir:

“Bay Başkan

…Mustafa Kemal Paşa'nın muhasımlarına karşı yaptığı milli harekâtın galibiyetle sonuçlanmasının devamında 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması, bu istikrarsız duruma son verdi. Bir milletin hayatında bu kadar kısa bir süre içinde böylesine köklü bir değişme nadir vuku bulmuştur. …Büyük devrimci Mustafa Kemal Paşa'nın başlattığı hızla, mutlakiyetçi sultanlar rejimi yıkılmış ve gerçekten laik bir devlet kurulmuştur. Millet tümüyle çağdaş uygarlıkların önünde yer almak için şevk ile ilerleme yolunda bir atılım yapmıştır.

Barışı takviye hareketi yeni ve seçkin Türk devletine bugünkü görüntüsünü veren tüm iç reform hareketleriyle birlikte yürümüştür.

Türkiye antlaşmalarda belirtildiği üzere kendi milli sınırları ile samimi şekilde iktifa ederek Yakın Doğu'da barışın gerçek bir savunucusu olmuştur.

Kanlı çarpışmalar nedeni ile uzun yıllar Türkiye ile düşman durumunda kalan biz Yunanlılar, Osmanlı İmparatorluğu'nun yerini alan bu ülkede vuku bulan bu köklü değişikliğin etkilerini duyan ilk kimseler olduk. Anadolu faciasının hemen akabinde kendini yenileyen Türkiye'ye bir anlaşma fırsatı görerek elimizi uzattık. O, bu uzanan eli samimiyetle kabul etti.

Ciddi anlaşmazlıklarla ayrılmış olan milletlerle samimi bir barış örneği veren bu yakınlaşmadan sadece, iki ülke için olduğu kadar Yakın Doğu barışı için de yararlı sonuçlar doğmuştur. Barışın medyun olduğu bu kıymetli katkının sahibi kişi Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'dır. Bu nedenle 1930 yılında Yunan Hükümet Başkanı sıfatı ile ben Türk-Yunan Paktı'nın imzası ile Yakın Doğu'da barışa doğru yeni bir devir başlarken, Mustafa Kemal Paşa'yı Yüksek Nobel Barış Ödülü için aday göstermekle şeref kazanırım. Üstün saygılarımın kabulünü rica ederim, Bay Başkan.” E.K. Venizelos.

“Büyük işleri yalnız büyük milletler yapar” diyen büyük zaferlerin Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk'e saygıyla…