İnsanlık tarihinde bilimsel düşüncenin ve çeşitli bilimlerin ilk olarak İÖ 600'lerde Yunanlarca icat edildiğini ileri sürenler, bunu “Yunan Mucizesi” olarak adlandırıyor. Önde gelen savunucularından Prof. Dr. John Burnet, birinci basımı 1892'de yayımlanan “Erken Yunan Felsefesi” (Early Greek Philosophy) adlı kitabında “Yunan Mucizesi”ni şöyle tanımlıyor:
“Amacım, erken İon (Yunan) bilginleriyle dünyaya yeni bir şeyin bilim dediğimiz şeyin geldiğini ve Avrupa'nın ta o zamandan bu yana izlediği yolu, ilk kez Yunanların gösterdiğini ortaya koymak olmuştur; öyle ki, bilim, dünya üzerinde Yunan gibi düşünmektir, demek onun yeterli tanımıdır. İşte bunun içindir ki, bilim, Yunanistan etkisi altına girmiş olan halklar dışında, hiçbir yerde hiçbir zaman var olmamıştır.”
Bu görüş günümüze dek bilim çevrelerinde pek çok savunucu bulmuştur. Ülkemizde bu görüşü savunan bir makalede şöyle deniyor:
Hellen (Yunan) Mucizesini yadsımayalım", "Biz Türklere Yunan (Hellen) Mucizesini yadsımak hiç yakışmaz", "Miletoslu Thales, tarihte ilk kez, güneş tutulmasını önceden hesaplamış, böylece astronomi bilimini Hellenler kurmuşlardır. Matematik ve geometri bilimlerini, bugünkü tıp bilimini Hellenler kurmuşlardı (Hippokrates ile) İnsan Haklarına tam anlamıyla önem vermek "insan her şeyin ölçüsüdür' diyen Protagoras ile ilk kez Hellenlerde başlamıştır. Demokrasinin de yaratıcısıdırlar, Latin alfabesini Batı uygarlığı Hellenlere borçludur, "Tarih bilimini, Olimpiyat oyunlarını kuran, Hellenlerdir.”
Bu başarılarla, Hellen Mucizesine haksızlık etmeyelim, bütün dünya kabul ediyor; diye yorumlamışlardır. Oysa bilim insanlarının pek çoğu bu görüşte değildir. Örneğin kazıbilimci Sir Leonard Wolley, şöyle der: "Biz bütün yaratıların kökünü Yunanistan'a bağladıkları bir dönemde yetiştik (1880-1900) Sanılırdı ki Yunanistan, tıpkı Palas gibi, Olympos'lu Zcus'un başından doğmuştur. Ama sonradan bu kültür çiçeklerinin yaşamın güçlerini nasıl Lidyalılardan, Hititlerden, Fenike'den, Girit'ten, Babil'den ve Mısır'dan almış olduklarını gördük. Kökler daha da gerilere gider: Bütün bu ulusların ardında Sümerler vardır. »
Kazıbilimci Sir Leonard Wolley (1880. 1960), Yunan Mucizesi" öğretisiyle yetiştirilmiş, ancak bunun gerçek olmadığını, yürüttüğü kazılarda doğrudan kendi gözleriyle görmüş ve göstermiştir.
Wolley'den önce yürüttüğü kazılarda görüp göstermiş olan diğer kazıbilimci de, Girit'i kazıp Minos Uygarlığını ortaya çıkararak bu uygarlığın Mısır, Babil, Hitit uygarlıklarının bir uzantısı olduğunu bulgularla gözler. Önüne seren, Sir Arthur Evans'tır. (doğ: 1851, öl: 1941)
Dünyada adları kazıbilimin babaları olarak geçen Wolley ve Evans, "Yunan Mucizesi”nin uydurma olduğunu savunurken, “Yunan Mucizesini bütün dünya kabul ediyor, onu yadsımak bizi dünya kamuoyunda küçük düşürür demek doğru bir tutum olmasa gerektir. "Yunan Mucizesi "propagandacılarının bize bir Yunan olarak tanıttığı Thales, Yunan değil, bir Fenikelidir. Güneş tutulmasını önceden saptamayı ilk becerenler, Yunan değil, Fenikeli Thales değil, Babillilerdir. Ferikeli Thales, güneş tutulmasının 18 yılda bir gerçekleştiğini Babillilerden öğrenip Yunanlara öğretmiştir. Astronomi bilimini kuranlar, Yunanlar değil, Babilliler olmuştur. Geometri ve matematik de birer Yunan bulucu olmayıp, Mısır, Babil üzerinden Fenikelilerce Yunanlara ulaştırılmış bilimlerdir. Pisagor denklemi diye adlandırılarak Yunan buluşu sayılan ünlü denklemin, Pisagor doğmadan bin 300 (45 kuşak) önce Babillilerce bilinilip kullanıldığı, kazıbilim bulgularıyla saptanmış bir bilimsel gerçektir. İÖ 1800'lerde Babillilerce bulunmuş bir denklemin İS 450'lerde (Babillilerce bulunuşundan 2250 yıl sonra), bir Yunanlı (Proklos) tarafından bir başka Yunanlıya (Pisagor'a) maledilmesi bilginlerce bir haksızlık, bir patent soygunculuğu olarak kınanması gerekirken, “Yunan Mucizesi” söylencesini gerçekmiş gibi savunmak, doğru olmasa gerektir.