ÜNİVERSİTELER KENTLERİN IŞIĞIDIR

Abone Ol

Aydında Üniversitenin olmadığı 1970 li yıllarda,

İstanbul’da okuyan Aydınlı bir öğrenci olarak,

Neden ilimizde bir Üniversite yok diye hep hayıflanırdım.

Bizi gurbet ellerde okumak zorunda bırakan 70 ‘li yıllarda ders bitimi akşam evine giden İstanbul da yaşayan öğrencilere imrenir ve özenirdim.

Öğrenci evinin soğuk duvarları , sıcak yemeğin yendiği , düzenli aile hayatını özletirdi.

1992 yılından bu yana Aydında kurulmuş olan ADÜ,

Aydın’a damgasını vurmuş bir önderi ve kent’e güven veren lokomotifidir.

Kültür,Sanat ,Gösteri,Sinema Tiyatro,Söyleşi ve sinema konularına ,

Özellikle Araştırma Hastanesi ile İzmir e giden hastalara şifa dağıtmasıyla ,

Aydın’a profesyonel bir el değdiğinin fark ediyoruz.

Özellikle Tababet hizmeti ise Aydın için bir kazanç.

Hastane koridorlarında sohbet ettiğimiz Muğla’dan gelen hastaların ,Muğla da Sıtkı Koçman Üniversitesinin de araştırma hastanesi olmasına rağmen ADÜ ‘ yü tercih etmelerinin nedeni sanırım, Aydın , çok daha iyi donanımlı bölge hastanesi gibi çalışıyor olması.

Kültür ve sanat gösterileri , düzenlediği konferanslar ile Aydın da özlediğimiz akademik bilgilere ulaşabileceğimiz 24 saat açık modern Üniversitesi ile Aydın haklı gururu yaşıyor.

Aydın’lılara önerim, ADÜ web sayfasından hafta içi etkinlikleri not alıp izlemeleri.

Okumanın ve öğrenmenin yaşı yok.

Zaten yaşlılığın tarifi salt ak saçlı olmak değildir.

Eğer hayata bir genç gibi bakabiliyor görüyor ve okuyabiliyorsanız ,

Siz hala gençsiniz demektir.

HERKESİN BEN MERKEZCİ BİR KENT OLDUĞUMUZUN FARKINDAMISINIZ..?

Egoizmin zirve yaptığı bu şehri Güzelhisar ‘da ,

İyi bir şey için birleşmek ne kdar zor.

Ama geçen gece CHP ve İYİ partililerin Aydın Büyükşehir Belediyesinin iftar yemeğinde birlikte olması siyaseten de olsa güzel bir kareydi.

Şimdiye dek pek de alışık olmadığımız birliktelikte her iki partinin İl başkanlarından , İlçe Belediye başkanları ile Belediye Meclis üyeleri masalarda birlikte yemek yediler.

Bu arada sevgili dostum kardeşim Nazilli belediye başkanı Avukat Kürşat Engin Özcan ile Aydın Lisesinden arkadaşım sevgili Yüsran Erdem ile görüşmekten haz aldım.

Siyasi ittifak için bir araya gelebilenler, bu fotoğrafı daha da genişleterek, yerelde tüm Aydın’ı kucaklaması bir hayal mi acaba ..?

Çünkü bugüne dek hep atışma , siyasi ayrışmadan çok çekti bu kadim şehir.

“ben yokum, bana danışılmadı, makamım aşıldı..!”

Ben oynamıyorum diyen çocuklar gibi boş yere geçti yıllar..!

Bu şehre bir çivi çakanın kulu kölesi olmalıyız.

Kim yaparsa yapsın alkışlamalıyız..!

Makama girince, paltolarımızın yanına egolarımızı da, askıya asmalıyız..!

Aydın idari yönden çok daha güzel günler yaşayabilir.

toplantılarda açılışlarda, kutlamalarda sahte tebessümler,

kapalı kapılar ardında ise , ötekiler , fırtınalar..!

Erken gelenin Müdür olduğu yerel ve merkezi idareler..!

Aydın’a ve bu kente en iyi hizmet eden, en asil Aydınlı’dır..!

Kimse üzerine alınmasın ,

ortaya karışık yazıyorum,

Kızım sana söylüyorum, asıl gelinim anlasın..!

Ey ,Şehr-i Aydın , hali pür melalin işte bu aşağıdaki fıkradasın..!

Denizli'de bir antik kentte araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar..!

Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş...

Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş...

Sonunda sabırlar tükenmiş..!

Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya...!

Horoz önde.. !

Gençler peşinde,

Köyde evlerin arasına dalmışlar.

Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:

- Hey, evlatlar!..

Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?..

- Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!..

- Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...

Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.

Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:

- Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?..

İhtiyar gülmüş:

- Derisine zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın...

Ancak "gak - guk" edebiliyor...

Kıssadan hisse:

Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin.

Arkanda bir gevşemeye görsün, ancak "gak-guk" edersin...!

Aydın’da yerel ve merkezi idarelerde , siyasette herkes gak-gukla meşgul.

ne bir adım ileri , ama hep geri..!

Arkası sıkı adamların ses getireceği ,

birilerinin benim önüne geçiyor diye çelme takmayacağı,

konu AYDIN olunca herkesin birleşeceği ,

Bir ve tek başına olmalıyız.

SÖZÜN ÖZÜ:

DÜNYADA BAŞARI KAZANMANIN İKİ YOLU VARDIR,

YA KENDİ AKLINDAN FAYDALANMAK, YA DA ,SENDEN DAHA AKILLILARDAN FAYDALANMAK.

BİR ÜÇÜNCÜSÜ DE,BAŞKALARININ AKILSIZLIĞINDAN FAYDALANMAKTIR.

Mehmet ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.532.3722627