TÜRKİYE VE YANLIŞ MODEL

Abone Ol

Cumhuriyet tarihinde bazı dönemlerde askeri darbeler yaşadık.Arasıra müdahalelerle de karşılaştık. O günlerdeki siyasi aktörler, olayınvehametini anlayınca derhal hukukan üstünlüğüne parlamentonun haklarına vedemokrasiye sahip çıkan bir ortamı yaratabildiler. Partiler arası anayasakomisyonu kuruldu. Bilim adamlarından oluşan komisyon, yönetimin faşist birdoğrultuda gerçekleşmesine fırsat vermedi. Demokrasinin sembolü olan sandığımilletin önüne koydu. Günümüzde de ekonomide, siyasette, hukukta uygulanacakprogram belli. O program etrafında toplanabilecek girişimlere ihtiyaç var.Siyasetinde buna öncülük yapması gerekir. Siyasetin birinci önceliği milletindirliği ve huzudur. Devletin beka sorunudur. Dış şartlar itibariyle bu imkanvar. Bu yollar açıldı. Bundan 10 yıl öneki gibi ABD hegemonyası yok. Bir ABaldatmacısı yok. Halkı yanlış yollara sevkedecek unsurlar birer birer düştü.Cennetle milleti müjdeleyip de içinden bu milleti dağıtmaya çalışacak bir Fetöorganizasyonu yok. Ortaya çıktı bunlar. Yanlış şeyler birer ikişer gündemdendüştü. Burada kararlılıkla derlenip toparlanma doğrultusunda ileriye bakarak,önümüzdeki ihtiyaçlar doğrultusunda bir proje geliştirme zorunluluğu var.Geçmişe ve bugünkü hatalara bakmadan ileriye bakmak gerekiyor.

Türkiye’nin çok gecikmiş de olsa, milli üretim ekonomisi programınageçme zorunluluğu var. Akse halde yıllardan beri emareleri görülen ekonomikkriz bir çok şeyi alt üst edebilir. Hazırlıklara artık zaman kaybetmedenbaşlamak gerekiyor. Bunların içinde millileştirme, kamulaştırma ve müdahale alanını genişletme tedbirleriahil, önlemler alınmalı. Ekonomi ihtiyaçlara göre belirlenmeli. Bugün çok ciddibir millileştirme programına ihtiyaç var. Ekonomide yabancılara satılmış çokciddi haberleşme ve ulaştırma hizmetlerinin derhal kamulaştırılması lazım.Kapatılmış bir çok kit’in açılması gerekir. Et ve Balık Kurumu, Süt EndüstrisiKurumu gibi KİT’lerin açılması lazım. Kamunun müdahalesini dış ticaretteki vefinans dünyasındaki en liberal ülkesiymiş gibi algılansa da ABD’de de böyle birşey yok. ABD limanını satın alabiliyor musunuz? Deneyin bakalım. Onun içinTürkiye son süratle milli ekonomiye dönmesi gerekir.

15 yılda Türkiye 535 milyar dolar cari açık verdiyse kontrolsüzliberal ekonomi sistemi yüzünden olmuştur. Yaklaşık 450 milyor dolar dış borçda uygulanan sistemin yanlışlığından kaynaklanmıştır. Türkiye ekonomisininiçine düştüğü durum idarecilerde yayınlanan şatafatlı haberlere. Eğer ithalatihracatta yapamaz duruma geldi. Bir sanayici aynen şöyle söylüyor. “İthalatyapmazsak fabrikalarımız kapanır.”

Artık Türkiye’nin milli ekonomiye dönme zamanı gelmiştir. Kapananbazı KİT’ler yeniden ekonomiye kazandırılmalıdır. Artı Türk tarımı çökmüş vekurtarılmayı bekliyor. Hükümet genel bütçenin yüzde 1’ini tarım kesimineaktarmalıdır. Çünkü bu garantiyi iktidarının ilk yıllarında verdi ama verdiğiyazılı teminatı hiçbir zaman yerine getirmedi. Bu yüzden hükümetin tarım kesimine120 milyar civarında borcu vardır.

2017 yılında yapılan 16 Nisanreferandumu ile Türkiye’ye yeni bir idari sistem getirildi.

Esasında Türkiye bu yeni sistemi tam olarak yürürlüğe koymadı. Bunarağmen 2017 yılındaki zorlu süreci şimdilik geride bıraktık.

Ancak 2018’e ayak bastığımız şu günlerde sistem değişikliği olaraknelerin beklediğini bilmiyoruz. Bu bilinmezlikler Başkanlık seçimi zamanındayapılırsa, bilinmezlikler 2019’a da sarkabilir.

Türkiye’nin yalnız idari sistem sorunu yok. 2017’de küresel gelişmelerleiç ve dış sorunlarımız birbirinden ayrılmaz hale geldi. Hepimizin bildiği gibi2017 yılında emperyal güçlerin insanlık değerlerinden kopuşlarını ibretleizledi. Bu değişim ülkemizi Orta Doğu’da yeni bir politika oluşturması sürecinesoktu. İktidar, ideolojim bakımından geriye dönük eğilimler içine girdi. Amayine de siyasi bakımdan önceki süreçlerde bağlandıkları güçlerin yörüngesindentam olarak çıkamadı. Rusya ile geliştirilen komşuluk ilişkileri yerinde birpolitika.

Muhalefet çevreleri ise iktidarın terk ettiği alanlarda güçkazanmaya çalışıyor. Oysa geliştirilecek yeni politika milletin egemenliğinebüyük katkı yapmalı ve üretilecek politikalar milli kültürümüzün içinde olmalı.Bunları başarabildiğiniz taktirde bölgemizde ve ülkemizde dışarıdanyönlendirilen politikaların olumsuz etkileri ortadan kalkacaktır. Her zamandünya barışını tehdit eden ve savaş yanlısı güçlerin hegemonları sonaerecektir.

Anayasa değişikliği ile hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik gibikavramları gölgelemeye yönelik girişimlerin ve bunların da bir faydagetirmediği yaşadığımız çeşitli olaylarla daha iyi öğrendik.