TRAFİK KÜLTÜRÜ

Abone Ol

Hemen her gün gerek yaya olarak gerekse de araçlarımızla trafiğe çıkıyoruz. Binlerce insanla aynı yolu paylaşıyoruz. Trafiğin güvenli bir şekilde akması, insanların bir yerden bir yere huzurlu bir şekilde gitmesi için trafik kurallarına uymanın önemi yadsınamaz.

Trafik kurallarına uyma konusunda bir hayli mesafeler alsak da tam anlamıyla bir bilinç düzeyinin, trafik kültürünün oturduğunu söylemek güç. Biliyorsunuz, geçtiğimiz yıl İçişleri Bakanlığı, 'Yaya öncelikli şehirler' uygulamasını yaşama geçirdi. Trafikte yayalara öncelik tanınması gerektiği kuralı her fırsatta yineleniyor.

Ama hal böyleyken gerek taşıt sürücülerinin gerekse de yayaların kuralları çiğnediğine hemen her gün tanık olmaktayız. Geçtiğimiz günlerde Adnan Menderes Bulvarı'nda kendi kullandığım otomobille seyrederken yaya geçidinde bekleyen insanlara yol vermek için durdum. Sağımdan gelen otomobil sürücüsü ise istifini hiç bozmadan yoluna devam etti. Buna benzer olaylara sıkça tanık oluyoruz. Yayalar dikkat etmeyip geçse yaralamalı hatta ölümle sonuçlanabilecek kazaların yaşanması kaçınılmaz. Bir de sağa sola dönüşlerde sinyal vermeden hareket eden sürücü gerçeği var ki, akıllara zarar…

Gerek sürücülerin gerekse de yayaların trafikte yalnızca kendileri varmış, yol yalnızca kendilerine tahsis edilmiş gibi hareket etmesi eminim çoğumuzu çileden çıkarıyordur. Hele bir de araçta yüksek sesle müzik dinleyip çevreyi rahatsız edenler var ki, onlara diyecek söz bulamıyorum.

Konan kuralları çiğnemekle övünenler de var maalesef. Ancak kuralların bir toplumun düzenli işleyişi için konduğunu akıllardan çıkarmamak durumundayız.

Bir de son dönemde medyaya yansıyan 'trafik magandalığı' olayları var ki, nasıl bir ahlaksal erozyon yaşandığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu ve benzeri gelişmeler gösteriyor ki, gerek trafikte gerekse de diğer yaşam alanlarında 'saygı' meselesi, kuralların en başında geliyor.

Bir toplumda her bireyin başına polis veya jandarma dikmeye olanak yok. İnsanların her şeyden önce vicdanıyla hareket etmesi, 'nasılsa kimse görmüyor' mantığıyla kuralları çiğnememesi yaşama geçirilecek en ahlaki davranış biçimi olsa gerek.

Her şeyin başı eğitim demişler. Toplumumuzda 'öğretim' olgusuna çok değer veriliyor ama kanımca işin 'eğitim' boyutu bir miktar göz ardı ediliyor.

Tez elden bardağın boş tarafına bakıp, olumsuzlukları olumlu hale getirmenin gayreti içinde olmalıyız.

Sağlıklı, güzel günlere…