Kuşadası Haberleri

Söke’nin tarihi su değirmenleri yok oluyor: Koruma çağrısı yapıldı

Söke’nin birçoğu tarihe karışan su değirmenleri Kuşadası’nda düzenlenen söyleşide konuşuldu.

Abone Ol

Ekodosd Derneği tarafından düzenlenen Çarşamba söyleşilerinde bu hafta Hamburg’ta kentsel koruma ve geliştirme projelerinde çalışan, Ankara çevresindeki Galatia Bölgesi’inde, Eskişehir Germia’da belgeleme çalışmalarında; Milet’teki koruma, geliştirme ve sunum önlemlerinin hazırlanmasında katkıda bulunan şehir plancısı Ali Vardar oldu.

Çarşamba Söyleşileri”nin bu haftaki konusu “Söke’nin Su Değirmenleri”ydi. Şehir plancısı Ali Vardar bölgede yapılmış arkeolojik yüzey araştırmalarından yararlanarak hazırladığı broşürün içeriğini anlattığı sunumunda özellikle Söke Akçakonak – Karina arasındaki 35 değirmen kalıntısını tanıttı. Değirmenlerin nasıl çalıştığını, yörede yoğunlaştığı kesimleri grafikler eşliğinde açıklarken, Akçakonak (Gümenez) ve Atburgazı’ndaki değirmenlerin 15.-16. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında “âsiyâb” olarak adlandırıldığı ve bu işletmelerin vergi konusu olduğunu hatırlattı.

Yörede kökleri muhtemelen Bizans Dönemi'ne uzanan değirmenciliğin bugün görülebilen kalıntılarının çoğunlukla 19. yüzyıl ve 20 yüzyıl başlarından kalma olduğunun düşünüldüğünü ifade etti. Değirmenlerin genellikle aynı su kaynağına ortak bir suyoluyla bağlı diziler biçiminde kurulduğunun altını çizdi. Bu konuda araştırmaların derinleştirilmesinin ve bilinirliğinin yaygınlaştırılmasının bölge yerel tarihine katkı sağlayacağını belirtti.

Maalesef bugün görülüp ve anlaşılabilir tek bir değirmen örneğin bölgede olmamasının, genç nesillerin yüzyıllar sürmüş bu teknolojiyi tanıyamamalarına yol açtığını ve bunun bir eksiklik olduğunu dile getirdi. Oysa yurt dışında tarihi değirmenlerin kültürel miras olarak canlandırıldığının altını çizdi. Bu bağlamda Priene antik kentini UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine sokma çabaları çerçevesinde antik kentin yanıbaşındaki 9 değirmen kalıntısının da planlamalarda bir potansiyel olarak değerlendirilerek bunlardan hiç olmazsa birinin canlandırılmasını önerdi.

Ayrıca giderek kaybolan kalıntıların yetkili kurumlarca ivedilikle değerlendirilerek, onların suyolları ile birlikte “teknik kültür varlığı” olarak tescil edilebilme durumlarının belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

Yapılan sunumdan sonra konukların sorularını yanıtlayan Ali Vardar’a, Prof. Dr. Zeynep Mercangöz tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.

Söke ve çevresinin eski dönemlerdeki tarımsal mirasını ve geleneksel üretim kültürünü gösteren tarihi su değirmenlerinin bir zamanlar ne kadar önemli olduğu, her birinin ayrı bir hikayesinin bulunduğu, geçmişte buralarda yaşanan acı-tatlı olaylarla bir döneme damgasını vurduğu genç nesil tarafından bilinmiyor.

Çoğu toprak altında kalan, ayakta kalabilenlerin ise harabeye dönüştüğü tarihi su değirmenleri için, gerekli koruma ve iyileştirme çalışmaları yapılmadığı takdirde tamamen yok olma tehlikesi bulunmaktadır. Bu kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması için en azından bir su değirmeninin restore edilerek yaşatılması büyük önem taşımaktadır.

Söyleşi bitiminde; Kuşadası’nın endemik bitkisi Tülüşah (Rhaponticoides mykalea) ile ilgili eTwinning projesi yürüten ve başarılı bir kapanış etkinliği düzenleyen Yaylaköy İlkokulu’na, öğretmenleri Betül Aksu ve Oya Üyücü’ye, EKODOSD genç grup üyeleri Elif Deniz Nur ve Busesu Önbul tarafından EKODOSD teşekkür belgeleri takdim edildi.

EKODOSD’un doğa koruma çalışmalarına teknik destek sağlayarak katkıda bulunan Burak Baştürk’e teşekkür belgesi ise Güzelçamlı Merdiven Toplumsal Girişim ve Gelişim Derneği Başkanı Oya Baştürk tarafından takdim edildi.