ŞİFALI NOTLAR

Abone Ol

Özellikle içinde bulunduğumuz şu günlerde hava sıcaklıklarındaki ani değişimler yüzünden soğuk algınlığı, grip,nezle ve diğer hastalıklar toplumdaki hemen herkes tarafından yaşanır hale geldi.

Kapalı ortamlarda kalabalıklar arasında uzunca zaman geçirmek zorunda kalabiliyoruz. Az önce isimlerinden bahsettiğim gribal hastalıklara yakalanmamak nededeyse imkansız. Siz kendinizi ne kadar

korursanız koruyun bir şekilde hastalanmaktan kaçamıyorsunuz. Okullar, bankalar, hastaneler, toplu taşıma araçları, kalabalık çalışılan işyerleri, alış veriş merkezleri kısacası kalabalıkların

olduğu heryer hastalıkların kol gezdiği potansiyel yerleri teşkil ediyor.Geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız koronavirüs salgınında toplumsal ve bireysel olarak kendimizi herkesten ve herşeyden izole etmeyi

başardık. Kimimiz hastalığa yenik düştü, kimimiz zorda olsa hastalığı yendi, kimimiz ise şükürler olsun koronavirüsle hiç tanışmadı. Salgın zamanlarında alışkanlık haline getirdiğimiz el yıkama maske takma, hijyen mendilleri kullanma

gibi kişisel korunma yöntemlerini özellikle kış aylarında yeniden hayatımızda yer vermeliyiz. Hiç kimseyle tokalaşmamak gerekiyor sadece baş selamı yeterli olmalı.Konumuz soğuk algınlığı ve gribal hastalıklar olduğu için

şimdi onlarla nasıl başetmemiz gerektiği ile ilgili kısa ama hastalığı yenmek konusunda bazı bilgilerden bahsetmek istiyorum. Toplumumuzda bilinen ve içildiğinde faydalı olan bitki çayları

var. Onlardan birinin kısa tarifi şöyle:

İçeceğiniz her bir fincan için verilen ölçü şu şekilde olmalı: parmak ucu kadar kök zencefil, 1-1 parça hibiscus, 2 çay kaşığı kadar kuşburnu. Bütün bitkiler 1 tatlı kaşığı kadar ıhlamur

çiçeği veya yaprağı, 1 adet karanfil 1 su barağı suya atılıp 2-3 dakika kaynatılır ve 5 dakika kadar demlenir. Çok ince bir limon dilimiyle tercihen günde 3-4 fincan tüketilmelidir.