SEÇMEN ÇANTADA KEKLİK DEĞİL

Abone Ol

Aydın, siyasi gelenek itibarıyla çok partili demokrasinin işlerlik kazandığı 1950’den bu yana merkez sağ partilerin ağırlıklı olduğu bir kent.


1950 – 1980 arasında Demokrat Parti ve Adalet Partisi’nin, 1983 – 1999 aralığında ise Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin genel ve yerel seçimlerde Aydın’da ipi önde göğüslediğine tanıklık ediyoruz. Bu zaman diliminde istisnalar yok mu? Elbette var.


Örneğin siyasette ‘Karaoğlan’ rüzgârlarının estiği 1977 yerel seçimlerinde Aydın Belediye Başkanlığını CHP’nin kazandığını görüyoruz. Fakat az önce de dediğim gibi genel anlamda esen bir ‘sağ rüzgâr’ söz konusu Aydın’da.


***


Bu geleneğin bozulmaya başlandığı tarih ise 18 Nisan 1999 seçimleri. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıyla birlikte ülke genelinde bir rüzgâr yakalayan merhum Bülent Ecevit’in DSP’si pek çok Marmara ve Ege ili gibi Aydın’da da birincilik koltuğuna oturmayı başarmıştı.


2002’ye gelindiğinde ise ülke genelinde iktidar olan AK Parti’nin Aydın’da CHP ve DYP’nin ardından üçüncü parti olduğunu görmekteyiz. 2007’de ise birinci sırada AK Parti’nin, ikinci sırada MHP’nin, üçüncü sırada ise CHP’nin olduğuna tanık oluyoruz.


2009’dan bu yana da CHP’nin Aydın’ın yerel iktidarını elinde bulundurduğu hepimizin malumu.


***


Bütün bunları niye anlatıyorum?


Yıllar yılı merkez sağın kaleleri arasında sayılan Aydın, rahatlıkla merkez sol partilere oy veren hatta onları birinciliğe taşıyan bir siyasal dokuya sahip. Bugün biliyoruz ki, genel iktidarın bazı olumsuz ve kaygı verici icraatları nedeniyle pek çok Aydınlı seçmen ‘kerhen’ CHP’ye yöneliyor, ‘alternatif’ göremediği için oyunu bu partiye veriyor. Yoksa CHP’nin il ve ilçe örgütlerinin söylemlerinden ve eylemlerinden duyulan “aşırı memnuniyetten” değil bu tercih.


Bugün sahaya baktığımız zaman ekonomideki her türlü olumsuzluğa karşın AK Partili vekillerin ve teşkilatların saha hâkimiyetinin CHP’ye göre daha etkin olduğunu söylemek mümkün. Özellikle il ve ilçe başkanlarının, 4 milletvekilinin, belediye başkanlarının hatta belediye meclis üyelerinin katılımıyla yoğun bir çalışma içine giren AK Parti, yakın – uzak demeden tüm kenti karış karış geziyor.


Halk ve CHP’nin kemikleşmiş seçmeni, oy verdiği partinin kadrolarından aynı ölçüde saha çalışması göremiyor. Çalışmalar daha cılız kalıyor.


***


Dolayısıyla CHP, ‘Nasılsa ekonomik sorunlar var, Erdoğan’ın karşısına kimi aday gösterirsek bu halk bize oy verir’ tarzında bir düşünce yapısıyla seçmeni çantada keklik görmemeli.


Evet, çarşıda pazarda mutfakta, halkın gündelik yaşamında çok büyük sorunların olduğu aşikâr ancak CHP ve onun başını çektiği Millet İttifakı, can yakıcı sorunlar karşısında üreteceği somut çözümleri bıkmadan usanmadan halka anlatmalı, bununla birlikte ikna edici olmalı.


İyi haftalar…