SANCAKTAN EYALETE KASABADAN VİLAYETE AYDIN TARİHİ

Abone Ol

Osmanlı klasik döneminde idari yapılanmasının en üst düzey birimi eyalet ya da beylerbeyliğiydi. Eyaletten sonra sancak, kaza, nahiye ve köy teşkilatı gelirdi. Devlet, imparatorluk vasfı kazanıp yayıldıkça hem ele geçirilen toprakların hem de merkeziyetçi yapının korunması bakımından eyaletler kurmuştu.

İlk eyalet, 1362 yılında Lala Şahin Paşa’nın beylerbeyi tayin edildiği Edirne merkezli Rumeli’dir. Bunu 1393 yılında Timurtaş Paşa’nın beylerbeyi atandığı Ankara ve Kütahya merkezli Anadolu Eyaleti ile 1398 yılında Tokat, Amasya ve Sivas merkezli Rum Eyaleti izlemişti. 19. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde eyaletlerin sayısı 250’yi aşmıştı.

Bu üç eyaletin ortak özelliği, vergilerin devlet adına toplanması ve yerinde dağıtılması esasına dayalı Tımar Sistemiydi. Beylerbeyi ve kadı gibi üst düzey yöneticileri eyalet divanı değil, bizzat padişah tayin ederdi.

Rumeli, Anadolu ve Rum Eyaletlerinin askeri, siyasi ve iktisadi gücü çok fazlaydı. Özellikle Rumeli ve Anadolu Beylerbeyi, uzun süre devletin idaresinde etkili olmuşlardı. Rumeli Beylerbeyi aynı zamanda Divanı Hümayun üyesi olduğundan daha ayrıcalıklıdır. Anadolu Beylerbeyi yükselirse Rumeli Beylerbeyi, Rumeli Beylerbeyi terfi edilirse vezir oluyordu.

Timur istilası ve fetret devri sonrasında Anadolu Eyaletinin sınırları, Batı Anadolu beyliklerinin katılımıyla Ege kıyılarına kadar ilerlemişti. Aydınoğulları Beyliği de 1426 yılında tamamen Osmanlı yönetimine geçmiş, Anadolu Eyaletinin 17 sancağından birisi olmuştu. Tire kazası paşa sancağı yapılmış, Halil Yahşi Bey[1] sancak beyliğine getirilmişti.

Sancağın sınırları Aydıneli (Güzelhisar), Sultanhisar, Arpaz (Esenköy), Bozdoğan, Kestel (Nazilli), Yenişehir (Karacasu), Birgi, Tire, Ayasuluk (Selçuk), İzmir, Çeşme, Alaşehir ve Sart (Salihli) kazalarıyla çizilmiş geniş bir bölgeydi.

Bu bölge, eyaletler arasında en gelişmişi ve yüzölçümü bakımından en büyüğüydü. 16. yüzyıldan itibaren doğal kaynakların ve coğrafi koşulların iyi kullanımıyla tarım, ticaret, dokuma, metal sanayi ve kültürel zenginliği daha da artmış, devletin tarım ve sanayi üssü haline gelmişti. Özellikle İzmir, yerel bir liman olmaktan çıkmış, Avrupalı tüccarların mal getirdiği ve satın aldığı gümrük deposu[2] niteliği kazanmıştı.

16. yüzyılda Anadolu genelindeki birçok şehir iktisaden gelişiyordu. Bu durum, eyaletlerin sınırlarını, kazaların sayılarını değişiyordu. Nitekim Aydın sancağındaki kazalara ek olarak Bayındır, Balyambolu (Beydağ), Keles (Kiraz), Köşk, Amasya (Değirmenbükü), İnegöl (Sarıgöl), Akçaşehir (Söke), Balat ve Çine katılmış ve nüfusu 42.460 kişiye[3] ulaşmıştı.

Bu dönemde dikkat çeken diğer bir özellik ise Güzelhisar kasabasının iktisadi gelişmişliğiydi[4]. Bölgenin cazibe merkezi haline gelen Güzelhisar kasabası, 1653 depreminde büyük zarar görmüştü. Buna rağmen hem nüfusu çoğalmış hem de batı limanlarına ulaşan ticaret yolu üzerinde yer almasından dolayı ticareti ve tarımsal gelişimini sürdürmüştü.

16. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu'yu sarsan Celali isyanlarının sonuçları düzeni temelinden sarsmıştı. Aydın sancağı kırsalında at koşturan celalilerden Yusuf Paşa ve Sarıbeyoğlu çetesinin eşkıyalık hareketleri, Büyük Kaçgun’a[5] neden olmuştu. İsyanın önlenmesi için elebaşları ya rüşvetle durdurulmuş ya da ağır yaptırımlarla ortadan kaldırılmışlardı.

Devlet, 17. yüzyılda ekonomisi sanayileşen Avrupa’nın gerisindeydi. Uygulanmak istenen reformlarla amaç hasıl olmamıştı. Köprülüler devrinde (1656-1683) sağlanan göreceli istikrar bozulmuştu. Kaybedilen savaşların getirdiği kapitülasyonlarla bankerlik gibi yeni siyasi egemenlik sahaları kurulmuştu.

Ülke genelindeki sorunlar, 18 ve 19. yüzyıllarda devam ettiğinden kimi tedbirlerin alınmasını gerekli kılmıştı. Yeniçeri Ocağı gibi işlevsiz, özelliğini kaybetmiş kurumların varlığına son verilmiş, zamanın gereklerine uygun yeni kurum ve kurallar geliştirilmişti. Bu kapsamda, 1826 yılında devletin yönetsel bölümünde değişiklik yapılmış, olağanüstü büyüdüğü gözlenen Anadolu Eyaleti 4’e bölünmüştü.

Yeni kurulan eyaletlerden birisi de Güzelhisar’ı merkeze alan Aydın Eyaleti olmuştu. Yönetimine Hasan Paşa’nın[6] verildiği eyaletin sancakları ise Hamideli (Isparta), İzmir, Saruhan (Manisa) Tekeli (Antalya) ve Menteşe şeklinde belirlenmişti.

Devletin siyasi politikaları savaş giderlerini büyük ölçüde artırmış, gelirlerin finansmanı için malikâne istemi geliştirilmiş, tebaaya yeni vergiler salınmıştı. Bu kısır döngü tımar sistemini bozmuş, ayanların hızla yerel yöneticilerin ve sancak beylerinin yerine geçmesini sağlamıştı. Güzelhisar kazasının ayan ailelerinden Cihanoğulları ve Karaosmanoğulları’nın kenti, bir vali gibi yönettiği günler yaşanmıştı.

İzmir-Aydın arasında Türkiye'nin ilk demiryolunu inşa eden şirketlerin isteği üzerine 1841 yılında Aydın Eyaleti’nin merkezi İzmir’e taşındıysa da üç yıl sonra 1843 yılında yeniden Güzelhisar’a nakledilmişti. Bu durum Damat Halil Rıfat Paşa’nın valiliği sırasında tekrar değişmiş ve İzmir, 27 Şubat 1850 yılında Aydın Eyaletinin merkezi olmuştu.

1864 yılında kabul edilen nizamname ile eyaletler kaldırılıp vilayet sistemine geçilmiş, Güzelhisar’ı merkeze alan 5 sancaklı[7] Aydın Vilayeti kurulmuştu. Aydın’ın bu statüsü, Cumhuriyet döneminde bir kez daha değiştirilmiş[8] ve 1920 tarihli bir kanunla bağımsız hale getirilen 71 İl’den birisi yapılmıştı.


***


Dipnotlar:

[1]Himmet Akın, y.1968, s.99

[2]Olcay Pullukçuoğlu, y.2006, s.2, 203

[3]Bilgi için bkz. M. Akif Erdoğru ve Ömer Bıyık, y.2015 s.38

[4]Geniş bilgi için bkz. Abdullah Uğur, y.2003. s.49-55

[5]Büyük Kaçgun, korkuya kapılan bir kısım halkın çiftini çubuğunu, yerini yurdunu bırakarak kentlere göç etmesidir.

[6]Bkz.(https://islamansiklopedisi.org.tr/aydin).

[7]Saruhan (Manisa), İzmir, Aydın, Menteşe ve Denizli Sancağı.

[8]Geniş bilgi için bkz. O. Kubilay Gül. y.2016.


Kaynakça:

(i)Himmet Akın, Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma, Makale, Erişim Tarihi:03.02.2022, (http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr)

(ii)Olcay Pullukçuoğlu, Aydın Sancağı 1845-1914 (Sosyal, Ekonomik, İdari, Kültürel Durumu), Doktora Tezi, 2006, Erişim Tarihi:03.02.2022, (https://www.scribd.com)

(iii)M. Akif Erdoğru ve Ömer Bıyık, Fatih Mehmed Devri Aydın İli Mufassal Defteri, Makale, Erişim Tarihi:03.02.2022, (https://www.academia.edu).

(iv)Abdullah Uğur, Aydın Şehrinin Kuruluşu ve Gelişme Evreleri, Makale, 2003, Erişim Tarihi:10.02.2022, (https://dergipark.org.tr)

(v) O. Kubilay Gül, Tek Parti Dönemi Mülki İdarede Yapılanma Çalışmaları, 2016, Erişim Tarihi:10.02.2022, (https://dergipark.org.tr)