MİLİTAN GAZETECİLİK

Abone Ol

Gazeteciliğin en önemli güncel sorunlarının başında belli bir siyasal ideolojinin militanlığının yapılması, farklı görüşteki kişi, kuruluş ve kurumlara karşı ‘düşmanca’ bir tavır sergilenmesi geliyor.

Tarihe baktığımızda bazı gazetelerin, yayın organlarının belli bir siyasal iktidarın bayraktarlığını yapması tanık olunan bir durumdur. Örneğin Demokrat Parti’nin iktidar olduğu 1950 – 1960 döneminde Zafer gazetesi Demokrat Parti’nin, Ulus gazetesi ise CHP’nin yayın organı konumundadır.

***

Yine 1970’li yıllara bakıldığında Cumhuriyet, Milliyet gibi gazeteler sol – sosyal demokrat kesimin sıkça okuduğu yayın organlarıyken, Tercüman, Ortadoğu gibi gazeteler kendini muhafazakâr – sağ çizgide konumlandıran kitlelerin koltuğunun altında taşıdığı gazeteler olagelmiştir. Esasen gazetelerin farklı yayın politikalarının, hassasiyetlerinin olması gayet normaldir. Esas anormal olan ‘militan’ gazeteciliktir.

***

Bugün medyaya baktığımızda – özellikle de yaygın medya – kutuplaşma ortamı öylesine derinleşmiş bir halde ki, bir gazetenin ‘ak’ dediğine, diğeri ‘siyah’ diyebiliyor. Bir gazete, kendi tandansında kişi veya kuruluşların olumsuzluklarını rahatlıkla görmezden gelebilirken, ‘karşı mahallede’ herhangi bir olumsuzluk tespit ettiğinde adeta saldırıya geçebiliyor. Son dönemde buna benzer örnekleri gerek yazılı gerekse de görsel basında sıklıkla görebiliyoruz.

***

Şu bir gerçek ki, ‘militan’ duruşla temel gazetecilik ilkeleri hiçbir surette bağdaşmaz. Elbette gazetelerin, yayın organlarının ekonomi – politik kaygıları, ideolojik duruşları olabilir ama bu ‘benim mahallemde ne olursa olsun mubahtır’ görüşünü meşru kılmaz. Aksine ne olursa olsun eleştirel, sorgulayıcı duruş ve tutum içinde olmak gazeteciliğin olmazsa olmazıdır.