KUŞADASI UNUTULDU MU?

Abone Ol

Kuşadası, Türkiye'de kruvaziyer gemi turizminin ve konaklama turizminin lokomotif kentiydi bir zamanlar…

Turizm denilince Kuşadası akla gelirdi 1970'li yıllarda, yerli ve yabancı turistler için bir cazibe yeri, rüya gibi tatillerin yaşandığı bir Anadolu kasabasıydı. Öyle ki zamanın sinema starları, sahne sanatçıları, politikacıları, yabancı devlet temsilcileri (Büyükelçi vd.) Kuşadası'na gelirdi. Türk filmleri çekilen doğal bir film setiydi Kuşadası'nın her köşesi. Sinemanın jönleri, güzel kadın oyuncuları hem film çevirir hem de tatillerini Kuşadası'nda geçirirlerdi. Kuşadası ismi ülke sınırlarını aşarak dünyada tanınan marka şehirleri arasında yer alıyordu. O yıllarda Kuşadası'nda açılan irili ufaklı oteller, pansiyonlar turizme kazandırılarak yerli ve başka şehirlerden gelenlerin ekmek kapısı olmuştu. Çok eski yıllarda Kuşadası ve civarında yaşayan kadınların rahatça gözlerden uzak bir şekilde denize girebildikleri yer sonradan KADINLAR DENİZİ adını aldı ve turistlerin gözde plajı oldu. İşletmeler çok iyi hizmetler veriyor karşılığında da güzel paralar kazanıyordu.

Özellikle 1980'li yıllarda başlayan örümcek ağı gibi her yeri saran kooperatifler hemen her yeri evlerle doldurmaya başladı. Bilinçsizce verilen imar planları yüzünden şimdilerde Kuşadası'nda nefes almak bile mümkün olmuyor. Oysa altın yıllarını yaşadığı dönemlerde kentte yaşayanlar ileriyi görüp hesap etselerdi sanırım bugünlerde yaşanan sıkıntılar asla yaşanmazdı.

2000'li yıllara gelindiğinde dünyada olduğu gibi Kuşadası'nda da büyük değişimler görüldü. O yıllarda Antalya, Bodrum , Çeşme ve Fethiye gibi şehirler ve kasabalar turizmde büyük ataklar yapmaya başladı. Özellikle Antalya turizme yaptığı yatırımlarla adeta uçuşa geçti. Büyük ve devasa oteller, konfor ve şatafatın bol olduğu lüks yıldızlı oteller, eğlence mekanları ile Kuşadası'nı sollayarak lider konumuna geçti. Bodrum ise ayrı bir dünya, İstanbul, Ankara ve İzmir sosyetesi, sanatçılar, entelektüeller Bodrum'u mesken tuttular. Hal böyle olunca televizyonların magazin programları neredeyse 7/24 Bodrum ve Antalya'dan bahseder oldu. Çeşme adını ılıcaları ve rüzgâr sörfüyle duyurdu, diğer şehirler kadar olmasa da hatırı sayılır bir turizm hareketliliğine sahip.

Tüm bu olanlar yaşanırken Kuşadası'na ne oldu? Kendini yenilemedi, sırf kooperatiflerle dolu yazlıkçı şehri oldu. Oldu ama bir keşmekeş şehri. Turizme yeterli yatırımlar yapılmadı, mevcut yıldızlı otellerden bir kaçı hariç otellerin neredeyse hepsi 40 yıllık yapılar. Belki de Kuşadası kendine yatırım yapmadığı, kendini yenilemediği için cazibesini kaybetmekle karşı karşıya kaldı.

Yukarıda isimlerini saydığım turizm şehirlerinin daha isimleri bile anılmıyorken Kuşadası vardı. Ülke ekonomisine çok büyük girdiler sağlayan yıldız bir şehirdi. 80'li yıllarda kumar oynatılan casinolar vardı Kuşadası'nda öyle ki yabancılar kumar oynamak için gemilerle Kuşadası'na akın akın geliyorlardı. O kadar çok yabancı turist vardı ki oteller ve pansiyonlar ful dolunca, bazı Kuşadalılar kendi evlerinin odalarını bile günlük, haftalık kiraya veriyorlardı.

Ne oldu da Kuşadası gözden düştü? Özeleştiriyi seven bir millet değiliz hatayı kendimizde değil de hep başkalarında aramayı yeğleriz. Kuşadası'nda yıllarca turizme katkı sağlamış, büyük paralar kazanmış işletmeler kendilerini yenilemek yerine eski sistem hizmet vermeye kalkınca Kuşadası yavaş yavaş cazibesini kaybetti.

Kuşadası, eskiden gazete manşetlerinde, televizyon programlarında hemen her gün yer bulurken zaman içinde magazin gündeminden de düştü. Şimdilerde magazin programları Antalya, Bodrum, Çeşme, Fethiye, Marmaris, Datça, Alanya gibi kentlerin yıldızlarını parlatmaya devam ederken Kuşadası'nın adı bile geçmiyor. Durum böyle olunca Kuşadası adeta unutulmuş ve gözden düşmüş oluyor.

KUŞADASI'NI YÖNETENLERE VE HALKINA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

Kuşadası'nı yönetenlerin durup düşünmesi gerekiyor, bu olumsuzlukları şimdiki yöneticilere yüklemek haksızlık olur. Sorunlar baya eski ve kronik hal almış. Öncelikle yurt dışı ve yurt içi tanıtımlarında başarılı olabilmek için nasıl bir yol haritası çizilmeli, kimlerle işbirliği yapılmalı, bir heyet oluşturulmalı, heyette turizm ile uzaktan yakından ilgisi olmayan hiç kimse olmamalı. Gerçek turizmciler, kentin asli yöneticileri, turist rehberleri olmalı.

Tanıtımlar yapılmadan önce mevcut konaklama tesisleri yeni baştan elden geçirilmeli, müdüründen aşçısına, kat görevlisinde resepsiyonistine, barme-ninden, bahçıvanına ve daha birçok hizmet çalışanları işin bilincinde olan, kültürlü ve eğitimli kişiler olmalı. Müşteri diyalogları yapılan işin hassasiyetine uygun olmalı, yani kendi evimize gelen misafirlerimize nasıl hürmet ve saygı gösteriyorsak ülke ekonomisine katkı sağlayan turist misafirlerimize de öyle davranmalıyız.

İşin özü, Kuşadası'nı eski günlerine getirmek mümkün mü? Evet mümkün. O zaman herkes elini taşın altına sokacak. Uyuyan dev uyandırılacak, kentin üstündeki kasvet dağıtılacak. Kuşadası'nın yerlileri ve kendisini Kuşadalı hisseden herkes üzerine düşen görevleri yerine getirecek.

İşte o zaman KUŞADASI yeniden HAK ETTİĞİ YERLERDE olacak…