KOLA SUDAN UCUZ

Abone Ol

(KAPİTALİZM VE BELEDİYELERİN MUKADDES EMRİ: TAŞLARI YEMEK SERBEST SUİÇMEK YASAK)

Yarım litre su her yerde 1 lira… Kimi zincir marketlerde yarımlitresi 30 ile 40 kuruşa denk gelen kolalar var. Bu da oldu: Su koladan pahalı…Su yaşamdır. Su ticari meta olamaz. Ancak gelin görün ki suda o kadar büyükparalar dönmekte ki su işi yapan büyük şirketler ulusal Tv kanallarındasaniyesi oldukça pahalı kendi su reklamını yaptırmaktadır. Tarihimizden iz yok.İslam’sa bize uzak sanki… Hz. Peygamber Mekke’yi fethettiğinde tüm cahiliyedönemi alışkanlıklarını ayaklar altına alır. Ancak Kâbe’deki putları ziyaretegelen kişilere su dağıtılmasını iyi bir gelenek olarak görür. Aynı geleneğinKâbe’yi ziyarete gelen Müslümanlar için de devam ettirilmesini ister. Susamışabir bardak su vermek bu nedenle sünnettir. Anadolu’da hangi eve gitsen önceinsana su ikram edilmektedir. Tarihte Türk-İslam devletleri de bu sünnetikendilerine vacip görür. İnsanlara su götürmek için hizmet yarışındabulunurlar. Her yere kuyular açılır. Yol üstlerine, kent meydanlarına,sokaklarına çeşmeler yapılır. Hem bu çeşmeler öyle bir yapılır ki her birisanat şaheseridir. Su içtikçe bu mekânlardan insanların su içesi gelmektedir. Onedenle bunlara çeşme değil sebil denmektedir. Eskiden semtler, mahalleler kuyuve sebil adlarıyla bilinmektedir. Günümüzde de bu etki hale devam etmektedir.Aydın’da Soğukkuyu, İzmir’de Üç kuyular semti gibi. Osmanlılarda su hayratıiçin pek çok vakıf kurulur. Kişiler de yol üzerine çeşme yaptırma bu mümkündeğilse küp veya testiler içinde su bırakma yarışına girerler. Pek çok salgınhastalığın suyoluyla yayıldığı bilinmektedir. Onun için vakıflar sadece sugetirmeyle değil suyolları, kuyu ve sebillerin tamiri, bakımı ve temizliğiylede ilgilenir. İnsana su götürmede yarışan medeniyet, hayvanları elbette ihmaletmez. Börtü-böcek, kuş, evcil ve vahşi hayvanlar su içsin diye yalaklar yapar.Aydın ilinde var olan kuyuları sayalım: Torlak kuyusu, Soğuk kuyu, TütüncüoğluKuyusu, Sanayi Kuyusu, Arap Kuyusu… Şimdilerde kuyular kapatıldı, sebillersöküldü, çeşmelere tıpa vuruldu. Garajlarda dahi çeşme yok… Bütüngeleneklerimiz çiğnendi. Bari su geleneğimiz ayakta kalsaydı. Aydın ve diğerkimi iller köklü kentlerdir. Nereden bellidir? Nerede sebillerimiz,çeşmelerimiz? Onların üzerinde mermere işlenmiş Selçuklu ve Osmanlı motiflerivardı. Sebilsiz tarihi kent mi olur? Turist gelmez buralara elbette… Her şeyimeta yaptınız, anlamaktayız. Ama su bu! Osmanlı kimi çeşmelerden Ramazan’daballı su veya şerbet akıtmaktaydı. Her şeyden vazgeçtik: Sıcak günlerde yokmudur yüzümüzü yıkayıp serinleyeceğimiz bir çeşme? Çeşme, sebil yapılırsabunlar kırılırmış, kirletilirmiş. Kirlenirse temizleyin, kırdırmayınbilinçlendirin. Kola sudan ucuz olur mu? Belediyeler, sokaklara caddelere negüzel taşlar döşemekteler. Döşesinler… Ama nerede çeşmelerimiz? Halktan kopukFransız İmparatorunun 1789’da sefaletten isyan etmiş, ekmek ekmek diye bağırankendi vatandaşına ekmek bulmazlarsa pasta yesinler dediği gibi su bulmazlarsakola içsinler, kola daha mı ucuz demektesiniz… Sokak ve caddelere taş döşemekgüzel de Belediyeler ve kapitalizm mukaddes(!) bir emir yayımladı da bizim mihaberimiz yok: “Taşları yemek serbest, su içmek yasak”