Osmanlı İmparatorluğunun önemli tarım bölgelerinden birisi Aydın idi. Aydın’ın tarım ile tanışması karanlık çağlara kadar uzanmakta idi. Bulgular M.Ö.14. yüzyılda Aydın civarında zeytin tarımı yapıldığına işaret etmektedir.
Ancak Aydın ve çevresinde tarımın sıçrama yapmasına, tarım ürünlerinin yaygın bir biçimde üretilmesinin yanında, bu ürünlerin Aydın’a ait limanlardan önce Akdeniz limanlarına, daha sonraki yüzyıllarda Avrupa’ya taşınması yol açmıştır.
13. yüzyılın başlarında Aydın ve Büyük Menderes vadisinin tamamen Türkleşmesi öncesinde de tarım yaygın bir üretim biçimi ve ticaret malı durumunda idi.
Aydın İli “Kâfirleri” Hem II. Murad hem Fatih Mehmed devirlerinde Aydın İl’inde ‘kâfir’ olarak tanımlanan kişilere rastlanır. Ayrıca, bu kâfirler zamanında dikilmiş zeytin, dut, kestane ve ceviz ağaçlarına atıflar yapılır. Bu ağaçların diğer ağaçlardan farklı vergilendirildiği görülür (499).
Osmanlı erken döneminde çok yetiştirilen ürünlerden birisi de çeltiktir. Osmanlı sarayının ve mutfakların önemli gıdalarından birisi olan çeltik Büyük Menderes’e yakın sulak alanlarda bol miktarda yetiştirilir ve değerli bir tarım ürünü ve gıda idi.
Osmanlılar Fetret Dönemi’nin sonunda Aydınoğulları hanedanına tamamen son vererek Aydın Sancağı’nı tesis etmişler, tımar sisteminin nizamına göre düzenlemişler ve sancak beyi atamışlardır.
Osmanlı arşiv kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla XVI. yüzyıl boyunca Tire’nin, sancak yönetiminde Aydın’dan daha önemli bir yeri olduğu görülmüştür. Tahrir kayıtlarında Aydın’ın ekonomik olarak henüz çok gelişmemiş olduğu görülmektedir.
XVI. yüzyıla ait kayıtlarda, Aydın sınırlarının bitiminde büyük sebze ve meyve bahçelerinin olduğu insanların kendi ihtiyaçları için küçük bahçeler yaptıkları buralarda zeytin ve incirin olduğu görülmektedir. Ayrıca, zeytin, zeytinyağı, çuha, bal, pamuk, nar, üzüm, buğday, palamut ticareti, yoğun yapılan ürünler olarak görülmüştür (500).
Üreticilerin yetiştirdiği zeytin, zeytinyağı, üzüm, kuru üzüm, incir, palamut, buğday vb. ürünler Aydın’da etkili ve güçlü olan tüccarlar tarafından Balat’a ve Kuşadası Limanı’na götürülmüş, buradan da yabancı tüccarla vasıtasıyla ihraç edilmiştir.
Yüzyılın sonlarına doğru Aydın Sancağı’nın gerek iklimi gerekse coğrafi konumundan dolayı verimli topraklara sahip oluşu gözetilerek, İstanbul’da yaşayan devlet ileri gelenleri bölgedeki bazı gelir kaynaklarını kendi yönetimlerine almaya başlamışlardır. Başta padişah olmak üzere valide sultanlar, paşalar, defterdarlar ve padişaha yakın kişiler Aydın Sancağı’nda çeşitli has ve arpalıklara sahip olmaya başlamışlardır. Bu toprakların büyük bölümünde zeytincilik, incircilik ve çeltikçilik yapıldığı görülmektedir (501).
Aydın’da, Klasik Döneme tekâbül eden Osmanlı hâkimiyeti, bölgedeki iktisadi, sosyal ve kültürel pek çok gelişmenin de önünü açmıştır. Kimi kısımları havası hümayun olarak şehzadelere ayrılmış olan Aydın Sancağı, Osmanlı hâkimiyeti döneminde, imparatorluğun görece zengin bölgelerindendir. Bu zenginliğin öncelikli nedeni de tarımdır. Dağlarla çevrili, çok verimli iki alüvyonlu ovası bulunan Aydın yerleşiminde, verimli bağ ve bahçelerin yanı sıra pamuk, tütün, susam, kestane, elma, üzüm ve çeşitli meyvelerin yetiştiği tarlalar da fazlasıyla mevcuttur (502).