Çanakkale Savaşları, büyük bir milletin topyekûn yedi düvele karşı kahramanca canını, malını hatta bütün varlığını seve seve vatanın kurtuluşu için verdiği bir ölüm kalım savaşının destanlaşan adıdır. Düşmanlarımız bile “Çanakkale Geçilmez!” demek zorunda kalmışlardır…
“Yaş otuz beş yolun yarısı eder” demiş Şair Cahit Sıtkı Tarancı.
Çanakkale Meçhul Asker Anıtı Şehitliğinde
Üç gencimizin adı yazılı birer mezar taşında:
Yaş yirmi altı, yaş yirmi beş ve de yaş on beş
Yolun sonudur, Çanakkale Savaşında.
Anadolu kadını size çocuğunu gösterir; “Bu yavrunun dedesi Çanakkale'de kaldı” der. Öteki yavrunun babası ise Dumlupınar'da, İnönü'de kalmıştır. Galiçya'da kalanlar… Balkanlar'da kalanlar… Sakarya'da kalanlar… Askere gidip de dönmeyenler. Yurdun şu veya bu köşesinde iç düşmana karşı savaşırken can verenler… Gidip de gelmeyenler… Onlara minnettarlığımız sonsuz. Onların fedakârlığına layık olmaya çalışmak bizim vicdan borcumuzdur.
MEHMETÇİĞİN ÇANAKKALE SAVAŞINI KAZANDIRAN YÜKSEK KARAKTERİ
Gazi Mustafa Kemal diyor ki:
“Bombasırtı Olayı ( 14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve Cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngü ile çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiç bir askerinde bulunmayan, tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Çanakkale İngiliz Başkomutanı General Hamilton da diyor ki:
“İngiltere Harbiye Bakanlığına, Niçin geriye çekildiğimizi soruyorsunuz, bütün gerçeği tüm açıklığı ile size bildirmek isterim. Çok cesur muharebe eden, en iyi sevk ve idare edilen asil Türk Ordusunun ve Albay Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın karşısında bulunuyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmayalım.”
İşte Türk ulusunun bağrından çıkardığı o dahi komutan Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1915'te Arıburnu'ndan askerlerimize – kahraman Mehmetçiklerimize şöyle seslenmiştir:
“Benimle beraber burada muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım.”
BİR DESTANDIR ÇANAKKALE
İstanbul'u alma hayalleri ile 300 bin asker (İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı) sarı, beyaz, siyah insanın Mehmetçiğin imanlı göğsünde eridiği bu topraklarda başta Atası olmak üzere kopmakta olan kolunu kestirip tekrar düşman siperlerine saldıran Edincikli Mehmetler, 215 okkalık (275 kg) mermiyi kucaklayıp top namlusuna yerleştiren Edremitli Koca Seyitler, top mermisi ile denizaltıyı periskobundan vuran Orhaniyeli Müstecip Onbaşılar, bu vatan topraklarında düşmanı kahrettirmişlerdir. Bu mücadelelere devam ederek Sakaryaları, Dumlupınarları tarihe mâl etmişlerdir.
Çanakkale muharebeleri her iki taraftan 500 bin cana mâl olmuştur. Çanakkale'de 115 bin İngiliz'in öldüğü, kayıpların ve yaralıların sayısının 90 bin olduğu, Fransızların 47 bin, türklerin kaybının 252 bin olduğu yazılı bazı kaynaklarda.
Her yıl Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan, İngiltere'den binlerce insan yakınlarının ve hemşehrilerinin mezarlarını ziyaret için Türkiye'ye geliyor. Söyler misiniz lütfen!.. Çanakkale Savaş Alanına neresi daha uzak? İngiltere mi, Ankara mı, Urfa mı? Avustralya mı, Diyarbakır mı, Van mı? Yeni Zelanda mı, Samsun mu, İstanbul mu, Adana mı, Aydın mı, Erzurum mu?
Çanakkale, Dumlupınar, İnönü savaş alanları en iyi, en etkili birer tarih dersi, yurtseverlik, milliyetçilik laboratuvarı bence.
Yurdun doğusundan, batısından, her yerinden gelip Çanakkale'de kahramanca savaşanlar, orada kan kardeşi olmuşlardır. Onlar kutsal vatan topraklarında yan yana, kucak kucağa, ebedi barış içinde uyuyorlar. Onlar bir bakıma ulusal birlik, beraberlik ve barış içinde Türkiye'yi temsil eden anlamlı bir örnek oluşturuyorlar.
Siz şehitlerimizi ziyaret ettiniz mi? Onlara çocuklarınızı götürdünüz mü? Başta Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımıza minnet, saygı ve teşekkür borçluyuz. Ruhlarına birer Fatiha sunalım. Onları yalnız, boynu bükük bırakmayalım. Yaşarken de, ölü iken de yalnızlık çok zor. Şehitlerimiz ölümsüz kahramanlardır. Unutmayalım ki, gerçek ölüm unutulmaktır…