EY SİYASET SEN NELERE KADİRSİN, OLDUĞU KADAR , OLMADIĞI KADERSİN

Abone Ol

Siyaset dünyada amacından çıkıp bir hırsa dönüşmüş günümüzde,

Hizmet etme aracı değil , makam , hükmetme ve kimi çıkarcılar için servet aracı olmuş.

Okyanus ötesi koca kıta devlet açıkça petrol yataklarının güvenliğini sağladık diyorsa, bu malumun bir ifadesidir.

Ülkeler arasında dostluk ve duygusallık değil, tamamen ortak çıkar ve menfaatler öndedir.

Demokrasi adını verdiğimiz yönetim biçimi ise sadece ansiklopedilerde kalan bir terim.

Siz hiç liderinin iki dudağının arasından adı telaffuz edilmeyenin vekil olabildiğini gördünüz mü..?

istisnaları sadece ön seçimlerde görülebilen ancak, illa birilerinin denetiminden geçerek aday olanlar.

Bize dayatılan önce liderlerin seçtikleri,

Ardından bunun adı demokrasi..!

Hadi siyasi partiden değil , bağımsız aday oldunuz,

her iki durumda da , açın kesenin ağzını.

Parasız siyaset , asla mümkün değil.

diyelim ki seçildiniz..!

Seçmenleriniz vekil maaşınıza ortak o andan itibaren.

Boşuna mı “yetmiyor maaş “ diyorlar,

vekil maaşına talim edenler.

Valla sizi bilmem ama , yakından gördüm yaşadım , aslında çok haklılar.

2011 yılında genel seçimlerde yaşanan bir vekil adaylığım nedeniyle neler yaşadım neler..!

Cenazeye, düğüne cemiyete çiçek çelenk,

Ankara da mecliste yemek, olmadı misafir etmeniz ve gecelemek..!

Merak ettiğim nasıl çıkacak onca masraf.?

Aslında siyasi partilere seçimlerden önce yapılan devlet yardımı , bağımsız adaylara da verilmelidir.

Yoksa büyük adaletsizlik konusu olup , aksi takdirde toptan kaldırılmalıdır.

Çünkü devletin , vatandaşlarından topladığı paraları, vatandaşa sormadan , siyasi partilere dağıtması son derece yanlış bir uygulamadır.

Ayrıca kime sorsanız , siyaset mi benden uzak dursun, asla, demekle,

Siyaset ten kaçan okumuşlar, cahillerin yönetimine mahkumdurlar.

Gelin bugün biraz da siyaset üzerine tebessüm edelim.

**********

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve

felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir

sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan

kibirli bir adamla karşılaşır.

İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün

değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:

-“Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der.

Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı

verir:

- “Ben çekilirim.” Diyerek karşısındakini serseriliğini kibarca yüzüne vurur.

*******

Kanuni Sultan Süleyman'dan:

Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa'nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Bir ara Kanuni, vezirine der ki:

-"Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?"

-"Elbette benimki sultanım"

Kanuni şaşırır. Sebebini sorar. Vezir:

-"Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?" der.

***

Siyasetimizim bir bileni Çoban Sülü lakaplı Demirel ise bu ülkenin gelmiş geçmiş en renkli kişisi olarak döneminde mizahçıların konu kaynağı idi.

“- Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin bir Yunan gölü olduğunu iddia ediyor. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna: “Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl de değildir,” cevabını vermiştir.

bir başka örnekte ise Süleyman Demirel’in başbakanlığı sırasında bir ara yaşanan benzin yokluğunu gazetecilerin sıkça gündeme getirmesi karşısında verdiği cevaptır: “Su mu daha değerlidir, benzin mi? Tabii ki su. Benzin içilmez ama su içilir. Benzin vardı da biz mi içtik ?”

Başbakanken kendisine: “Sizi o bulunduğunuz yerden altı defa indirdiler, hâlâ orada nasıl duruyorsunuz?” sorusunu yönelten gazeteciye: “Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim, yedincisinde de işte gene buradayım.”

ordunun siyasetçilere sürekli uyarılarda bulunmasıyla ilgili olarak Süleyman Demirel’in anlattığı “Kuzuların Sessizliği” fıkrası,

“Bir profesör aslanla kuzunun aynı kafeste yaşayabileceğini iddia etmiştir. Ancak etrafındakiler bunun gerçekleşemeyecek bir durum olduğunu söylemiştir. Profesör ise buna mukabil deneyip olabileceğini iddia etmiştir. Hemen akabinde hayvanat bahçesinde denemelere başlamıştır. İtiraz edenler bir hafta sonra kuzu ile aslanın aynı kafeste olduğunu görmüştür. Profesöre şaşkınlıkla bunu nasıl başardığını sorduklarında profesör şu cevabı vermiştir: – Her gün kafese yeni bir kuzu koyuyoruz.”

Bu fıkrayla şartların demokratikleşme açısından zorlama bir durumun olduğundan söz edilmiştir

Demirel yukarıdaki fıkraya benzer olarak darbeyle ilgili her şeyin kendisine sorulmasıyla ilgili aşağıdaki fıkrayı anlatmıştır:

“Manevra varmış. Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş:

– Düşman önden gelirse ne yaparsın? Mehmet cevaplamış, komutan tekrar sormuş:

– Şu yandan, bu yandan, arkandan gelirse ne yaparsın? Mehmet yine cevap vermiş. Komutan en sonunda:

– Ya düşman tepeden gelirse? diye sormuş. Mehmet cevap olarak:

– Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım.”

Süleyman Demirel bu fıkrada, bir önceki fıkrada olduğu gibi, her olayda , tek sorumlunun kendisi gösterilmesinden kaynaklanan rahatsızlığını vurgulamıştır.

Günümüzde siz de böyle siyaseti mizahi olarak anlatan, engin hoşgörülü , çelebi insanları özlemiyormusunuz..?

SÖZÜN ÖZÜ:

DEVLETTE ADALET, MAKAMDA DÜRÜSTLÜK REHBERDİR,

ÇÜNKÜ BUNLAR YOKSA , BAŞKA NE VARSA NAFİLEDİR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.532.3722627