Dün 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ydü.
Çevre, bizden önceki kuşaklardan devraldığımız, gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde devretme sorumluluğumuzun olduğu bir miras değil, emanettir.
Bu yüzden 7’sinden 70’ine toplumun her bir ferdinin çevre duyarlılığıyla hareket etmesi son derece önemlidir diye düşünüyorum.
Gündelik yaşantımızda neredeyse her gün çevreyi kirleten o kadar çok davranışla karşılaşıyoruz ki, yere tüküren, sigara izmaritini gelişigüzel sokağa atan, evsel atıkları dere yataklarına, parklara, boş arazilere bırakan insanları gördükçe insanoğlunun bu denli hoyrat hareket etmesine bir anlam veremiyoruz.
Yine Aydın’da sayıları son yıllarda sayıları hızla artan jeotermal enerji santralleri de çevre konusunda önde gelen meselelerin başında geliyor. Ülkesini seven hiç kimse enerji üretimine karşı değil. Hele ki yenilenebilir ve kendi öz kaynaklarımızla temin ettiğimiz enerji yaşamsal öneme sahip. Ancak geniş kesimlerin üzerinde hemfikir olduğu konu şu ki: jeotermal enerji santrallerinin çalıştırılması sırasında doğaya zarar verilmemesi önkoşul olmalı. Reenjeksiyon başta olmak üzere gerekli teknik işlem ve donanımların muntazam bir şekilde yerine getirilmesi de önem arz ediyor. Kendi yerli kaynaklarımızla enerji üretelim. Hem ülke hem kent ekonomisine katkı sağlayalım. Ama bunu yaparken de tarım arazileri başta olmak üzere doğal dokuyu koruyalım.
Ekili dikili alanları, ormanları tahrip edersek, betonu yeşil alanlara tercih edersek yarın çok geç olabilir. Yalnızca bugünü değil, bizden sonraki kuşakları da düşünerek doğaya, yeşile sahip çıkalım. Doğal kaynakları tahrip etmeyelim. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düşüyor.
Sağlıklı, güzel günlere…