DEPREMLE YAŞAMAK

Abone Ol

Belki çok bildik bir söz ama , her şeyi özetliyor.

COĞRAFYA KADERİMİZDİR.

Her ulus kendi topraklarının acısına , tatlı katarak depremin acısını , coğrafyasının güzellikleriyle bal eyleyerek yaşamalıyız bu topraklarda.

83 milyon toptan ne başka topraklara göç edebilir, ne de bir başkasının topraklarına gidebiliriz.

Kutupların soğuğu , Afrika nın sıcağı, gibi ülkemizin ede nerdeyse Karaman ile Konya illeri hariç her yeri deprem bölgesi .

her millet üzerinde yaşadığı toprakların artık kaderi olduğunu bilmelidir.

Bizim de deprem acısının eksiliğinin yanı sıra , güzel iklimi, bereketli toprakları , denizi , tarihi gibi artıları çok daha baskın özelliktedir.

Milyonlarca binanın yer aldığı ülkemizde bir türlü deprem ve özellikle Karadeniz de sel gibi afetlere çözüm üretemedik.

Yıllarca artan yapı stokları da , yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan yönetmeliklere ve teknik şartlara uygun yapılmadığından , her deprem de başımıza gelecek deprem sonrası yaşanan acılar.

ÇÜNKÜ HER YERLEŞİM YERİNDE YAPILAR DEPREME DAYANIKSIZ .

Deprem olmadan , erken davranarak ,bu yapıları kentsel dönüşüm ile yenileyebilirsek , ancak İzmir depreminde sosyal medyada ve TV kanallarındaki Avukat gibi sandalyeden kalkmadan , paniğe kapılmadan depremin sona ermesini bekleyebiliriz.

Tam 21 yıl önce yaşanan büyük Marmara depremi ile deprem gerçeği ile büyük felaket yaşamıştık.

Takvimler 17 Ağustos 'u gösterdiğinde gece yarısı 03.02 de 45 saniye süren kıtaların hareketi büyük bir depremin ülke tarihine bıraktığı acıyı yaşadık

Marmara depremi resmi kayıtlara göre 15.00 kişiye mezar olmuş,

Binlerce yapı ise yerle bir..! Denizler kıyıya yürümüş, evleri yutmuş, gemiler ise karaya oturmuştu.

Hatırlayanlarınız varsa, 800 km mesafedeki deprem,

Aydın dan da hissedilmişti.

Apartmanın en üst katında gece yarısı sallanan avizeler, gıcırdayan kolonlar, gidip gelmeler, yan apartmandakileri de ayağa kaldırmıştı.

Sabah kalktığımızda büyük felaketin fotoğrafı ortaya çıkmıştı.

Yaşanan adeta kıtaların hareketiydi.

Ancak bu büyük acı , biz balık hafızalılar tarafından unutuldu gitti.

Taa ki gelecek bir başka büyük depremde hiç temenni etmediğimiz acılara kadar..!

Aradan geçen 21 yılda Van, Erzincan, Tunceli depremleri gibi acılara İzmir de eklendi.

Peki şimdi sıra nerede..?

21 yıl yıl önce 1999 yılında İnşaat Mühendisi teknokrat olarak Aydın'da bir kamu kurumunda görevli olduğum günlerde,

Depremden bir hafta sonra acil görevlendirme ile gittiğim Adapazarı'ndaki görüntüler ,

Hafızalardan silinmeyecek.

Gece vardığımız Sakarya da , yıkılan evler , apartmanlar, kesif bir koku ve derin bir sessizlik..!

Uzun yıllar bu depremi yaşayanlarda travmalara neden olduğu muhakkak.

Depremin uzun sürmesinin yarattığı ruh sağlığı ,

Sağ kalanlarda da, derin acı ve iz bırakmıştı.

Kimsenin evlere girmek istememesi, Sokaklarda alışılmadık yaşam,

En az beş yıl zihinlerden çıkmamıştı.

Oysa bizler böyle bir şiddetli depremi yaşamamıza rağmen ,

Hasar tespitlerinde teknik inceleme yaparken,

İçini biz görevlilere döken Marmaralılara psikolog hizmeti vermeğe de başlamıştık..! Dün gibi anımsıyorum, Adapazarı'na gece saat üç gibi ulaştığımızda şehir sessiz bir mezarlık gibiydi.

Karanlık ardındaki silüetlerde dik durmasına alıştığımız binalar hep başları yere eğik insanlık suçu işlemiş , suçlular gibiydi. Şehirde kesif bir koku . Bu kokunun cesetlerden geldiğini sanırken sabah yıkıntıların içinde mutfaklardan çevreye yayılan parçalanmış , buzdolaplarının içindeki kokuşmuş meyve ve sebzelerin neden olduğunu anladık.

Bir kaos, bir karışıklık, alışılan bir düzenin ardın-dan gelen, düzensizliğin stresi, dün evde kanepede uzananların , bugün açıkta yerde uyumalarının şaşkın-lığı ve neden olduğu şok. Dile kolay , gözlerinizin alışık olduğu dik duran binalar , hepsi bilek güreşinde yenilmiş , tuş olmuş gibi sağa sola yatmış.

Ya bugün , değişen ne..?

Aydın'da yeni bina yapımı için veya kentsel dönüşüm için yıkılan binalara benim gibi bir göz atın , durun izleyin. Kepçe vurdukça , ortalığı saran toz bulutu dağılınca , darmadağın olmuş beton ve betondan sıyrılmış demirler adeta bir deprem sonrasını andırıyordu. Elle dökülen beton tamamen reçetesiz hazırlanmış ilaç veya malzemesi yetersiz yemek gibi, kıvamından uzak , ilk kepçe darbesinde yerle bir olurken , bir an için deprem olsaydı ne olurdu Aydın'da diye düşünme-den edemedim.! Aydın herkesin bildiği gibi birinci derece riskli deprem bölgesinde . 1970 lerde Menderes Bulvarı açılınca diğer ilçelerdeki Söke ve Nazilli gibi yüksek katlı apartman yapımı aldı başını gitti. Ancak ne hazır beton ne de yapı denetimi gibi uygulamalar bulunmadığından elle dökülen betonlarla yapılan ve üzerinde yaşadığımız bu 40-50 yıllık tehlikenin farkında mısınız..? Hadi kentsel dönüşümle geleceğini kurtaranlar rahat uyuyabilirler, ya hazır betondan önce elle dökülen betonla yapılan stokta mevcut ve halen kullanılan yapılar..?

OTURDUĞUNUZ EV NE KADAR SAĞLAM..?

Yıllar geldi geçti, Dinar, Marmara ,Van depremlerinde yaşadığımız acı tecrübeler sonucu nihayet kentsel dönüşüm yasası ile Türkiye yenilenmeye başladı.

Teşvik kapsamı içinde ya düşük faizli kredi, ya da aylık 800 lira'dan onsekiz aya varan hibe kira yardımları ,harç ve vergilerden muafiyet inşaat sektörünü canlandırmaya başladı.

Efeler de başta Orta ve Cuma mahalleleri, Üniversiteye yakınlığı ve öğrenciler tarafından bir oda ve salondan ibaret düşük maliyetli konut tercihi , biraz da kentsel döşümü , “rantsal dönüşüme çevirerek ” iyiden iyiye hızlandı.

Genelde tek katlı Aydın'ın tercih edilmeyen Efeler ilçesi Orta mahalle de , birbiri ardına modern yapılar yükselmeye başladı.

Gel gelelim , son imar barışı yasası ile Türkiye depreme dayanıklı yapı stoklarında büyük bir artışa ve gerilemeye eskiye dönmeye başlamıştır.

Ruhsatsız ruhsata aykırı , yapılan ve mühendislik hizmeti almamış tüm yapılar İMAR BARIŞI kapsamında yasallaştılar.

Bir yandan depreme dayanıklı yapı yapmaya çalışırken , bu af ile , teknik ve imar sorunu bulunan tüm yapılar yasallaştı.

Belki insanların hukuk'u ile kabul ettiği yasalar , binaları kağıt üzerinde AFFETTİ, ama tabiatın kendi yasaları depremde AFFETMEDİ.

Bu imar barışının traji komik tarafı,kaçak yapılar mühendisler tarafından incelenmeksizin , sadece yapı sahibini müracaatı ve beyanıyla “bina sağlamlığı “ hususu tamamen mal sahibine yüklendi. Teknik sorumluluğu ve deprem riski de yasada bir madde ile bina sahibine yüklendi.

Yani Mühendisler bypas edilerek , sadece beyanla binalar yasallaştı.

Siz de iyisi mi, korkulu rüya görmektense, son yılların en iyi yasası olan Kentsel dönüşüme başvurun , bir an önce bu fotoğraflardaki konutların olası bir depremde başınıza yıkılmaması için , devlet desteğiyle , konutlarınızı yenileyin.

Depremde dayanıksız yapılarda hayatlarını yitirenlerden bir özür borcumuz var.

İnşaat sektörünün, başta Müteahhidinden , Mühendisine , demiri döşeyen ustası ile betonunu hazırlayıp döken işçisine , İlgili belediyesine kadar bu binalarda insanların can vermesine neden oldukları için..!

Deprem değil bina öldürdüğü için..!

SÖZÜN ÖZÜ: BİLİM HEM BİLDİKLERİNİZİ, HEM DE BİLMEDİKLERİNİZİ BİLDİRMEK İÇİNDİR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0542. 7608691