DEMOKRASİ GETİRDİKLERİ YERLER BİRER VİRANE OLDU

Abone Ol

İlk olarak yetmişli yılların sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'a asker göndererek iç savaşın başlamasına neden olmuştu. O güne kadar Afgan halkı özgür bir yaşam sürüyordu, kendi yağında kavruluyor demokratik olarak yönetiliyordu. Amerika Birleşik Devletleri o yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (Rusya) olarak bilinen Ruslarla soğuk savaşı yaşıyordu. Bölgede hakimiyet kurmak adına ve Sovyetlere gözdağı vermek adına Afgan topraklarına girmişti. Ama yalanın kuyruklusunu söyleyerek Afganistan'a girdiler ''Size demokrasiyi yeniden getiriyoruz''

***

Seksenli yıllar başladığında aynı kirli zihniyet iş başındaydı, İran ve Irak gibi iki Müslüman ülke beş yıl kadar savaştı, ama perde arkasında yine ABD ve Avrupa ülkeleri vardı. İran ve Irak savaşı sona erse de hala araları limoni diyebiliriz. İlerleyen yıllarda Saddam Hüseyin yönetiminde olan Irak'a çevrildi gözler. Ülkede mezhep ve aşiret kavgaları ateşlendi, kardeşleri birbirlerine düşürmek zor olmadı. Petrol zengini ülkeyi bölmek için iç savaş çıkartıldı ve Irak tam bir kaosa sürüklendi. Demokrasi yalanıyla ülkeye asker çıkaran Amerika Birleşik Devletleri yaklaşık yirmi yılı aşkın bir süre Irak topraklarını işgal etti. Sonuç parçalanmış bir ülke yüz binlerce can kaybı ve lideri öldürülmüş bir

millet. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa ülkeleri Arap coğrafyasını kan gölü haline çevirmeyi kafasına koymuştu. Sırasıyla Yemen, Ürdün, Mısır, Libya, Cezayir ve son olarak ta Suriye'yi karıştırarak ateşi sönmeyecek bir ortam yarattılar. Bu ülkelerde yaşayan milyonlarca insan yerinden yurdundan edildi. Yüz binlerce sivil kadın, erkek, çocuk bu iç savaşlarda hayatını kaybetti. Ancak kirli bir plan olan 'Demokrasi getiriyoruz'' yalanı hala devam ediyor.

***

Ağızlarını her açtıklarında mangalda kül bırakmayan iki yüzlü ABD ve Avrupa demokrasiyi kendi içlerinde bile sindiremediklerini ortaya koyuyor. Gelelim Arap ülkelerine eski zamanlarda kültürün ve ekonominin beşiği olan bu yerler şimdilerde bitmişliğin, sefaletin, yokluğun pençesinde kıvranıyor. Kabil başta olmak üzere;

Bağdat, Şam, Beyrut, Tahran ve diğer Arap kentleri yakıldı, yıkıldı şimdi her biri enkaz olarak varlar. Eski zamanların bu masallara dahi konu olmuş ülke ve onların ünlü kentleri şimdi virane haldeler. Masum insanların ülkelerine giderek sözüm ona onları daha da özgürleştireceğiz yalanıyla işledikleri cinayetleri tarih asla affetmeyecek. Bugün kendi evlerinde huzurla yaşayanlar bir gün geçmişte yaşattıkları acıları yaşayacak. İlahi adalet tecelli edecek işte o zaman gerçek demokrasi yaşanmış olacak.