CHP'DEKİ İSTİFALAR

Abone Ol

Geçen haftaya damgasını vuran en önemli siyasi olay, CHP'li 3 vekilin partilerinden istifasıydı. CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Yalova Milletvekili Özcan Özel ve Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy, düzenledikleri basın toplantısıyla partilerinden istifa etti.

Mehmet Ali Çelebi, Kara Harp Okulu mezunu bir isim. TSK'da subay rütbesiyle görev yaparken Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hedef aldığı, kumpas davalarıyla hapse atılan, karşı karşıya kaldığı zulüm ve zorluklara karşın yılmamış, inandığı yoldan dönmemiş bir isim. TBMM'deki çalışmalarıyla da göz dolduran bir milletvekili.

Cumhuriyetin kurucu değerlerini içselleştirmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesiyle milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesinden hiçbir zaman ayrılmamış bir ismin CHP'den ayrılması büyük bir kayıptır.

***

İstifa eden vekillerden Hüseyin Avni Mutlu ve Özcan Özel hakkında fazla bilgi sahibi değildim. Konunun gündeme gelmesiyle birlikte biraz araştırma yaptım. İlk olarak, Hüseyin Avni Aksoy'un özgeçmişine ve TBMM konuşmalarına baktım. Çocuk doktoru olan Aksoy, Karabük Tabip Odası Başkanlığı yapmış bir isim. 1995'te il statüsüne kavuşan Karabük'ün tarihte çıkardığı ilk CHP milletvekili olma özelliğini taşıyor Hüseyin Avni Aksoy. Bu da sanıyorum ki, seçim bölgesinde sevilen, sayılan bir isim olduğunu gösteriyor. Aksoy'un Meclis konuşmalarında ise Atatürk, cumhuriyet, Kuvayı Milliye ruhu, ulus ve üniter devlet hassasiyetleri ön plana çıkıyor.

Özcan Özel ise CHP'nin 2018'deki Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin hemşehrisi. Parti örgütünden gelen Özel, CHP Yalova İl Başkanlığı görevinde bulunmuş, daha sonra parlamentoya girmiş.

***

Demem o ki, CHP'nin mevcut kadroları, 'Onlar giderse gitsin, biz bir şey kaybetmeyiz' noktasında olsalar da, bu üç ismin ayrılığı CHP açısından kayıptır bana göre.

İstifacı vekillerin temel tezi, CHP'nin Atatürkçü çizgiden uzaklaştığı yönünde.

Mehmet Ali Çelebi, yaptığı basın toplantısında, CHP'nin HDP'yle arasına mesafe koyamamasını sert sözlerle eleştirdi.

Bugün CHP'ye oy veren yüz binlerce seçmenin, bölücü terör örgütünün siyasi uzantısı olmaktan bir türlü kendini alamayan HDP'ye karşı net tavır takınılmamasından dolayı rahatsız olduğuna eminim. Atatürk başta olmak üzere, cumhuriyetin kurucu kadrolarını 'soykırımcılıkla' itham edenler, HDP yönetiminin ve yandaşlarının ta kendisidir! Hiç kimse 'demokrasi' kisvesiyle bu gerçeği göz ardı edemez, gizleyemez.

***

Yine, “CHP vakfa dönüşsün” tezini savunan 10 Aralık Hareketi'ne mensup isimlerin bugün CHP yönetiminde etkin makamlarda olması sanıyorum ki, CHP seçmeninin vicdanında karşılık bulan bir durum olmasa gerek.

Zaten Mehmet Ali Çelebi de “Tarafım 29 Ekim ruhudur, 10 Aralık ve kuyrukçularının zihniyeti değil” diyerek bu konuda yerini ve konumunu gayet açık bir şekilde tayin etmiştir.

CHP içinde son 10 yıldan beri 'ideolojik savrulma' meselesi tartışılıyorsa, CHP'yi CHP yapan değerleri özümsemiş insanlar, bu gerekçeyle partiden ayrılıyorsa yönetim, tabiri caizse, şapkasını önüne koyup düşünmelidir.

Nabza göre şerbet misali, günün gelişmelerine göre tavır takınan, kurucu değerlerden uzaklaşan bir CHP'nin başarıya ulaşacağını sanmak, çok büyük bir yanılgı olacaktır.

***

CHP, elbette sosyal demokrat bir parti olarak farklılıklara, meşru olmak kaydıyla tüm görüş ve düşüncelere saygı gösterecektir ancak bunu yaparken kendi ideolojik çizgisinden ve beslendiği kaynaklardan uzaklaşırsa bunun adı 'başkalaşım' olarak nitelendirilir. Akıl ve bilimin ışığında, çağcıl koşullara göre 'değişim' normaldir ancak 'başkalaşım' tehlikelidir!

CHP yönetimi, tabanın sesine kulak tıkamamalıdır. Bir yandan partinin düşünsel ilkelerine hassasiyet gösterirken, diğer yandan parti içi demokrasi mekanizmalarını işletmekten asla ama asla kaçınmamalıdır. Çözümün reçetesi budur.