BÜLENT ARINÇ VE TUTARLILIK SINAVI

Abone Ol

Türk siyaset sahnesinde dikkatle takip ettiğim aktörlerin başında eski TBMM Başkanı Bülent Arınç geliyor. Öyle ki Arınç, zaman zaman yaptığı eleştirel çıkışlarla, sıra dışı söylemleriyle sık sık gündem olan bir siyasetçi.


Örneğin geçtiğimiz aylarda, Türk Demokrasi Vakfı’nın düzenlediği toplantıya katılan Arınç, “Kral çıplak demenin zamanı gelmiştir” çıkışında bulundu. Arınç’ın burada yaptığı konuşma, siyasal iktidara muhalif çevreleri memnun ederken, AK Parti camiasını da bir hayli kızdırdı.


Arınç’ın çıkışları bununla sınırlı değil. Bir defasında da siyaset yaşamında hiç kimseye biat etmediğini ifade etmiş, “Biat etseydim Erbakan’a biat ederdim” diyerek ince bir mesaj vermişti. Aktif siyasete veda ettiği 2015 yılından bu yana bu ve benzeri söylemlerini sıklaştıran Arınç, yakın zamanda, eski AK Partili vekil Mehmet Metiner’le de çok sert polemiklere girmişti.


Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le yaşadığı ‘parsel parsel’ tartışmasını da es geçmeyelim tabii.


***


Bu eleştirel çıkışlar akıllardaki tazeliğini koruyadursun, geçtiğimiz günlerde Bülent Arınç’ı Manisa’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programı öncesinde alanı dolduran vatandaşlara seslenirken gördük. Arınç, buradaki konuşmasında geçmişteki tüm eleştirel çıkışlarını sanki unutmuşçasına AK Parti’ye oy istiyor, hizmetlerin devamının önemine vurgu yapıyordu. Kürsüye çıkarken ve ayrılırken alandan gelen ‘yuh’ seslerine karşın yapıyordu bunu…


Gelişen bu olaylar zinciri karşısında siyasi duruş, tutarlılık, inandırıcılık gibi temel kavramlar üzerinde uzun uzun düşüncelere daldım.


Bir yandan iktidarı eleştireceksiniz, bazı şeyler sizi rahatsız edecek, partiniz tarafından adeta ‘istenmeyen adam’ ilan edileceksiniz, daha sonra da meydanlara çıkıp partinize oy isteyeceksiniz. Hem de yuhalanma, kendinizi küçük düşürme pahasına... Bu ne yaman çelişki diye sormadan edemiyor insan.


***


İnsanın siyasi düşüncesi, bulunduğu makam, hedefleri ne olursa olsun, ilkeli bir duruş her şeyin başında gelir, gelmelidir. Sözüne itibar edilmesi gereken bir siyasetçi, tutarlılık sınavını başarıyla verebilmelidir ki, sözünü dinletebilsin, kendi deyimiyle ‘özgül ağırlığı’ olsun.


Yoksa dün söylediğiniz şeyin bugün aksini söyler veya aksi yönde davranış sergilerseniz tutarlılık sınavında baraja takılırsınız.


Tıpkı yaşanan bu son olayda olduğu gibi…