BEDELİ ÇANAKKALE DE ÖDENMİŞTİR

Abone Ol

Dönemin Başbakanı Turgut Özal zamanında gerçekleşmiş bir olay şöyle anlatılır:

Japon eğitim uzmanları heyet olarak Türkiye’ye gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemişler.

Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve şöyle demişler;

“Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!

” Turgut Özal'ın “Nasıl?” sorusu üzerine şunu anlatmışlar,

“Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız.

Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz.

Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazaki'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki,

-Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve zamanın gerektirdiği teknolojiye sahip olmazsanız sonunuz böyle olur.”

Bürokratlardan biri atılır,

“Ama bizim Hiroşima'mız yok ki!”

Japon uzmanın cevabı tokat gibidir.

“Sizin Çanakkale'niz on Hiroşima eder!”

Necip Türk milleti tarihin içinden gelen tüm kahramanlarını her zaman bağrına basar, ekmeğini bölüşür.

Hatırlayın , Lokantacılardan tutun da, su satan büfelere dek, “ gazilere ve şehit yakınlarına ücretsiz ikramımızdır “ yazılarıyla, bu ülkeye , üzerine vazife olandan , çok daha fazlasını gözünü kestirmeden hizmet edenlere esnafın vefa borcu unutulmaz.

Bunlardan en güzeli de zeki ve sanatkar bir Çanakkale kahramanına aittir.

Çanakkale savaşı bir çok kahramanlık hikayesine tanıklık etmiştir.

Bu kahramanlık hikayelerinden biri de aylarca süren ölüm kalım savaşında kullanılan araçlara , lastik almak üzere görevlendirilen “zabıt namzedi” Mehmet Muzaffer’in başından geçen bir olaydır.

Resim’e kabiliyeti olan Mehmet Muzaffer , gönüllü olarak okulunu bırakarak Çanakkale ‘ye askerliğe yazılır.

Çanakkale savaşı esnasında, savaşın en yoğun olduğu dönemlerde, at arabaları ile tıbbi malzeme ve yaralı taşımak oldukça zordur.

Zira atlar en ufak gürültüden etkilenerek kaçışırlar, kağnı arabaları ise oldukça yavaş kalmaktadır. Bu nedenle acil tıbbi malzemeler Almanların hibe verdiği motorlu taşıtlar ve kamyonlar ile taşınmaktadır.

Ancak kamyonların lastikleri kısa sürede harap olmuş ve yenisi bulmak gerekmektedir.

Verilen görevi ne pahasına olursa olsun yerine getirmesiyle tanınır. Ona öyle bir görev verirler ki... !

Çanakkale'de kamyon lastiğine ihtiyaç vardır. Piyasada lastik de yok para da...

O dönemde ise bu tip malzemeler yalnızca İstanbul‘da bulunmaktadır.

Komutanlarının emri üzerine lastik almak üzere İstanbul’a gönderilen genç zabit Mehmet Muzaffer, aradığı lastiklerin Karaköy’de Yahudi bir tüccarı tarafından satıldığını öğrenir.

O yıllarda İstanbul ‘da ’da otomobil ve kamyon çok nadir rastlanan vasıtalar olduğu için lastikleri ise yok denecek kadar azdır. Bu çok zor bulunan malzemeden dolayı ise fiyatları yüksektir.

Yahudi tüccarla anlaşan Muzaffer, lastikler için ödenecek parayı almak üzere, elindeki tezkere ile Erkan-ı harbiye ‘ye, yani , bugünkü adıyla Genel Kurmay a ’ye gider ancak tahsisat bulunmadığından , lastikler için gereken parayı alamaz.

Ancak Çanakkale’ye lastik alamadan dönmeyi onuruyla bağdaştıramaz.

Mehmet Muzaffer, 1. Dünya Savaşı’nın başlarından itibaren çıkarılan ve karşılıklarının harpten sonra altın olarak ödeneceği yazılan ”evrakı nakdiye”nin basımında kullanılan kağıdın aynısını Karaköy’den bir malzemeciden tedarik eder ve bütün gece çini mürekkebi ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek kadar başarılı bir şekilde borç taahhüt evrağını taklit eder.

”Bedeli Dersaadet’te altın olarak ödenecektir” ibaresi yerine ise tarihe geçen o cümleyi yazar: ”Bedeli Çanakkale’de kan olarak tesviye olunacaktır” yazar.

Üstelik o dönemde en büyük para 50 kaimedir. Mehmet Muzaffer, bir gecede iki sahte para yapamayacağı için 50 kaimeye benzeterek tek yüzlük kaime yapmıştır.

Mehmet Muzaffer bu belgenin sahte olduğunun anlaşılmaması için sabaha karşı alaca karanlıkta Sirkeci’ye yüklemenin yapılacağı gemiye gelmesini ister.

Önce karşı çıksa da Yahudi tüccar çaresiz bunu kabul eder, sabah karanlığında tan yeri ağırmadan Sirkeci de buluşurlar.

100 altın karşılığındaki ”yüzlük kaime”yi tüccara verir ve lastikler, Sirkeci’den Çanakkale’ye gidecek gemiye yüklenir.

Birkaç gün sonra Yahudi tüccar elindeki parayı bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gider ama para incelenince gerçek anlaşılır ve bozulmaz .

Çünkü paranın sahte olduğu ortaya çıkar.

Yahudi tüccar olayı büyütmek istemediği için şikayetçi olmaz.

Ancak bu hikaye günlerce tüm İstanbul’a yayılır.

Şehzade Abdülhalim Efendi olayı duyunca, Yahudi satıcıya verilen sahte belge karşılığı parasını ödeyerek, tüccardan parayı alır, zarif sedef kakmalı, içi kadife bir mücevher çekmecesine yerleştir ve İstanbul Polis Okulu’ndaki Emniyet Müzesine hediye eder.

1970’e kadar burada sergilenen ”evrakı nakdiye” halen , Ankara Gölbaşı’ndaki Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesindeki Belge İnceleme Laboratuvarı’nda çelik bir kasada koruma altında tutuluyor.

Her Çanakkale gezisinde, o vatan topraklarını gezerken , nice Mehmet Muzaffer’ lerin anısı gelir aklıma.

Ölen bir Türk askerinin kafatasını , Yeni Zelanda’ya götüren bir anzak askerinin , ölümünden sonra yakınlarının ,Türk askerini kafatasını , Türkiye ‘ye iade ettiği “meçhul asker anıtını “ gördüğümüzde, gözlerimizin yaşlarına engel olamadık.

“Gözyaşının yüzde biri su, yüzde 99 ‘u duygudur “derler.

Çanakkale işte bu duyguların estiği, rüzgar olarak , tarihi yarımada dan Mustafa Kemal’in izinden yayılarak , tüm Anadolu’yu saran özgürlük ve kahramanlık ıslığıdır.

Anadolu’nun dört bir köşesinden gelen kınalı kuzuların sembolik mezarları içinde AYDIN şehitlerini de Çanakkale de görmek için sağlığınızda mutlaka bu toprakları gezin görün.


Çanakkale için hayatını gözü kırpmadan bağışlayanlara , bugün bedeli kanla ödeyen kahramanların yakınlarına bakmak , bize bu toprakları Vatan olarak armağan edenlere , en kutsal borcumuzdur.

Bu anekdot ile hepimize iyi haftalar dileklerimle .

SÖZÜN ÖZÜ :

HARP ZORUNLU VE GEREKLİ OLMADIKÇA CİNAYETTİR.

Mustafa Kemal Atatürk

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM :0.542.7608691

P.K:110 EFELER – AYDIN