BALIKESİRLİ ER MUSA’YI TANIR MISINIZ..? 2

Abone Ol

Dilaver Bey, burada kumandanın lafını kesti “Kumandan cenapları yanlış temas aramaktadırlar. Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcisiyim. Osmanlı Hükümeti'nin değil...”

İngiliz, kızararak ve özür dileyerek "Türkiye Cumhuriyeti" olarak değiştirdi lafını ve istekleri sıraladı.!

İngilizler ‘in istekleri üç bölümde toplanıyordu. Ve bu üç bölüm, sert bir hava taşıyordu.

1- Öldürülen subayın cesedini aramak üzere İngiliz Donanması'na bağlı motorlar sahillerimize gelecekler ancak, bu araştırma sırasında kendilerine ateş açılmayacağı hususunda yazılı teminat verilecektir.

2- İngiliz bayrağına tarziye verilecek, ölen subayın ailesine zarar ve ziyan ödenecektir.

3- Subaylarını öldürdüğünü tespit ettikleri Balıkesirli er Musa, derhal yerinden alınarak cezalandırılacak ve verilecek ceza kendilerine bildirilecektir.

Kumandan bunları bildirdikten sonra, Dilaver Bey'i gemilerine davet etti. Davet, nazik bir dille reddedildi. Atatürk hariciye ( Dışişleri ) bakanlığına şu talimatı verir.” O İngiliz heyetinin karşısına o yerin kaymakamı (Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun ) oturacak ,müzakereyi o yapacak “

( KUŞADASI KAYMAKAMI ABDULLAH DİLAVER ARGUN )

Ancak bakanlık endişelerini bildirir. “ Bizim oradaki kaymakamımız Mülkiye ‘yi yeni bitirmiştir. Tecrübesizdir. hariciyeden bir heyet gönderelim”

Bu cevaba karşın Atatürk ‘ün genç kaymakama’a güveni tam’ dır.

“ Hayır efendim, Genç Türkiye’nin genç kaymakamı bu müzakereyi yapmaya yetkilidir.

Muktedirdir , öyle olacak “ talimatını verir.

Kumandan daha sonra, İngiliz denizcilerin gezmek için Türk kıyılarına çıkıp çıkamayacaklarını sordu. Bunun da cevabı kesinlik taşıyan bir cümleydi “Hayır. İngiliz denizcilerin Kuşadası'nı ziyaretleri için Türk Hükümeti'nden bir talimat alınmış değildir.”

Kaymakam Dilaver Bey, İngiliz heyeti ile konuşmasını derhal Ankara'ya geçti. Bir kahve içmeye vakit bulamadan, Ankara'nın cevabı geldi. Bu kez makinenin başında Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras bulunuyordu ve Kuşadası Kaymakamı'na, İngilizlere verilmek üzere bir mektup dikte ettiriyordu. Dikte ettirilen mektup şuydu "Kumandan cenapları, 2 İngiliz hafif motorunun kaybolan cesedi aramasına müsaade ettim. Ceset bizim tarafımızda bulunursa, tabiatıyla sizlere tevdi olunacaktır. Bu araştırmalara dünden memur edilmiş olan Gümrük Muhafaza motorumuz, İngiliz motorlarının araştırmaları esnasında beraber bulunarak, birlikte araştırmaya ihtimam edeceklerdir. Gümrük motorumuzun beraber bulunması, sahil muhafızlarını ateş etmekten men eder. “

Tevfik Rüştü, mektubun yazdırılmasından sonra kaymakama bir de talimat veriyordu. Talimat şuydu "Kaymakama, olayı yapan erlerin yerlerinden kaldırılıp kaldırılmayacağını ve soruşturma altına alınıp alınmayacağını sorarlarsa, soruşturmanın açıldığını ve bu nedenle erlerin yerlerinden alınmış olacağına şüphe etmediğini, kendi bilgisi olarak beyan eder. Bu konularda, kendisinden sorulmadıkça bir şey söylenmemesi lazımdır."

Mektup aynı gün, Kuşadası Liman Reisi tarafından İngiliz amiraline verildi. Amiral teşekkür ediyor ve ertesi gün bir kumandanı, cesedi arama zamanını kararlaştırmak için kaymakamı ziyarete yollayacağını bildiriyordu.

17 Temmuz günü sabaha karşı saat 02.30 sıralarında, Başvekil Paşa Kuşadası'nı aradı.

"İngilizler, çıplak adamlarının karaya çıkmadıklarını beyan etmekteler. Kaymakam Bey'in bu noktaya temas etmemiş olduğu, dikkatimizi çekmiştir. Hakikat nedir? Bunu hükümetin olduğu gibi bilmesi, meselenin halli için tek çaredir. Hükümetin yalan ve yanlış muameleye dayanması, çok zararlı ve muhataralı olur. Adamlar hakikaten karaya çıkmamışlarsa dahi, erlerimiz yine vazifelerinin gereğini yapmışlardır. Elverir ki Hükümet hakikate aykırı beyana düşmesin. Vekiller Heyeti şu anda toplantı halindedir. Binealeyh, memurlarımızın ve erlerimizin korkmayarak hakikati olduğu gibi söylemelerini isterim. Yarım saate kadar cevap bekliyorum."

18 Temmuz günü saat 15.20 sıralarında, Sisam sahillerinin önünden 7 harp gemisi çıktı. Bunlar ağır yolla Darboğaz'a doğru seyrediyorlardı.

"Dahiliye Vekaleti'ne... Durumu yakından incelemek üzere, Gümrük Alay Kumandanı İlhami Bey, Genel Kumandan Seyfi Paşa'dan aldığı emir üzerine, şimdi bir Gümrük motoruyla Darboğaz istikametine hareket etti. Arz ederim.

"İzmir Valiliği'ne... Darboğaz istikametinde durumu incelemeye gelen Alay Kumandanı İlhami Bey'in Genel Kumandanlığına Söke Postanesi’nden yazdırdığı telgraf raporunu, bilgi için arz ediyorum.

RAPOR: Darboğaz'a geldim. Sisam önünde 4 kruvazör, 7 torpido var. Kruvazörlerden biri, 'Queen Elizabeth'tir. Cesedi aramak için yaptığım temasta, beni amiral gemisine çağırdılar. Gitmedim. Alay Kumandanı İlhami"

Gazi Paşa, bütün bu olaylar sırasında Kızılcahamam'da bulunmaktaydı. Ve gelişmeleri de saati saatine izliyordu. İngiliz Donanması'nın tehditkar bir tavırla kıyılarımıza yaklaştığı kendisine iletilince, Ankara'ya ve Kuşadası'na bağlı hatlardan emretti “Kanuni vazifesini yaptığı anlaşılan Türk eri Balıkesirli Musa, yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Musa için Britanya İmparatorluğu ile hali mahasama (savaş) göze alınır. Kızılcahamam’dan şimdi Ankara’ya hareket ediyorum. Ege Bölgesi’nde kısmi seferberlik emrini veriyorum.”

O dönemin Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun, Ata'nın bu çıkışı ile ilgili olarak sonradan şöyle konuşacaktır, "Bu emir, bu haysiyetli ses, beni ağlattı. Bütün yorgunluğumu alıp götürdü. Genç bir kaymakam olarak, bütün benliğim gurur ve iftiharla sarsılıyordu. O günden bu yana birçok valilik ve müsteşarlıklarda bulundum. Atatürk'ün görev aşkını koruyan bu laflarını başka kimseden duymadım ve sözleri hiç unutmadım."

İngilizler'in davranışlarının ne olacağı beklene dursun, seferberlik emri de yerine getirilmeye başlandı. Kuşadası halkının telaşa kapılmaması için gerekli uyarılar yapıldı. Seferberlik emri mademki Gazi Paşa'nın ağzından çıkmıştı, o halde en kısa zamanda yerine getirilecekti. Öyle de oldu. Kuşadası ve havalisinde, en ufak bir aksaklığa meydan verilmeden her şey tamamlandı. Gazi Paşa'nın dediği gibi, gerekirse Balıkesirli Musa için bütün Türkler bir kere daha ve yeni baştan dövüşeceklerdi. Bu, haysiyetli bir lider ve haysiyetli bir millet için kaçınılmaz bir durumdu. İcap ederse birtakım şeyler inceldikleri yerden kopacaklardı. Suskun İngilizler, kısmi seferberlik hazırlıklarını tamamladıktan sonra konuştular. Bu bir telgraftı ve İngiliz Harp Filosu'nun başkumandanından geliyordu "Maktul zabitin cesedini aramak için İngiliz motorlarına müsaade verildiği anlaşıldı. Bunun tele teyit ve tasdikini rica ederim. Sisam'da İngiliz Başkumandanı..."

Dilaver Bey bu teli aldıktan sonra, daha önceki talimatı icabı Milli Müdafaa Vekili Zekai Bey'le konuştu. Güneş batarken, hava kararmak üzereyken de Ankara aradı. Başvekil Paşa Hazretleri görüşeceklerdi.

Başvekil Paşa Hazretleri'nin Kuşadası Kaymakamı Dilaver Bey'e telgraf başında verdiği talimatlar şunlardı "

1-)İngiliz Donanması'nın, cesedi aramak için sizden verilmiş olan müsaadenin telle tasdikini istediği anlaşıldı. Tarafımızdan, tasdik ve teyit cevabının verilmesi ve motorlarımızın her türlü kolaylığı göstermek için hazır bulunduklarının bildirilmesi uygun görüldü. İngiliz motorlarının araması esnasında, dostça davranılması ve bir hadiseye meydan verilmemesi lazımdır.

2- Bugün İngiliz Büyükelçisi ile yapılan görüşmede aşağıdaki hususlar açıklık kazanmıştır: İki Hükümet, olay üzerinde iki tarafta da kötü niyetten eser bulunmadığına kanaat hasıl etmiştir.

Soruşturmaya ve karşılıklı ziyarete lüzum kalmamıştır.

İngiliz subayının öldüğü yerde, İngiliz Donanması'nın bir kısmı tarafından cenaze merasimi yapılacaktır.

Türk Donanması, bir torpidosu ile bu merasime katılacaktır.

Bu maksatla, bir torpidomuz 20 Temmuz 1934 Cuma günü öğle zamanlarında Kuşadası'nda olacaktır. İngiliz Donanması'nın merasim programı ve saati tarafımızdan haber alınınca, torpidomuz merasim yerine hareket edecek ve İngiliz Donanması'ndan önce orada hazır bulunacaktır.

Torpidomuzda merasim topu bulunmadığı, İngiliz Büyükelçiliği'ne bildirilmiştir. Başvekil İsmet"

20 Temmuz günü, törende Türkler tarafından denize atılacak olan çelenk İzmir'den Kuşadası'na getirildi.

Ardından, Kocatepe Torpidosu Kuşadası Limanı'na girdi.

Ve Kaymakam Dilaver Bey, Ankara'ya telledi:

"İzmir Valiliği'ne, Başvekalet'e... Merasim, Kanapiçe Koyu'nda yapılacaktır.

Kocatepe torpidomuzun arkasında ve sağda Quenn Elizabeth zırhlısı ile bunların arkasında maktul’un mensup olduğu Dövenşayr ve amiral gemisi olan London kruvazörleri mevkii alacaklardır. Saat tam 09.30'da boru işareti ile sancaklar yarıya indirilecek, 12 dakika dini merasime ayrılacak, boru sesleri arasında kurşunsuz üç yaylım ateşi yapılacak ve 3 dakikalık sükut edilecektir. Daha sonra çelenk denize atılacak, mızıka İngiliz marşını ve paydos havasını çalacaktır.

İngiliz gemileri, daha sonra demir alarak Sisam Adası'na döneceklerdir.

Torpidomuz ise Kuşadası'na gelecektir. Kaymakam Dilaver"

Kocatepe, Kuşadası'na öğleden sonra geldi. Akşamüstü ise İzmir'e hareket etti. Bu olayların sonunda, Kuşadası Kaymakamı Dilaver Bey'e bir takdirname ile 50 lira para mükafatı ve 1 hafta istirahat izni verildi.

HİÇ BİR İYİLİK CEZASIZ KALMAZ.

1934'ten sonra Dilaver Bey başka bir yerde görevliyken Kuşadası'na gelen Mülkiye müfettişleri, İngiliz amiraline çekilmiş olan 9 liralık telgraf ücretini uygunsuz bulup, hakkında soruşturma açtılar. Dilaver Bey, devlet parasını çarçurdan İzmir Asliye Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Hakim Kemal Aksüt, ilk celsede salonu boşalttıktan sonra Dilaver Bey'i yanına çağırtıp, gerekli makamlara her türlü küfürü etti.. Ardından da beraat kararını çıkarttı.

Abdullah Dilaver ARGUN 1951 -1954 yılları arasında Aydın valisi olarak görev yapar.

***

Er Musa'nın, O Balıkesirli kahraman neferin cezalandırılmaması için İngiliz İmparatorluğu ile harbi göze alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’si, bürokrasi yüzünden, 9 lira için, koca kaymakamını mahkemelik etmekten çekinmemişti..

Bu 5 gün süren öyküden, isteyen istediği hisseyi çıkarsın.

En çok da, aynı Ege denizi kıyılarında , Didim sahiline çok yakın bir çok küçük adacıkları işgal eden Yunan işgalcilerine , karşı , bugün de aynı kararlıkla cevap verilmelidir.

Kanapiçe Olayı’nda kararlılık ve cesaret gibi , bugün de , Uluslararası siyasette dik duruş , en önemlisi ulusal gurur ve onurlu , ilkeli tutum sürdürülmelidir.


SÖZÜN ÖZÜ :

BİR KİŞİYE YAPILMIŞ HAKSIZLIK , TÜM İNSANLIĞA KARŞI YAPILMIŞ DEMEKTİR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN

GSM . 0.505.8077828