Yeni Kıroba çatısı altında sizlerle buluşuyor olmanın heyecanıyla, kıymetli okuyuculara içten bir merhaba…
Küçük bir çocukken babamın dükkanına her gün gelen gazetelerden biriydi bu gazete,
ve şimdi bende bu köklü gazetenin bir köşesinde yazmaya başlıyorum..
Her ne kadar çağımızın dinamikleri değişmiş olsa da, sizleri bir yerel gazeteye abone olmaya davet ediyorum.
****
Toplum olarak tuhaf bir refleksimiz var:
Bir yerde kalmayı istikrar, ayrılmayı ise sorun olarak görmeye meyilliyiz.
Oysa hayat bu kadar düz bir çizgi değil. İnsan değişir, düşünceler değişir, zamanla bakış açısı da yerini yenisine bırakır. Ama çoğu zaman çevremizin bizden beklentisi aynıdır: Olduğumuz yerde kalmamız.
Belki de bu yüzden, bulunduğumuz yer ile hissettiğimiz yer arasında ince bir mesafe oluştuğunda bunu görmezden geliyoruz.
Çünkü kalmak daha kolay.
Alıştığımız düzeni sürdürmek, yeni bir yol aramaktan her zaman daha az yorucu.
Ama insan kendine rağmen uzun süre aynı yerde kalamıyor.Bir noktadan sonra mesele dışarıdan nasıl göründüğün değil, içeride ne hissettiğin oluyor.
Ve o his büyüdükçe, orada kalmak sessiz bir yük haline geliyor.
Tam da böyle anlarda insanın aklına basit bir söz düşüyor:
“Ağaç değilsin, memnun değilsen yerini değiştir.” (Anonim)
İlk bakışta sıradan bir cümle gibi.
Ama aslında herkesin kolayca hayata geçirebileceği bir şey değil bu.
Çünkü yer değiştirmek, sadece fiziksel bir hareket değil; aynı zamanda bir kabullenme.
Kimi zaman susarak yoluna devam etmek, uzun uzun anlatmaktan daha anlamlıdır. Çünkü insan en net mesajı çoğu zaman sözleriyle değil, durduğu yerle verir.
Aynı yerde kalmak zorunda değiliz.
Ama nerede durduğumuzu bilmek zorundayız.
Bazen bu, küçük bir adım gibi görünür. Ama insanın kendine doğru attığı en büyük adımdır.
Ve bazı kararlar vardır…
Anlatılmaz.
Sadece anlaşılır.
İşte bu yüzden,
Merhaba Yeni Kıroba…