Aydın'ın “delileri” vardır…
Her şehrin meydanı olur ama bazı şehirlerin hafızası da sokaklarında dolaşır. Kimi zaman elinde poşetiyle gezen bir adamda, kimi zaman yıllardır aynı cümleyi tekrar eden bir simada yaşar o hafıza. Biz onlara yıllardır “deli” deriz. Oysa bazen bir şehrin en sahici tarafı tam da o insanlardır. Çünkü onlar rol yapmaz, makam bilmez, statü tanımaz. Şehrin değişimini, yalnızlaşmasını ve ruh kaybını ilk onlar hisseder. Bir şehir simge insanlarını kaybetmeye başladığında sadece insan kaybetmez; karakterini, rengini ve hafızasını da kaybetmeye başlar.
Bugün büyük şehirlerde herkes birbirine benzemeye başladı. Aynı yüzler, aynı telaşlar, aynı hayatlar… Ama Aydın hâlâ sokakta yürürken “işte bu bizim şehrin insanı” diyebildiğimiz şehirlerden biri. Belki de bu yüzden Aydın'ın “delileri” aslında bu şehrin emanetidir.
Geçtiğimiz günlerde göreve başlayan Aydın Valisi Sayın Dr. Osman Vural'ın ilk gününde, şehrin simge isimlerinden Meşhur Süleyman'ın karşısına çıkması bana göre sıradan bir tesadüf değildi. Sanki şehir, yeni gelen valisine kendi ruhunu göstermeye çıkmış gibiydi. Resmî protokollerin, hazırlanan sunumların ve kravatlı toplantıların anlatamayacağı şeyi, bir sokak insanı birkaç saniyede anlattı.
Çünkü bazı insanlar sadece insan değildir; bir şehrin bilinçaltıdır. Bu şehrin sadece yolları, binaları ve rakamları yoktur, bir ruhu vardır. Ve o ruh bazen en çok, herkesin “deli” dediği insanlarda saklıdır.
Bu yüzden şehirlerin simge karakterlerine sadece gülüp geçmemek gerekir. Onlar kaybolduğunda şehir biraz daha sessizleşir, biraz daha sıradanlaşır ve biraz daha kendine yabancılaşır. Çünkü bir şehrin gerçek hafızası
çoğu zaman arşivlerde değil,
sokakta dolaşır.