Aydının kuzeyinde ve yarım saat ulaşım mesafesindeki Paşayaylası her kış ve yaz keyifli bir dinlence ve eğlence merkezidir.
En sıcak Ağustos ayında bulunduğumuz bu günlerde, geçen kış görüntüleriyle serinlemek yetmezse, bir akşam yayla güzelliğini yaşamak için hafta sonunu 1200 rakımlı yayla’da geçirmenizi öneririm.
Ege de kar görmeğe hasret Aydınlıların kış aylarında beyaz örtüye sarılan tepelerini görmek için yüzlerce araçla Paşayaylası’na çıkan Aydınlılar piknik yaparak keyifli saatler geçiririler.
Kış aylarının klasiği kardan adamlar yaparak , mangalda piknikle hafta tatilini geçirenlere yürüyüş yapan dağcılar ile karın keyfini en çıkaran gençler ve çocuklar yılda bir kez gördükleri beyaz örtü ile anı fotoğrafı çektirmeyen yoktur. Araçların üzerine sardıkları kar ile Aydın sokaklarında gezip dolaşmak ise işin süksesidir.
Jandarmanın önlem aldığı yolda zinciri olmayanların zirveye çıkmasına izin vermediği yıllarda tepelerde 40 -50 cm diz boyu kar görüntüleri son iki üç yıldır objektiflerden uzak olsa da, kışı bir başka güzel yazı ise bir başka.
Paşayayla’sında yer alan ve bir dönem Aydın Belediyesinin işletmesindeki Özel idarenin mülkiyetindeki Zirve otel ise misafirlerini gün boyu ağırlayarak, yorgun Aydınlılar için soluklanma, konaklama avantajını sağlıyordu. Ancak Özel idare nin kapanmasıyla kaderine terk edilmiş, metruk durumda bir milli servet yok olup gidiyor bugün maalesef.!
ULUDAĞI ARATMAYAN GÖRÜNTÜLER
Zirveye yakın İmam baba türbesi göğe yakınlığı ile Tanrıya daha yakın olacağı inancıyla eski bir Türk geleneği . Benzerleri Madran Dağı , Babadağ (Denizli) gibi yüksek yerlerdeki zirvelerde bir ulu zatın mezarı orman bekçi evinin hemen yanında .Paşayaylası’nın 1600 metre yüksekliğinde çevresini orman bekçileriyle koruyup kolluyor adeta.
Kışın karın bol olduğu günlerde beyaz örtü bu görüntüsü ile kayak merkezlerini aratmadı. Aydın’da kışın güneş açıp yazdan kalma bir pazar yaşanırken, Paşayaylası’nda karda oynayanlar aynı günde, iki mevsimi birden yaşıyorlar.
PAŞAYAYLASI HAKKINDA
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Cevizli dağlarının 1200. metresinde bu yayla, Aydınoğlu Beyliği Sultanı Mehmet bey tarafından ikametgah olarak da kullanılmıştır.
Çam, ceviz ve Ardıç ağaçları arasındaki bu sayfiye alanı o dönemlerde de “Sultan Sayfiyesi” olarak adlandırılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Aydın’a atanan Mutasarrıf Paşaların da bu bölgede yazları geçirmeleri üzerine bölgeye “Paşa Yaylası” denilmeye başlanmış ve bu şekilde adlandırılması halk arasında da itibar görerek, günümüze kadar ulaşmış ve halen aynı ad ile anılmaktadır.
Paşa Yaylasının en zirvesindeki İmam Baba tepesi olarak bilinen zirvede, yangın gözetleme kulesi yer almaktadır.
1600 metredeki tepede aynı isimle anılan İMAM BABA yatırı yıllardır bu dağların ve tepelerin yalnız misafiridir.
Ne zaman yaşadığı, kim olduğu bilinmeyen ve bölge halkı tarafından kışın yolların kapanmasıyla yalnızca yaz aylarında ziyaret edilebilen İmam Baba’nın mezarı, yakın zamanlarda sadece taş çevrili iken, şimdi mermerle düzenlenmiş. Benzeri Çine’de Madran Baba tepesinde de bulunan zirve yatırları, bir Anadolu geleneğinde yaygın bir söylenceye göre, bu erenlerin özel günlerde kayan bir ışık şeklinde, bir tepeden diğerine, birbirlerini ziyaret ettikleri civar köy sakinlerinin ve gece avlanan avcıların tanıklıkları ile dilden dile aktarılır.
Paşa Yayla’sının doruklarındaki dört tarafı açık, çevrede en hakim tepede, engin panoramik manzarasıyla ve en yüksek tepede yer alan İmam Baba Zirvesinden, tüm İzmir ve Aydın’ın yakın köyleri, hatta açık havalarda Güney-batısındaki Ege denizinin batan güneşle ortaya çıka yakamozları bile görülebilen tepeyi, yalnız misafiri İmam baba sessiz sedasız bekliyor. Yatırın hemen yanında yer alan orman gözetleme kule görevlisi de eşiyle beraber hem ormanların, hem de mezarın bekçisi.
Yazın Aydın kenti yanıp kavrulurken, Paşa Yaylasında klima serinliğinde bir gece geçirmek mümkündür.
Hatta battaniye ve yorgan örtüldüğünü de belirtirsek abartmış saymayın. Geceleri gökyüzünde binlerce yıldızı ortaya çıkararak, çıplak gözle bile izlenebildiği yayla, astronomi meraklılarına da iyi bir seyir olanağı sağlar. Soğuk kaynak sularını içip, yenen tandırlardan sonra, yazın ahşap kamelyalarda, dev ceviz ağaçlarının altında çekilen deliksiz bir uyku, tüm kentin yorgunluğunu alıp götürür.
Kışın bir başka güzelliğe bürünen Paşa Yaylası, beyaz saten örtüsüyle Uludağ’ı aratmayacak yüzünü gösterir.
Kardelenlerin güneşe ulaşmak için başını uzattığı ve bazı endemik bitkilere ev sahipliği de yapmaktadır Aydının Uludağı ….!
Haa, bu arada ender de olsa yazın kuraklıkta ,kışın yem bulmada zorlanan ve bir anda ortaya çıkan domuzlar, yanınızdan süzülen gelincik ve sincaplar size sürprizler yaşatabilir.
Tıpkı Bodrum ( Halikarnassos’ta ) 2500 yıl önce yaşamış ve bu köşeme de adını aldığım , ünlü tarihçi Herodot’un “BİZİM YERYÜZÜNDE BİLDİĞİMİZ EN GÜZEL GÖKYÜZÜNÜN ALTI” dediği güzel Aydın, hem yaz hem de kış her yönü ile Cennet gibidir.
Eskiden de boşuna “GÜZELHİSAR” denmemiş bu şehr-i ziya’ya..!
Kendisi de yaylası da bir başka güzel…!
Ama Aydınlıların çoğu kent içindeki Tralleis , Arsenal gibi, yarım saatlik yolla gidilen bu kış merkezimizin de çok farkında değil doğrusu.
Bir önerimiz de sevgili BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ‘ne ..!
yaz ve kışları hiç olmazsa Pazar günleri yolcu talebine göre sarı minibüs ile Paşayaylası’na araç seferi sağlanması , ulaşım imkanı olmayan Aydınlıların Paşayaylası ile tanışmasına yardımcı olacaktır.
Aynı talebi Aydın’dan direkt ARAPAPIŞTI içinde yapmıştım, ama herhalde “HALK İSTER BÜYÜKŞEHİR YAPAR “ sloganını sadece billboardlarda hatırlayacağız..!
Ya yazılanları okumuyorlar, ya da halkın talebi ilgilendirmiyor..!
MEHMET ÖZÇAKIR
mehmetozcakir@hotmail.com
P.K:110 EFELER – AYDIN
GSM : 0.542.7608691