AYDIN İLİ SÖZLÜ TARİH ÇALIŞMALARI/II (Çocuklar Yoksul ama Yalnız Değildi)

Abone Ol

Kaynak: Şefika Güler

Önceleri kimseler bir şey bilmezdi. Kız çocukları adet gördü mü ‘neoluyor acaba’ diye korkardı. Kızlar erken yaşta evlenirdi. Ben 18 yaşındaevlendiğimde annem gelin alması günü, akşam lazım olacak diye koynuma beyaz birbez koyuverdi. “Ne olacak, ne işe yaracak bu bez?” diye kendi kendime sordum.Ama cesaret edip bunu söyleyemedim. Benim gençliğimde pek çok aile beş-altıçocukla bir odalı evde yaşardı. Hal böyleyken çocukların bir şeylerden haberiolmazdı. Çocuklara edepsizlik öğretmezlerdi. Çocuklar bir göz odanın içindebüyüseler de kardeşlik nedir bilirdi. Şimdilerde anne-baba odası ayrı; hattaebeveyn banyosu diye bir şey çıkarmışlar. Evlerde çocuk odası da var. İnsandoyumsuz. Hatta çocuklar geçinemiyor diye her çocuk için ayrı oda tahsisediliyor. Bunlar doğru ya da yanlış fakat çocuklar odalarda ellerinde telefon;önlerinde bilgisayar yalnız. Kanaatsiz ve her türlü terbiyesizliği biliyor.

**

(Çamaşırı Nasıl Yıkardınız)

Kaynak: Emine Akdağ

1980 yılından önce pek çok köyde evlerde su yoktu. Bundan daha eskisenelerde ise insanlar deterjan nedir bilmezdi. Biz yağmur yağdığı zaman kocakoca kazanları olukların altına koyar, kazanları yağmur suyuyla doldururduk.Sonra bu suları, kazanları saç ayaklarının üzerine koyarak ateşlediğimizçalılarla kaynatırdık. Kendimizin yaptığı, yumruktan daha büyük zeytinyağı sabunkalıplarıyla çamaşırları sürte sürte yıkardık. Topaçla çamaşırları döverdik.Kimi zaman dere kenarından kil getirir, bu kili suya karıştırırdık. Bu karışımçamaşırları pak ederdi. Plastik diye bir şey yoktu. Leğenlerimiz tahtadan oymaidi. Yağlarımızı o zamanlar bidonlarda değil toprak küplerde saklardık.Haftalık kullanacağımız yağ da cam şişelerde ocak başında bulunurdu. Yağıpazardan satın alanlar, sepetlerinde kendi cam yağ şişelerine götürürler;yağcılar yağı bu şişelere doldurarak verirlerdi.

**

(Çağla Beraber Beklentiler Değişir)

Kaynak: Kadir Özden

Önceleri, öğretmenler veliyi çağırdığı zaman veli eli nasırlı; üstübaşı dağınık, kir pas içinde okula gelirdi. Tarla bahçe işi o kadar yoğundu kiüstü başı değiştirecek onların fırsatları olmazdı. Zaten insanların da bir katpusatları(elbise) vardı. Öğretmen:

-Çocuğun biraz aritmetiği (matematiği) zayıf biraz ilgilensek nasılolur. Der veliye. Veli’nin kendisinin zaten okuma yazması yok olsa da o konuyuanlamaz.

-Hocam! Beni bunun için mi çağırdın buraya? Ben sana bu talebenineti senin kemiği benim demedim mi? Kır dizlerini oturt… Diye tepki verir.

Şimdilerde veliler okula süslenip püslenip; hatta bir kuaföreuğrayıp öyle gidiyorlar. Başlıyorlar söylenmeye:

-Hocam! Ben çocuğuma yumurta yedirtemiyorum. Sana bunu soruyorlar.İnsanların beklentileri ne kadar çok değişti.

**

(Asmanın Kökü)

Kaynak: Kadir Özden

Nene kendini beğenmeyen torununa kızmıştır.

-Ulen, mübareğin oğlu şu asmayı görüyor musun?

-Ee… Görüyorum, ne olmuş ki?

-Şu gövdeye iyi bak… O babandır.

-Eee!

-Dinle, bak! Dalga geçme… Dalları yaprakları da sensin! Kökü neredebu ağacın, fark ettin mi?

-Nerede olacak yerde, çamurun içinde…

-Çamurun-mamurun içinde… Çamurun içinde de olsam, ben olmasam senolmazsın…

**

(Köyün Tek Okuyan Genci)

Kaynak: Dursun Koday

1945’li yıllarda Kargı köyünün tek okuyan genci Emine’nin oğludur.Henüz çocukluktan yeni çıkmış bu genç yamandır. Ata binip 10 kilometre ötedekiÇine’ye okula gider gelir. Evladı, analar her zaman gözetir. Bu gencin ablasıyakın bir dağ köyüne gelin gider. Zaman zaman kızın annesi kızına ova yüzündenyiyecek gönderir. Bir gün yine otu,yoğurdu, tarhanayı eşeğe yükler, kızına salacaktır bütün bunları. Okuyan ooğluna haydi oğlum bunları sen götür der. Genç eşekle yoldayken Seferlerköyünden Deli Halil, gencin yolunu keser Gencin kolundaki saati ister. Ovakitler kimselerin kolunda saat yoktur. Herkesin bugünlerde burunlayacağı osaatler çok değerlidir bu olayın geçtiği zamanlar. Dolayısıyla genç saativermek istemez. Deli Halil bunun üzerine genci keser, çoğunun ölüsünü Çineçayında bir çalının dibine gömer. Eşek, sırtında yoğurduyla TopallarınHüseyin’in bahçesine çıka gelir. Eşek oralarda bakınırken durumdan şüphelenenHüseyin, gencin ailesine haber eder. Genci her yerde ararlar bulamazlar,jandarma da bir şey yapamaz. Günler sonra gencin ölüsünün gömüldüğü çalı dibiniköpeklerin eşmesiyle olayın vahameti tesadüfen ortaya çıkar. Yaslar, ünlerkopar. Daha sonra o işi yapanın Deli Halil olduğu anlaşılır. Deli Halil’i içeriatarlar. Ama daha sonra akıl sağlı yerinde olmadığından onu mahpustansalıverirler. Olan köyün tek okuyan parlak gencine; bir de onun anacağızıEmine’ye olur.