ATAMIZI BİR KERE DAHA ANDIK

Abone Ol

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa KemalAtatürk, 10 Kasım 1938’de 9’u 5 geçe Dolmabahçede hayata gözlerini yumdu.Yalnız milletimiz değil, arkasından bütün dünya ağladı.

Kurtuluş Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti çökmüş Anadolu dört biryandan emperyalist devletlerin işgali altına girmiştir.

19 Mayıs 1919’da Samsun’aattığı ilk adımla İstiklal Savaşını başlatan Mustafa Kemal, Anadolu’ya dört yılsüren Büyük Kurtuluş Savaşları sonrasında 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyetiniilan etti. Özgürlüğümüzü kazandık. Laik demokratik sosyal hukuk devletininvatandaşları olarak 94 yıldır ülkemizde özgür yaşıyoruz. Bu özgürlüğün birfotoğrafını yaşadık ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha şükranlaminnelte anmamıza neden oldu.

Yüce Atatürk Kurtuluş Savaşında ve Cumhuriyet hükümetleri zamanındadaima halkına güvenmiş onlardan güç ve ilham alarak düşünce ve ideallerinigerçekleştirmiş. Demokrat, hür ve sorumlu vatandaşlardır. TürkiyeCumhuriyetinin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileri derken, kültürüncumhuriyete olan etkilerini ve bağlantısını ortaya koymuştur. “Biz doğrudandoğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimiz dayandığı Türktopluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa otopluluğun dayanan cumhuriyette o kadar kuvvetli olur.”

Atatürk’ün düşüncesine göre Cumhuriyet, Türkleri yok etmek, dünyayüzünden silmek isteyenlere karşı yapılan ulusal mücadelenin eseridir. Kökü vetemelleri var oluş nedeni Türk kültürüne dayanmaktadır. Tarihte saf ve aribütün unsurlarıyla Türk ulusunun kurduğu bağımsız Türk devletidir. TarihiTürktür, dini Türktür, görüş tarzı Türktür. Cumhuriyetin temellerinde onbinyıllık Türklük tarihi, yüzlerce Türk devleti 20’ye yakın Türk imparatorluğununsiyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve teknoloji birikimi yatmaktadır. Busebeple şuurlu bir kültür çevresinin kurulması, korunması, geliştirilmesi,yayılmasıyla birlikte bütün Türklük camiasının, bu kültür çevresinin etrafındabelirli kavramlarda aynı görüş, aynı düşünceyle ve bunlara dayanan tutum vedavranışlarda bulunmasının sağlanması, Cumhuriyetin belirlediği temel esaslarsayesinde olmaktadır. Türk ulusunun birlik ve beraberliğe kutsal Türkdevletinin varlığına, Cumhuriyetin niteliklerine, Atatürkçü düşünceye, Atatürkilke ve inkılaplarına bağlılık herşeyden önce, bu kavramları Türk gibi görmeye,Türk gibi anlamaya, Türk gibi anlatmaya, hissetmeye veya duymaya bağlıdır.Cumhuriyetin her meselesi Türkçe düşünülerek çözümlenir. Türkçe ile düşünülmedenTürkçe ile anlayıp anlatmadan hiçbir mesele anlaşılabilir ve de çözüm yollarıbulunabilir.

Yüce Atatürk, “Ulusumuz dil ve din gibi kuvvetli iki faziletesahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet ulusumuzun kalbinden çekip almamıştır vealamaz” ve ilava ederek “Milliyetin çok açık niteliklerinden biri de dildir.Türk ulusundanım diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçekonuşmalıdır. İnsan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia etmezseinanmaz doğru olmaz ve ayrıca Türk ulusunun dili Türkçe’dir. Türk dili dünyanınen güzel en zengin ve en kolay alınabilecek dildir. Onun için her Türk diliTürk ulusu için kutsal bir hazinedir. Cumhuriyeti korumak ve savunmak kadarönemli olduğunu ortaya koymaktadır.

ATATÜRK’ÜN HASTALIĞINA TANI KONUYOR

Atatürk’ü muayene eden Prof. Dr. Nihat Yaşar Belger anlatıyor.“Atatürk Termal otelinde beni çağırttı. Bir süredir bacaklarında hissettiğikaşınmanın nedenini bulmamı istiyordu. Bacaklarından sonra karını ve bilhassakaraciğerini muayeneye koyuldum ve gördüm ki Atatürk’ün karaciğeri üç parmakbüyümüş ve sertleşmiş. 6-8 Şubat 1938 Atatürk zatürre kapmış olduğuyazılmıştır. 28 Mart 1938 Atatürk’ün rahatsızlığı giderek artınca, hükümetFransa’dan tanınmış karaciğer hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Flessinger’i Ankara’yadavet etmişti. Fransız doktor, Türk doktorlarının görüşlerini tamamen kabuletmiş. Atatürk’ün Türk doktorlarının tavsiye ettiği tedaviye devam etmesiniuygun görmüştü.

İLK AÇIKLAMA

30 Mart 1938 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Anadolu Ajansı aracılığıylaşu resmi bildiriyi yayınladı: “Türkiye Reisi Cumhuru Atatürk geçen Ocak veŞubat aylarındaki Yalova, Bursa ve İstanbul seyahetlerinde kuvvetli bir gripgeldi. Ankara’ya avdetlerinde girip nüksettiğinden konsültasyon için Fransa’danProf. Fiessinger davet edildi. Prof. Fiessinger tetkik ve muayene neticesindeAtatürk’ün sıhhatinde ehemmiyet taşıyan bir vaziyet olmadığını tespitetmiştir.”

1 Haziran 1938. Cumhurbaşkanlığı için satın alınmış Savarona yatıİstanbul’a gelmiş.

10 Temmuz 1938 doktor Nihat Reşat Belger diyor ki, vaziyetin açıktanaçığa ağırlaşmaya gittiğini görünce Atatürk’ün yattan saraya taşınmasınıistedik. Bunu kendi de uygun buldu.

5 Eylül 1938 Atatürk Dolmabahçe sarayında kendi el yazısıylavasiyetini yazdı.

16 Ekim 1938 Atatürk akşama doğru komaya girdi.

6 Kasım 1938 tedavi eden doktorlar kız kardeşi Ata’dan evlatlıkkızlar Afen inan ve Sabiha Gökçen Atatürk’ü 30 dakika ziyaret ettiler,konuştular. Bu buluşma ve dolaşma ve helalleşmeleri olmuştur. Çünkü Atatürkertesi gün son komaya girecek ve bir daha onları göremeyecekti.

10 Kasım 1938; Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder GaziMustafa Kemal Atatürk 9’u 5 geçe Dolmabahçe’de gözlerini yaşama kapattı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Türk halkına sağladığı en büyük nimetözgürlüktür.

79’ncu ölüm yıldönümünde Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’üminnetle, şükranla anıyoruz. Tüm bağlılığımızla Ata’nın izindeyiz.

Böyle bir saygı ve sevgi hiçbir lidere nasip olmaz.

Büyük Atatürk biz seni unutmak için sevmedik.