Anayasa Değişikliği

Abone Ol

Başkanlıksistemine giden yolda bir Anayasa değişikliğinin olacağı aylardır söyleniyor.Anayasa taslağındaki maddeleri ben görmedim. Ama görenler farklı şekildedeğerlendirmeler yapıyorlar. Suriye Anayasısı'nı benzediğini iddia edenmilletvekilleri var.

Anayasanıntam metninin görmeden yorum yapmak doğru değil. Metin mecliste görüşülünce dahadetaylı bilgiye sahip olacağımıza inanıyorum.

Banagöre, bir Anayasa öyle olmalıdır ki, o yasa gereğince hiç kimse kanununkendisini yapmaya çağırmadığı bir şeyi yapmaya, kanunun izin verdiği şeyleri deyapmamaya zorlamasın.

İnsanhakları bildirisi özgürlüğü şöyle anlatmaktadır. “Başkalarına zarar vermedenistediğini yapabilmek. Bu tanımda özgürlük bir hayli kısıtlıdır ve akla yenisoruları getirmektedir.

Başkalarıkimlerdir?

Başkalarınazarar vermek ne demektir? İnsan kendisinden başka olan kişilere zarar vermedenistediğini nasıl yapabilir?

NitekimFransa’da 1818’de Cennekleut Anayasası bu soruları daha da pekiştirmiştir. “Heryurttaş her konudaki düşüncelerini serbestçe konuşmak, yazmak ve yaymak hakkını taşır, ancak bu özgürlüğün kötüyekullanılmasından da sorumludur.”

BüyükFransız devriminden etkilenen bütün anayasalar, ilk maddelerinde özgürlüğün butanımını kullanmışlardır. “Yetki, yine yetkiyle sınırlanır” denilmektedir.

Hükümetgüçleri kanun yapmak, yapılan kanunu uygulamak kanunu yargılamak olmak üzereüçe bölünmeli ve bu üç güç birbirleriyle bağımsız olmalıdır ve her ulusa uygunkanun yapılamaz.

Montequeleu,zaman ilerledikçe özgürlüğü daha açık anlamlarda ele almak ihtiyacını hissetti.Çünkü siyasal özgürlük vatandaşa olan ilgisi bakımından yetmez. Bir de buözgürlüğü vatandaşa olan ilgisi bakımından belirtmek gerek.

Buradaözgürlük kişinin duyduğu güvenlik ya da güvenliği üstüne edindiği kanıdır. Kimidevletin biçimi özgür olur, ama vatandaş özgürlükten yoksun olur. Yine öyleolur ki vatandaş özgür olur da yönetim biçiminin özgürlükle ilgisi olmaz.

AmaAnayasa Profesörü Dr. Kemal Gözler, kaleme aldığı makalesinde bütün gelecekumudunu kaybetmişçesine “elveda kuvvetler ayrılığı demekten kendinialıkoyamıyor.”

PekiAKP ve MHP’nin önerdikleri ve adına Cumhurbaşkanlığı sistemi dedikleridüzenleme nasıl olacak? Kemal Gözler hocanın ifade ettiği şekilde kuvvetlerayrılığı prensipleri rafa mı kaldırılacak?

1789insan Hakları bildirgesinde kuvvetler ayrılığı şöyle dile getirilmişti:

“Hükümetgüçleri kanun yapmak, yapılan kanunu uygulamak, uygulanan kanunu yargılamaküzere üçe bölünmeli ve bu üç güç birbirlerine karşı bağımsız olmalıdır.”

Yanigünümüzde anlatıma uygun olarak, yasama, yürütme ve yargı birbirlerine karşıbağımsızdırlar.

Özgürlüğünne olduğunu günümüzde belki tam olarak anlatamıyoruz. Bir yüz yıl daha mıgeçmesi gerekir. İnsanın özgür olabilmesi demek yeteneklerini, eğilimlerini,beğenilerini serbestçe geliştirebilmesi imkanlarına sahip olması demektir. Oysaancak doğanın ve toplumun nesnel yasalarını insanların kendi yararınakullanabildikleri ve gelişmenin bütün ön koşullarını yaratabildikleri birtoplumda gerçekleşebilir. Böylesine bir toplum yaratılmadıkça özgürlük bir boşsözden ibarettir. Ve sakal bırakma özgürlüğü anlayışından öteye geçemez. Yaniözgürlük tarihsel gelişimin zorunlu bir ürünüdür.

RUSYAAMBARGOYU KISMEN KALDIRIYOR

Uçağınındüşürülmesinden sonra Türkiye’den satın alınan çeşitli sebze, meyve ve gıdamaddelerine Rusya 1 Ocak 2016 tarihinde ithalat yasağı koymuştu. Edinilenbilgiye göre Rusya ithalat yasağını tümüyle kaldırmıyor.

Meselaelma, armut, üzüm, çilek, dağ çileği, domates, soğan, karnabahar, brokoli,salatalık, piliç, tavuk ve hindi ürünleri tuz ve karanfil Türkiye’den ithalatıyasak ürünler listesinde olmaya devam edecek.

Bilindiğigibi Rus Hükümeti, Ekim ayı içinde aldığı bir kararla Türkiye’den gelenportakal, mandalina, kayısı, şeftali ve eriği yasaklı ürünler listesindençıkarmıştı.

Rusya’nınambargoyu kısmen kaldırması tarım kesiminde sıkıntı yarattı. Çünkü seracılarınana ürün deseninde domatesin yeri bir başka. Domates üretmeyen bir seradüşünemezsiniz. Ama Rusya bu temel ürünün üzerindeki ambargoyu maalesefkaldırmadı. Yalnız domates değil, daha bir çok sebze çeşidinde ithalat yasağıdevam ediyor.

Beyazet konusundaki ithalat yasağı da işletmelerde büyük sıkıntı yaratır. İthalatyasağı konan domates ürününde de büyük sıkıntı var. Seraların ana üretim ürünüolan domatesin üzerine konan ithalat yasağı Antalya bölgesi üreticilerine zorgünler yaşatır.

Beyazet üreten işletmeler de ithal yasağından nasibini aldı. Çünkü eskiden Türkiye,Rusya’ya beyaz et ihraç eden ülkelerin başında geliyordu.

Gördüğünüzgibi düzen bir kere bozulmaya görsün kolay kolay düzelmiyor. Geçtiğimiz yılKasım ayı içinde Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesinin ardından Moskovayönetimi, Türkiye’den alınan sebze, meyve ve çeşitli gıda maddelerininithalatına yasak koymuştu. Bu yasaklamanın tam olarak kalkmayacak olmasıüreticileri sıkıntıya sokacaktır. İthalat yasağının önümüzdeki aylardakalkacağına pek ihtimal vermiyorum.