30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZ KUTLU OLSUN! BÜYÜK ZAFERLERİN BAŞKOMUTANI ATATÜRK

Abone Ol

“Zafer, zafer benimdir diyebilenindir. Başarı sağlayacağım ve başardım diyebilenindir” düşüncesi ile “Milli Mücadele Destanı” yaratan Başkomutan Atatürk, “Bütün tarih bize gösteriyor ki, milletler yüksek hedeflerine erişmek istediği zaman, bu çalışmaları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir ayrılık bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür” demiş ve bunun en güzel örneğini göstermiştir.

“Atatürk'ün askerlik vasıfları hakikaten yüksektir… Siyasi vasıflarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu ikisi birleşince Atatürk'ün şahsiyeti müstesna bir ölçüye çıkmış oluyor.” İsmet İnönü

ABD Gen. Kur. Bşk. J. W. Vessy, 26 Mayıs 1983, Anıtkabir ziyaretinde, "Büyük kahraman ve büyük milletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurunda bulunmaktan en derin şerefi duydum. Atatürk ilkeleri cumhuriyet için bugün rehber ve gelecek için bir meşaledir." diyerek tarihe ışık tutmakta.

Yıldızı Çanakkale'de doğan, Kafkas ve Filistin cephelerinde yükselen Sakarya, Afyon ve Dumlupınar meydan muhaberelerinde doruklarda bir bayrak gibi yükselen ve Ankara'dan Türkiye ve Dünyayı aydınlatan komutan ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk şöyle söylüyor:

“Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra, yeni bir âlem doğmalıdır. Doğar. Yoksa başlı başına zafer boşa gitmiş gibi çaba olur... Hiçbir zafer son amaç değildir. Zafer ancak daha büyük olan bir amacı elde etmek için en belli başlı bir araçtır. Amaç düşüncedir. Zafer bir düşüncenin elde edilişine hizmeti oranında değer ifade eder.”

Bir komutanda bulunması gereken bütün vasıfları özüne sindiren, yeri ve zamanı geldiğinde öngörülerini, teknik ve taktikleri, stratejilerini uygulama alanına sarsılmaz bir iradeyle koyan, “Gerçek ne kadar acı olursa olsun, olduğu gibi kabul edilmelidir/ Güçlükler karşısında yılmamak lazımdır” diyen, yöneten, yönlendiren, olağanüstü yetenekli ve kişilikli bir komutan Mustafa Kemal paşa ," sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır" diyerek, okul hayatından, tarihten ve askerlik tecrübelerinden edindiği kazanımları, imkânsız görünen hedefleri işaret eden, bir lider-komutan olarak, soğukkanlılıkla ve büyük bir cesaretle değerlendirmesini bilmiştir.

E.Bnb.Oto Welsch,”Türk İstiklâl Harbi'ni Başaran Yüksek Fikir” başlıklı yazısında şöyle diyor:

“İlâhî bir kumandanlık, dışarıya karşı hiçbir eziklik göstermeyen kuvvetli bir seciye, hiçbir mesuliyetten irkilmeyen bir cesaret ve hiçbir engelin; yürüdüğü istikâmetten ayrılamayacağı bir sebat, kararlarında dâhiyane bir yanılmamazlık, işte bu suretle Kemalist ihtilal tarihinin tetkiki hissiyatını cezbedecek bir tarzdır… İşte anadan bir büyük kumandan ve baş olarak doğan bir insanın eseri!”

Yabancı muhabirin, “Kurtuluş Savaşı'nı nasıl kazandınız?” sorusunu: “Telgrafın telleriyle!” diyen ve telgrafhanelerde sabahlayan Atatürk, iletişimin savaşlarda önemini tarihe not etmiştir.

Türk Ordusu, Eskişehir, Kütahya muharebesinde (14-16 Temmuz 1921) Sakarya Nehri doğusuna kadar çekilmek zorunda kalınca, Türk İstiklâl Tarihinde ordu-ulus işbirliğinin en anlamlı örneğini, TBMM 5 Ağustos 1921'de kabul ettiği bir kanunla, o zamana kadar Meclisin tüzel kişiliğinde bulunan başkomutanlık görevini, olağanüstü yetkilerle Mustafa Kemal Paşaya verdi.

Sakarya meydan Muharebesi'nde, Başkomutan Mustafa Kemal'in verdiği direktif tarihin altın sayfalarında yerini almış ve hedefe ulaşmak için; planlama ve sürat stratejisi Büyük Taarruzun anahtarı olmuştur.

“Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır; bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça, terk olunamaz…/Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri…”

Büyük zaferin ardından Büyük Millet Meclisi'nin 19 Eylül 1921'de Başkomutan Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı vermesi, O'na milletçe duyulan güvenin ve şükranın anlamlı bir ifadesi olmuştur.