ZAMAN TÜNELİNDE BELEDİYE OTOBÜSLERİ

Uzun yıllar önce Aydın Belediyesi’nin Otobüsleri çalışırdı, şehir içinde, Kemer-Ilıcabaşı-Karacaahmet’e süzülenirlerdi, Posta Güvercini çalımı ile.

Sütlü kahverengi deri koltukları, oval burunlu, gizemli kornası ile mahçup sokakların fiyakası olurdu Mercedesler.

Okul yıllarımda Topyatağı’na sabah tek sefer çıkardı Otobüsler, on kuruşa. Akbank’ın hizasında, İnci tatlı evinin önünden veya İğnecilerin köşesinden (Şimdiki Kuveyt bank) binersek ne ala. Adliyenin önünde bekledik mi durmazdı, kapıları açılamayacak kadar dolu olurdu.

O zaman kaderi koltuğumuzun altına alıp yaya çıkardık tepelere.

Hele bir de tabanı mazotla temizlenmiş cengâveri yakaladık mı bir koltuğa üç kişi yayılırdık, sefertasların başı dönüp devrilene dek. Sakar yokuşu gibi dik ve virajlı idi, tarihi Okulun anı döşeli yolu.

Şehre renk katan bu sarı albatroslar Almanya’dan getirildi. O günkü düşünceler, şehircilik anlayışı daha başkaydı sanırım. Bugün Aydın minibüs ağına dönüştü. Çok mu masraflı oluyordu Otobüsler, onu çözemedim, ama Aydın’da bir zamanlar Belediye Otobüsü vardı, hem de İzmir’e günde iki sefer yapan.

İlk iki otobüs 1957’de İzmir Fuarı’ndan alınmış. 1958’de bir tane daha yine fuardan getirilmiş. 1959’da bu sefer Almanya’dan, Mercedes fabrikasından Aydın Belediyesi’nin şoförleri tarafından getirilmiş.

Nuri Güvenç, Mustafa Erkul, Güngör Hoşgör, Ahmet Çam, Hayrettin, Nihat, Mehmet Ali Ceylan, Murat Pompacı, Murat Temiz, Peco İsmail ve Mustafa Onaltı, bu Berlin kuğularının yıllarca direksiyonunu salladılar. Harun baba’dan Çıldır havaalanı yoluna, Tekstil’den Topyatağı’na kadar kesme parke döşeli yollara iz bıraktılar.

Bu ulaşım ordusunun yıllarca baş şoförlüğünü ve İzmir seferinin kaptanlığını yapmış Nuri Güvenç’i köşemde konuk ettim.

Güvenç, siyah-beyaz yılların yağmurunu, soğunu, sıkıntılı günlerini yüreğinde sarmalayıp, şöyle dillendiriyor.

“1956 yılının Kasım ayında belediyeye girdim. 1982’de emekli oldum. Sekiz yılı baş şoför olarak, 26 yılım direksiyon başında sayısız yolculuklarla geçti. İşletmenin alım satım işleriyle de uğraştım. İlk İzmir seferine 1959’da çıktım.

Günde iki otobüs Aydın’dan 7.15 ve 8.00’de kalkardı. İzmir’den 15.15–17.10’da geriye dönerdi. Yıllarca Öğrenci, memur, evci çıkan asker ve Ege Üniversitesi’nden şifa bekleyen insanları taşıdım.

Kimileri torun sahibi, bazıları da göç etti belki de. İzmir’e bilet fiyatı sanırım altı lira idi. Şehir içi de Öğrenci 10 kuruş, tam 25 kuruştu. Otobüslerin biletcileride vardı, sonradan kumbaraya dönüştürüldü. Esnafın içine girdiğimde soruyorlar. ‘Nerede o günler, nerede Otobüsler’ Diye.

Gelişmiş şehirlerin, hatta ilçelerin caddelerinde belediye otobüsleri var. İzmir, Manisa, Nazilli, Turgutlu, Söke, Antalya ve Denizli toplu taşımacılık hamlesi ile ulaşım sorununu çözmüşler.

Aydın şehri elindeki değerleri kaybetmeye mahkûm mu? İlkleri yaratan bu şehre ceza mı kesiliyor, onu anlayamadım.

Belediye Başkanı’nın, Trafik Şube Müdürlüğü’nün derinden alması gereken bir önlem olmalı her halde, toplu taşımacılık için. Yoksa hem şehir içi, hem de ilçelere çalışan kum gibi minibüs bir gün üç bilinmeyenli denklem haline gelecek”

Baş şoför Güvenç direksiyon heyecanının ilk yıllarını şöyle anlatıyor:

“Tamir atölyesi ve Garaj Tabakhane çay’ı kenarında, Çavuş köprüsünün karşısında idi. E.S.O.İ denirdi eskiden bu müesseseye. Elektrik, su parası, açma-kapama, Otobüs bakımı, yağlama ve tamir, ‘Elektrik santrali’ denilen bu alanda yapılırdı ( 1934’deki adı Elektrik fabrikası).

Şehir içi ilk Otobüsün seferi 6.30’da başlar, gece 24’e kadar sürerdi. Menderes Bulvarı daha açılmamıştı o yıllarda. İzmir’e Mahfel’den kıvrılıp stadyum önünden gidilirdi. Dönüşü de Kütüphane caddesinden olurdu. Hayati Kayacık, Saim Şahin, Turgut Değirmenci muavinlerimizdi.”

Kemer, Ilıcabaşı, Karacaahmet’le başlayan seferler, Sanayi, Tepecik, Işıklı, Tekstil Fabrikası, Şevketiye, Yeniköy ve Kadıköy semtlerine de taşındı. Sabah 6.30’da güneşin mahmurluğunda gözünü açan turlar, 22.30’da Tekstil Fabrikası’nın yanık sesiyle seyrelirmiş. Başşoför Nuri bu turların seferden kaldırılmasına çok üzülüyor.

Nüfusu hızla artan Aydın için “ Büyük şanssızlık ve kayıp” Deyip şöyle devam ediyor,

“Bu Otobüslerin kaldırılması Trafik ve ulaşım için hiç iyi olmadı. Minibüslere göz yumuldukça trafik Arap saçına döndü. İzdiham gün geçtikçe artıyor. Şehir içinde kaza mı olur, ama oluyor. Toplu taşımacılık için her türlü girişimleri bizzat yaptım; öneriler götürdüm belediyeye, ne var ki Aksu’ya bile laf dinletemedim. ‘Şimdi haklıymışsın abi’ diyor, kıymeti yok.”

55 yıl önce halkına güvenli yolculuk ve ulaşım sağlayan belediyenin aynı uygulamayı ele almasına ne mani oluyor ki? O yıllarda yollar Arnavut taşı döşeli ve tozlu idi. Şimdi sükseli kilit taşlar döşeniyor. Ama yaya geçidi şerbetli dualara hasret, son gaz sıra kapmacılarından.

Baş şoför Nuri Güvenç, dağ köylülerinin uğrak yeri olan Ticaret Odası karşı köşesindeki kahvede emekliliğin tadını çıkarıyor şimdi. Otobüslerden laf açılınca şöyle sitem ediyor:

“Kayıplara karışan bu Otobüsler, Okul, Dernek gezisi, cenaze ve cemiyet taşımacılığında ilk akla gelen araçlardı, vatandaşın bir parçasıydı. Ne hikmetse Aydın Belediyesi önce Şehir Bandosunu, sonra Otobüsleri kaldırdı. Gerekçesi ‘Zarar ediyor’muş.”

Baş şoför Güvenç’e Aydınspor’u sordum. ‘Yaramı deşmeyin’ dedi. Ve şöyle devam etti,

“Aydınspor kafilesini Belediye’nin Otobüsü ile yirmi yıl ben taşıdım deplâsmanlara. Yollarda kaldık, Sivas yollarında kara saplandık, çok sıkıntılar çektik, ama çabuk unutuluyor o günler.

O günkü takımla bugünkünün arasında dağlar kadar fark var. Heyecanını yitirmiş, adeta bir okul takımı olmuş. Taraftar nerede? Hani transfer? Hafta sonu deplasmanda dört gün takımla bir olurdum, evimden, çocuklarımdan uzak.

Keyif alırdım açıkçası. Amigo İlhan, Amigo Burhan, Arap Saim, Faik, Ekrem, Akın, Nejat, Yıldır, Cihan ve Hakkı gözümün önünden hala gitmiyor. İnanır mısın, bugün maçlara gitmiyorum. Futbolcuya, hakeme ve yöneticiye bu kadar küfür edilmez. Yönetim de başarılı olmak için vardır. Bu güzide takım buralara niye geldi, çok üzülüyorum.

Cevat Aldemir başkanlığında, 1977 sezonundaki Aydınspor-Ankara Demirspor maçı benim için son oldu. Bu takım için çok oyunlar oynandı, kahroldum, ama hala da oynanıyor.”

Baş şoför Nuri, bir yudum çay alıp derin bir nefesle anılarının son cümlesini şöyle tamamladı. “1957’de Almanya’dan getirip, gelin gibi süslediğimiz otobüsleri günlerce Aydın sokaklarında gezdirdik. Ülkenin her yerine götürdüğüm bu otobüsler, gün geldi vefasızlığa uğradı. Öğrencilerin okul anıları, şakıyan yol boyunca sohbetleri, topçuların galibiyet sonrası dönüş şarkıları sarmaşık gülleri gibi hala yüreğimde düğümlü.

Sevgi sebili idi o koltuklar. Aydın esnafının eşyasını, hasretin dinmeyen heyecanını taşıdı bu Otobüsler yıllarca. Emekli olana kadar İrfan Saylan, İsmet Sezgin, Hava subayı Taçoğlu, Orhan Esin, Vali Doğan Uluergüven, Ali Nihat Danışman, Dr. Reşat Esankan, Cevat Aldemir, Muhterem Ağababaoğlu ve Nevzat Biçer Belediye Başkanım oldular. En büyük dileğim, körüklü otobüs filosunun Belediyeye kazandırılması. Yaşamını Otobüslere adamış, şimdi resimlerde kalan tamirci, biletçi, şoför, muavin ve emeği geçenlere saygı duyuyorum, minnettarım. Aramızdan ayrılanlara rahmet diliyorum.”

Ağzına sağlık Nuri Güvenç. Umarım Aydın caddeleri dileğindeki gibi körüklü belediye Otobüslerine kavuşur..