Terziler çırak bulamıyor

Tüm zanaat dallarında olduğu gibi terzilikteki temel sorunların başında da çırak bulamamanın geldiğini söyleyen Aydın Terziler ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Yüksel Sabancı, meslek eğitimine önem verilmesi gerektiğini vurguladı.

Aydın Terziler ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Yüksel Sabancı, terzilik mesleğine ve sektörün sorunlarına ilişkin Yeni Kıroba’ya açıklamalarda bulundu.

Terziliğe başlama öyküsünü anlatan Sabancı, “1967 yılında terziliğe başladım. 8 sene çıraklık ve kalfalık yaptım. 8 senenin sonunda da vatani görevim için askere gittim. Mesleğimi 52 yıldır sürdürüyorum. 42 yıldır iş yerim var. Yaptığım işten mutluyum. Bu mesleğe sevgi bizi ileri yaşlarda da Aydın Terziler ve Konfeksiyoncular Odası Başkanlığına taşıdı. 1988’den beri yani 31 yıldır başkanlığı sürdürüyorum. 31 yıldır esnaf ve sanatkârın sorunlarıyla ilgili bize düşen görevler neyse onları yerine getirmekle meşgulüm. Mesleğimi sevdiğim gibi insanları da seviyorum” dedi.

BİNA İÇİN UĞRAŞ VERDİLER

Terziliğin ‘güzel sanatlar’ mesleği olduğuna dikkati çeken Sabancı, şöyle devam etti: “Diktiğimiz elbiseyi insanların sırtında gördükten sonra onu karşıdan seyrederek mutlu oluruz. Ne iş yaptıysam o işi çok sevdim. 31 yıldır Terziler Odası Başkanıyım. Severek yaptım. Öğleye kadar odada, öğleden sonra terzihanemde hizmet veriyorum. 1996 – 1999 yılları arasında Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AYESOB( Başkanvekilliği yaptım. Bu dönem içerisinde AYESOB’un şu anki binasının yerini alan, sadece yüzde 5 katkı payı ödemek suretiyle oraya birliğimizi kazandırdık. Sadece ben olarak düşünmeyelim. O günkü ekip olarak düşünelim. Sayın Hüseyin Aksu’yla olan dostluğumuz ve geliştirdiğimiz iyi ilişkiler bize öyle güzel bir bina yapmayı nasip etti. O bina bittikten sonra birlik yönetiminden kendi isteğimle ayrıldım.”

“YILDA 585 ÖĞRENCİYE BURS VERİLİYOR”

Geçmişte AYESOB bünyesindeki esnaf ve sanatkarlarca kurulan vakfın yöneticilik görevini de üstlendiğini anlatan Sabancı, “2002’de vakfa başkanvekili oldum. 14 yıl içerisinde yaklaşık 5 bin öğrencimize burs verdik. Tabii vakfımız o günkü şartlarda 3 milyon 400 bin lira gibi bir paraya sahipti. Arkadaşlar nasıl burs vereceğimizi sordu. Çaresini bulacağımızı yeter ki, işimizi düzgün yapacağımızı söyledik. Burs verdiğimiz öğrenci sayısı her geçen yıl arttı. 14 yılsonunda yılda 585 öğrenciye yılda burs verir hale getirdik. 14 yılım da esnaf vakfının başkanvekili ve başkanlığını yapmakla geçti. 12 yıl Türkiye Terziler Giyim Sanatkârları Fedarasyonu’nda yönetim kurulu üyeliği yaptım, Aydın’ı temsil ettim. Bu görevler insanda anı olarak kalabilecek, herkese nasip olmayacak görevler. Her çalıştığımız, hizmet ettiğimiz yerden bir hoş seda olarak ayrıldık” ifadelerini kullandı.

“İÇİNDEN ÇIKILAMAZ HALE GELDİ”

Tarihsel süreç içerisinde terziliğin geçirdiği değişim ve dönüşümden söz eden Sabancı, şu görüşleri dile getirdi:

“1967’de terziliğe başladığımda hazır giyim diye bir şey yoktu. Bay – bayan giyimi ihtiyacını terziler karşılıyordu. Hazır giyim yoktu. Tabii o zaman terzilik de revaçtaydı. Terzilik gerçekten ayrıcalıklı bir meslekti. Talep çoktu. Yıllar geçtikçe, teknolojinin ilerlemesi

Eğitim sisteminde çok sorun yaşıyoruz. 5+3 geldiğinde bunun sıkıntıları başladı. Bu gelmeden önce meslek analizi yapılmasını istedik. Devletin yanlışları olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarının da çok büyük yanlışları oldu. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu bunun içinde olmalıydı, olamadı. Esnaf odaları birlikleri bu işin tam olarak içinde olamadı. Dolayısıyla bu karmaşada 5+3’e geldik. 15 yaşında bir çocuğu çırak yapmak çok zor. Daha sonra 4+4+4 geldi. Bu defa 18 yaşında lise bitiyor. Tamamen içinden çıkılmaz bir hale geldi. Bir türlü eğitimde standardı yakalayamadık. Bu da bizi çıraklıktan uzaklaştırdı. Çıraklık Eğitim Merkezi’nde bizim sınıfımız vardı, kapandı. İnsanlar aç kalamaz, açıkta yaşayamaz. Bu yüzden terzilik mutlak surette olmalı.”

EĞİTİM KURUMLARIYLA İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ

Diğer zanaat dallarında olduğu gibi terzilikte de çırak sorununun üst düzeyde olduğunu vurgulayan Sabancı, belli bir plan dahilinde bu sorunun çözülmesi gerektiğine işaret etti. Zanaatkarlarla eğitim kurumlarının bu çerçevede işbirliği yapabileceği önerisini dile getiren Sabancı, gerek teorik gerekse de uygulamalı eğitimi bir bütün halinde düşünerek zanaatkar yetiştirilebileceğini söyledi. 40 yaşın altında terzinin neredeyse olmadığına dikkati çeken Sabancı, bu anlamda önlem alınarak terziliğin yaşatılması gerektiğini sözlerine ekledi.