El emeği organik dans ayakkabıları

El yapımı ayakkabının son ustalarından olan Özer Geçgelen, Mustafa Çapkın ve Ahmet Kılınçeken, Taksim’de bulunan ayakkabı atölyelerinde yıllardır organik ayakkabı yapıyor. Ayakkabı ustaları, yaptıkları el yapımı organik dans ayakkabılarını Hollanda, Almanya, Fransa gibi ülkelere satıyor.

Birçok meslekte olduğu gibi el yapımı ayakkabıcılık da giderek kaybolan meslekler arasında yerini aldı. Taksim’deki atölyelerinde el yapımı ayakkabı imalatı yapan ayakkabı ustaları Özer Geçgelen, Mustafa Çapkın ve Ahmet Kılınçeken, atölyelerinin kapılarını açarak el emeği bir organik ayakkabıyı nasıl çıkardıklarını aşama aşama anlattı. El yapımı ayakkabıcılığın son temsilcileri bir ayakkabının yapımında dikkat edilmesi gerekenleri de paylaştı. Meslekte çırak bulunmamasından yakınan ustalar, birbirinden renkli dans ayakkabıları üretiyor. Ustalar, el emeği göz nuru ürettikleri dans ayakkabılarını ise Hollanda, Almanya, Fransa gibi ülkelere satıyorlar.

“30 sene önceki teknik ile çalışıyoruz”

Ayakkabı yapılırken ilk aşamada yer alan kesim bölümünde çalışan Ahmet Kılınçeken, “Başlangıçta deriyi kesiyoruz astarı ile birlikte. Sonra makineci arkadaşa gidiyor. 30 sene önceki teknik ile çalışıyoruz. Modern hiçbir şey kullanmıyoruz. Son olarak rötuş bölümü var. Benimle başlayıp son olarak da benimle bitiyor” dedi.

“Ustalarımızın bize öğrettikleri son nesiliz”

Makine bölümünde çalışan ve atölyedekiler arasında meslekte en eski olan Özer Geçgelen “44’üncü yılım bu yıl meslekte. Çırak yetişmiyor artık. Ustalarımızın yetiştirdiği son nesiliz artık biz. Çıraklığı bitti bu işin. Okula döndü bu işin çıraklığı. Okuldan da sanatkarı nasıl bulurlar, nasıl çıkarırlar da bizim ayarımıza gelir o da soru işareti. Onu da zaman gösterecek” ifadelerini kullandı.

“Biz mesleğimizi çok seviyoruz”

Ayakkabıcılıkta çıraklıktan yetişmenin önemine vurgu yapan Geçgelen, “Okullu değil de alaylı olduğunuz zaman biraz daha verim fazla oluyor. Ne yapacağını daha iyi biliyorsun. Garantili bir meslek değil, sahipsiz bir meslek ayakkabıcılık. Kanunu, hukuku, nizamı olmayan bir meslek. Biz mesleğimizi çok seviyoruz. Bununla çoluk çocuk büyüttük. Belki bizden sonra 10-15 sene önceki nesil devam edebilir ama ondan sonra hiç yok” dedi.

“Şimdiki nesil spor ayakkabıdan başka bir şey giymiyor”

Ayakkabıya şeklini veren Mustafa Çapkın, bütün aşamalarda her şeyin doğal olarak kullanıldığını ve elde yapıldığını belirtti. Yaptıkları ayakkabılar için ise, “Şu anda bu ayakkabıyı eski annelerimiz giyerdi. Şimdiki nesil spor ayakkabıdan başka bir şey giymiyor” dedi. Ayakkabının son haline gelindiğinde ise Çapkın, “Normalde 3 gün sürüyor. İlk gün kesim oluyor. İkinci gün dikim oluyor. 3’üncü günde de ben monte ediyorum. Ayakkabının yüzünü, arkasını, alt kösele kısmını ve ökçesini 3 gün içinde yaparak ayağa servis edilebilecek şekilde sunuyoruz” diyerek ayakkabının tamamen el yapımı deri ve kösele olduğunu vurguladı.

“Dans ayakkabısı da yapıyoruz”

Yaptıkları ayakkabıları yurt dışına da gönderdiklerini anlatan Mustafa Çapkın, “El yapımı olduğu için özellikle bizi tercih ediyorlar. Hollanda’ya, Almanya’ya, Fransa’ya ayakkabı gönderiyoruz. Yurt dışında fabrikasyon olduğu için Türkiye’yi tercih ediyorlar. Dans ayakkabısı da yapıyoruz tango, salsa gibi. Oradaki dans okullarına özel sipariş olarak bunları yapıyoruz. Her şeyi ile daha orijinal ve daha rahat olduğu için bizim ayakkabılarımızı tercih ediyorlar. Bunların her şeyi milimetrik ve nizami olduğu için güzel ve rahat” dedi.

“Ne çırak yetişiyor ne de el işçiliği yapan insanlarımız kaldı”

Mesleği yapan son nesil olduklarını söyleyen Çapkın, “Ben yaklaşık 30 senedir meslekteyim. Bizden sonra yetişen pek yok. Benden sonra belki 1-2 yaş küçüklerim yapabilir. Ondan sonraki nesil tamamen bitmiş durumda. Ne çırak yetişiyor ne de el işçiliği yapan insanlarımız kaldı. Şimdiki gençleri okullarda eğitmeye çalışıyorlar ama biz çekirdekten yetiştiğimiz için çıraklığımız daha güzel oluyor. Şimdiki okullarda pratik olarak öğreniyorlar. O yüzden bizim yaptığımız şu mesleği onlar şu an yapamazlar” şeklinde konuştu.