Ebru sanatıyla huzur buluyor

Aydın Efeler’de yaşayan 65 yaşındaki Yusuf Arslan, emekli olduktan sonra ebru sanatına merak sardı. Hobi olarak başladığı ebru sanatını adeta yaşam biçimi haline getiren Arslan, günlük hayatın stresinden ebru sanatıyla arınıyor.

Efeler’de yaşayan Yusuf Arslan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değişik kademelerinde görev yaptı. Emekli olduktan sonra ebru sanatına merak saran Arslan, 12 yıldır ebru sanatını gelecek kuşaklara taşımak için çaba gösteriyor.

Gazetemize açıklamalarda bulunan Arslan, ebru sanatına Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kurslarda başladığını belirterek, “Bir süre kursa gittim. Oradayken malzemelerini aldım. Sadece o kurslarla yetinmedim. Evimde de ebru yapmaya başladım. Hatta komşularım falan geliyorlardı. Sitayişle bakıyorlardı. Çok beceremiyordum ama çaba gösterdim. Yaptığım işleri komşularıma gösteriyordum. Sonraları kendime adeta bu sanatı meslek edindim. Ebrucu olmaktan fazlasıyla memnunum. Ebru, bize ait bir sanat. Kökleri Orta Asya’ya dayanıyor. Dünya kültür mirası listesine dâhil edilmiş tek Türk sanatı aynı zamanda. Ebru, şöyle bir sanat: Sanatların çoğu yetenek gerektirir. Müzik için kulak, hat için kalem, el becerisi gerekir. Ancak ebru için böyle bir şey gerekmiyor. Yetenek gerektirmez ama yeteneği geliştirir. Herkesin yapabileceği bir sanattır” dedi.

“MÜTEVAZI İNSANLARIN SANATI”

“Bu sanat öyle bir sanat ki insan yaptıkça kendisini bulur. ‘benim sanatım’ der” diyen Arslan, şöyle konuştu: “Bu sanatın kökleri Orta Asya’ya dayandığı için insan kendi sanatına sahip çıkmış oluyor. Nasıl ki, atasının dedesinin mirasına sahip çıkıyorsa bu da kendi ceddimizin sanatına sahip çıkmaktır. Ondan dolayı bu sanatla meşgul olmaktan fazlasıyla haz alıyorum. Mütevazı insanların sanatıdır bu. Yaparken biraz eğilirsin, sandalyeye oturup, bacak bacak üstüne atıp kasılma yoktur. Ayağa kalkarsınız, hafifçe eğilirsiniz, eski bir sanat olduğu için atalarınızı, dedelerinizi hatırlarsınız.”

FIRÇALAR AT KILINDAN ÜRETİLİYOR

Yaşam tarzı haline getirdiği sanatın incelikleri hakkında bilgi veren Arslan, ““Ham maddesi suyun yoğunlaştırılması. Birincisi bu. İkincisi, ebruda kullanılan tüm malzemeler naturaldir. Antioksidan maddelerdir. İnsana zarar verici hiçbir madde yok. Boyaları toprak boyadır. Fırçaları el yapımıdır, at kılından üretilmiştir. Fırçaların sapları gül dalından yapılmıştır. Ebrunun tüm malzemeleri elle yapılır, fabrikasyon malzeme yok denecek kadar azdır. İnsanın doğasına uygun bir sanattır ebru. Boyalara sığır ödü katılır. Bu öd, boyaları parçalar ve boyaların suyun altında kalmasını sağlar. Suyun üstünde ne varsa kağıt alır. Özelliği budur” diye konuştu.

İKİNCİ SERGİSİNİ AÇMAK İSTİYOR

Ebru çalışmalarını ESKO İş Merkezinde 5 sene önce kiraladığı atölyede sürdüren Arslan, daha önceleri Gençlik Merkezi’nde düzenlenen kursta gençlere ebru dersleri verdiğini aktardı. Şimdilerde vaktinin tamamını atölyesine ayırdığını anlatan Arslan, “Atölyeme her gün geliyorum. Hafta sonu da mutlaka uğrarım. Ben alışmışım, buraya gelmeden rahat edemem. Bayramda bile buraya geliyorum. Kendime bir şeyler üretiyorum. Daha önce bir sergi açtım. Nasip olursa bir sergi daha açacağım. Başka da bir beklentim yok Maddi menfaati hiç hesaplamadım, hesaplamıyorum” dedi.

DERİ ÜZERİNE DE YAPILABİLİYOR

Ebrunun kağıt, kumaş ve deri üzerinde icra edilebilen bir sanat olduğunu vurgulayan Arslan, “Bu kapsamda yaptığım kravatlar, şallar, fularlar var. Çerçevelik malzemeler var. Sağlığım elverdiği sürece ben bu sanatı sürdürmeye kararlıyım. Becerebildiğim kadarıyla yapmaya çalışıyorum. Kendi öğrencilerim var, onlar geliyor ara sıra. Onlarla beraber bazı işler yapıyoruz. Ebru sanatıyla uğraşarak gündelik yaşamın stresinden arınıyor, huzur buluyorum” görüşlerini aktardı.