Kerim Yalçınkaya

Kerim Yalçınkaya

DELİ DERE AKMAM DİYOR AMA

Aydın’ın ortasından akan bir tabakhane deresi olur da, Söke’ninortasından akan bir deli deresi olmaz mı?

Ama bu deli çay aktığı zaman önüne çıkan canlı cansız herşeyi alıpMenderes Nehrine kadar sürükler. İşte öyle merhametsiz bir dere.

Ancak son yıllarda eskisi gibi akmıyor. Bölgede son felaket 1994yılında yaşandı. Yine gece boyunca yağan yağmur dört can aldı. Dere kenarındabulunan birkaç konut da sel sularına karışmıştı.

Atalarımız Söke Çayı’nın geçmişteki taşkınlarını hikaye şeklindeanlatırlardı. Bir Sökeli olarak benim tanık olduğum en büyük felaket 1965yılında yaşandı. Dönemin Belediye Başkanı Nihat Aşkın, çay kenarındaki eskikasaplar halini yıkıp, bulunduğu yere çok katlı bir iş merkezi yapma kararıaldı. Dükkanlarda bulunan esnafında çayın içine yapılan barakalarataşınmalarını istedi. Ancak Söke’nin yabancısı ve emekli subay olan NihatAşkın’a vatandaş bir çok çalışma arkadaşı, “Derenin akmadığına bakma, Mayısayının başı. Ani bir sağanak yağışla sel suları ne baraka, ne mal, ne de canbırakır” diye henüz uyardılar. Ama 27 Mayıs ihtilalinde emekli olan askerekimse söz geçiremedi.

Mayıs ayının 13. Gecesi saat 10’da başlayan yağmur giderek birsağnağa dönüştü. Efes sineması dere kenarında gece saat 11.00’de sinemadançıktığımda 50 metre genişliğindeki derenin dudak dudağa aktığını gördüm. Selsuları barakaları şehrin ortasındaki demir köprünün ayaklarına kadar sürükledi.Barakalardaki kereste ve dinolit türündeki malzemeler, köprü altını tam birbaraj haline getirdi. Sel suları, alt bölümde geçecek yer bulamadığı için sularköprüyü aşmaya ve köprüye yakın binalara vurmaya başladı. Bu sırada köprübaşındaki H. İbrahim Efendi hanının duvarını yıkarak binanın içine girdi. Ancakselin büyük gücü, köprünün orta ayağını da alıp gitti. Ama yağış durmamış halabardaktan boşanırcasına yağmaya devam ediyordu. Bu arada evime gidememe korkusuyaşadım. Çünkü evim Konak Mahallesindeydi. Emniyet Amirliğinin karşısındakikambur köprüye geldim. Sel suları köprünün bazı bölümlerinin üstünü aşıyordu.Tehlikeyi gözü alıp karşıya geçebildim. Yağmura aldırış etmeyen birçok Sökelidere kenarında yaşanan felaketi canlı canlı seyrediyordu. Ben de eve gitmedenderenin çarşı tarafında yaşanan felaketi görmek için o tarafa yöneldim. Bugünküyeni belediye binasının sokağına geldiğimde bir can pazarı yaşandığını gördüm.Gencecik henüz 18 yaşını doldurmayan bir bisikletçinin sel sularına kapılıpgittiğini öğrendim. Bu gencin babası, eski kasaplar halinde belediyeninkiracısıydı. Sel sularından bisikletlerini kurtarma çabası ile suya girmiş vebeş-altı bisikleti kenara çıkardıktan sonra son gidişinde bir daha geridönmemişti. Bu gencin anne ve babasının dere kenarındaki çırpınışlarını haladün gibi hatırlarım.

Yağmur bütün gece bardaktan boşanırcasına devam etti. Ertesi günsabah, Türkiye’deki medya kuruluşlarının bazıları olayı canlı tespit etmek içindere kenarına film makineleri koydular. Mayıs’ın 14.’nün öğlen saatleriniyaşarken yağmur hala kesilmemişti.

Söke’nin bu deli deresini niye bu kadar anlatma zahmetine katıldımbiliyor musunuz? Bu deli dere mi diyeceksiniz, yoksa “deli çay mı” diyetanımlayacaksınız hep ilçeye büyük sorunlar yaşatmıştır. Yaklaşık 600 yıl devameden bir hikaye bu.

İşte bu hikayenin kaderini değiştirmek için Nihat Aşkın’dan sonraSöke Belediye Başkanlığına seçilen Ömer Koyuncuoğlu, bu deli derenin üzerine 80iş yerinden oluşan bir pasaj inşa etme kararı aldı. Demirel iktidardaydı. Sökeheyeti, aynı siyasi partinin üyeleri oldukları için derenin üstüne bir pasajinşa edilmesi için izin istediler. Hükümet bu izni verdi. Pasaj inşa edildi.Ömer Koyuncuoğlu daha çarşı hizmete girmeden yaşamını yitirdi. Fakat yaklaşık6-7 yıl sonra DSİ Genel Müdürlüğü, çay üzerine yapılan iş yerlerinin derhalyıkılmasını istedi. İş mahkemeye intikal etti. İlgili mahkeme dükkanlarınyıkılmasına karar verdi.

Ayrıca 1984 yerel seçimlerinde Belediye Başkanı seçilen MehmetSemerci, dere üzerine işyerlerine bitişik iki büyük otopark daha inşa ettirdi.

Gelip geçen belediye başkanları mahkeme kararlarını uygulamadılar.Ancak ilgili bakanlık ve genel müdürlük her geçen yıl Söke Belediyesini yıkımiçin uyarıp durdu.

2014 yerel seçimleriyle iş başına gelen Belediye Başkanı SüleymanToyran çayın üstünü örten dükkanları ve iki bölümden oluşan otoparkı yıkmakararı aldı.

Gerçekten çayın üstünü örten bütün yapılar kısa sürede yıkıldı.

Söke Belediyesi, Söke çayını 47 yıl öncesindeki haline getirdi. Busüre içinde özellikle 1994 yılında sel baskınından da iş yerlerinin hiçetkilenmediği görüldü.

Belediye Mahkemenin kararını yerine getirdi. İyi güzel de şehrinortasına yakışmayan bir görüntü, bir ıslah projesiyle ortadan kalkmayacak mı?

DSİ Aydın Bölge Müdürlüğünün Söke çayı için hazırladığı bir projevar. Söke çayının genişliği 20 metreye düşürülecek. Granta köprüsüne kadar yenisetteler yapılacak. Dere yatağı daralınca, dere boyundaki iki cadde biraz dahagenişleyecek. Ayrıca çarşıya isabet eden bölümlerine çay bahçeleri inşaedilecek ve dere boyu tamamen ağaçlandırılacak. Gelelim derenin ıslahına.Setteleri, DSİ Bölge Müdürlüğü yapacak. Aksilik olur mu, inşaat gecikir mibilemem.”

Dere ıslahı tamamlanınca dere boyunca peyzaj çalışması yapılacak. Bugörevi de Büyükşehir üstlenecek.