Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

TİCARET HARAMDIR(!)

Hz. Muhammed, “Rızkın onda dokuzu ticaret ve cesarettedir” buyurur.O muhterem insan, bu sözü söylemekle kalmaz; bizatihi kendisi de ticaretleilgilenir. Onun, Mekke ile Şam arasında, Hz. Hatice’nin kervanlarına liderlikettiği bilinmektedir. Mekke’de o dönemde belli bir zengin zümre vardır. Sözkonusu zümrenin zenginlik kaynağı ticarete dayanmaktadır. Ancak şöyle birsorusuna yöneltelim kendimize; bu neyin ticareti böyle? Bugünle dünü karıştırıppetrol şeklinde bu soruya cevap vermek uygun olmaz. Haydi, hurma dediniz… Amahurma ticari çeşitlilik adına yeterli bir cevap değildir. Küçük bir hatırlatma;Mekke ve Medine kentleri Arabistan Yarımadası’nın Hicaz bölümünde yer alır.Kızıldeniz kıyıları yani… O dönemdeki ticaretin şahdamarı Baharat yolu,Hindistan, Umman Denizi, Kızıldeniz kıyılarından Akdeniz’e uzanır. BaharatYolu, deniz yolu olarak bilinse de kara bağlantılı bir yoldur. Süveyş Kanalı, ovakitler yoktur. Hz. Muhammet, döneminde Mekkeli Araplar, Baharat yolunun karabağlantılarında önemli görevler üslenir. Onlar, Hint yarımadası, tropikal vesup-tropikal ürünlerini Kızıldeniz kıyılarından Şam, Halep, Hatay hatta oradanAnadolu içlerine kadar götürür. O bölgelerden geri dönerken Arap tüccarlardevelerine, Antep, Hatay ve ta Lübnan’a kadar uzanan Amanos (Nur) dağlarınınbatı eteklerinden(Akdeniz’e bakan yamaçlar) zeytinyağı, kuru incir gibiürünleri Mekke ve Medine’ye getirir. Nitekim de Kuran’ı Kerim’de incir vezeytin üzerine yemin edilmesi o dönem Arapları tarafından bu ürünlerin bilindiğinibize göstermektedir. Kuran’da bu ürünler üzerine yemin edilmesi sadece buürünlerin, mucizevî olmasından değil aynı zamanda o dönemin şartlarında çokpahalı olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü söz konusu ürünler çok uzaklardandevelerle az miktarda getirilebilmektedir. Bu ürünleri ancak çok parası olanlaralabilmektedir. İslamiyet ilan edildiğinde Arabistan Yarımadası’nda ticaretyaygındır. Ticaret nedeniyle kimi ellerde toplanan para bolluğu aynı bölgedetefecilik(faiz) faaliyetlerini ortaya çıkarır. Hz. Muhammet, peygamberliğiniilan ettiğinde ticaretin kendisini değil; para ticaretine (rant) karşı çıkar.O, üretime dayalı bir ticari sistemi savunur. Üretim üzerindeki faiz yükünükaldırmak ister. Sonuç, üretmeli ve üretilen mal pazarlanmalıdır.

Şimdi çoğumuz kendini Müslüman olarak tanımlar. E, bu tanımlama, Hz.Muhammed’in tavsiyelerini takip etme zorunluluğu getirmez mi bizlere?Zeytinimiz var yağımız da incirimiz de… Ancak zeytin sadece bizde yok? İspanya,Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkeler de bu ürünü yetiştirir. Avrupalılarasoralım; zeytinyağı deyince hani ülke onların akıllarına gelir? HemenYunanistan derler. Amerikalılar zeytinyağı deyince sadece İtalya’yı bilir,tanır. Sonra biz, bizim zeytinyağımız var diyelim ve kendimizi Müslüman olaraktanımlayalım. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ticaret, Ermeni, Yahudi veRum unsurların elindedir. Aydın ahalisi’nde bir Yahudi tüccar, 10 katır ile köyköy dolaşıp ticaret yapar. Bu katırların sadece birisinde iğne, iplik, çuvaldızgibi mamuller yüklüdür. Diğer dokuz katırdaysa boş çuval veya küfeler vardır.Köylüde o vakitler nakit para yoktur. Yahudi tüccar bir kutu iğne iplik verirköylüye; onun karşılığında köylüden aldığı bir çuval incir veya zeytini katırayükler. Sonra onca katırlık zeytin veya inciri şehirdeki büyük tüccarlarasatar. Ticaretle birlikte Rum, Yahudi vb azınlık unsurlarının elinde önemli birkapital(para) birikir. Bunun üzerine onlar, para ticaretine başlar. Müslüman’afaizle borç verirler. Borçlar, ödenmeyince, onların topraklarınıhaczettirirler. Topraklar büyük bir hızla el değiştirir. Ticaret yapmasınıbilmeyen Müslüman, toprağını da kaybeder.

1915 yılı, Ermeni nüfusunun, I. Dünya Savaşı nedeniyle yerlerinideğiştirmesini öngören Tehcir Kanunu ile Kurtuluş Savaşı yıllarındaRumlarla-Müslümanlar arasındaki toplumsal barışın bozulması sonucunda pek çokErmeni ve Rum, Anadolu topraklarını terk eder. Onların bir kısmı Avrupa veAmerika’ya gider. Bu unsurlar, ticaretin kurdudur. Göç ettikleri ülkelerdeticari faaliyetleriyle hemen yükselirler. Büyük şirketlerin sahibi olurlar. Biravuç Ermeni nasıl Avrupa ile Amerikan hükümetlerini etkileyebilir? Oülkelerdeki Türk ve Müslüman nüfus yoğunluğu kimi yerlerde daha fazla… Nasılolur bu, nasıl? Cevap gayet basittir. Onlar, oralara tüccar olarak giderler,biz ise 1960’lı yılların işçisi olarak gideriz.

Ticaret nasıl bir şeydir. Köylü nenemin, iki kilo peynirini çöküppazaryerinde, satmaya çalışması değildir elbette… Bir gsm şirketinin on milyonabonesi olsun. Vergiler, personel giderleri, işletme maliyetleri çıktıktansonra bu şirket abone başına bir lira kazansa dahi bu, bir ayda on milyon liraeder. Eski parayla on trilyon… Ticaret böyle bir şey işte… Her din, dil, ırk vemeşrepten herkesin ticaret yapma hakkı elbette var. Ancak bize gelince ticaretyapmayalım; büyük şirket sahibi olmayalım isterseniz… Aman dikkat, ticaretMüslüman’a haramdır(!)