Serdar Şenol

Serdar Şenol

KAHVEHANELERİN DİLİ

Eskiden Aydın'ın farklı mahallelerinde genellikle işletmenin sahibinin adıyla bilinen kahvehaneler vardı. Örneğin Soğuk kuyudaki Sulu Hakki'nin kahvesi, Orta Mahalledeki Ülfet'in kahvesi, Tatar semtindeki Dalamalı Fuat'ın kahvesi, Güzelhisar Mahallesi'ndeki Faik abinin kahvehanesi, Torlak Kahveleri ve daha pek çok kahvehane böyle sıralanır giderdi. Bu işletmelerin müdavimleri tüm gün kağıt, dama, okey, domino gibi oyunlar oynayarak vakit geçirirlerdi. Oyunlar bir hayli hararetli geçer, bazen tartışmalar ateşlenir ama bir süre sonra tatsızlıklar hemen unutulur her şey kaldığı yerden devam ederdi. Çay, kahve, ıhlamur, adaçayı, gazoz, tarçın, oralet, ayran gibi içecekler bolca tüketilirdi. Oyunlar genellikle içeceğine oynanır, ara sıra ufak meblağlarda para konurdu iddiaya. Her masanın üç-dört tane de yancı tabir edilen oyunu izleyen ama masaya gelen her içecekten sebeplenenler olurdu.

Kahvehaneye gidenler kendi aralarında konuşarak ara sıra başka kahvehanelere de giderlerdi, maksat gezmek olsun, böylece daha fazla kahve arkadaşı da edinmiş olurlardı. Kahvehanelerin bir kısmında oyunlardan uzak duran sadece gazete okumak bir şeyler içmek biraz sosyalleşmek isteyenler de olurdu. Oyun oynanmayan masalarda ülke siyaseti konuşulur görüşleri ne olursa olsun herkes kendince fikirler beyan ederdi. Kavga nadiren çıkardı, çünkü o kişiler adabı, edebi bilen saygılı kişilerdi. Kahvehanelerde işletme sahibi ile müşterileri karşılıklı güven içerisinde diyalog kurardı. Örneğin müşteri yediği içtiği şeyleri bir hesap defterine yazdırır parası olunca da ödemesini yapardı.

Aydın o zamanlar bu kadar büyük bir şehir değildi, herkes birbirine aşinaydı. İsimler bilinmese de kişinin Aydınlı olduğu bu çevrenin insanı olduğu bilinirdi. Yani bir güven ortamı vardı. Kahvehaneler sadece oyunların oynandığı, siyasetin konuşulduğu yerler değil, arkadaşlığın ve dostluğun perçinleştiği sosyal mekânlardı. Kahvehanelerin belirgin özellikleri de vardı bahçeli, kuyulu, asmalı, dut gölgeli gibi özellikleri de vardı. Sıcak yaz aylarında tercihler daha çok bahçeli kahvehanelere olurdu. Sepserin bahçelerde günün telaşı ve olup bitenleri anlatılırdı.

Yıllar geçip gittikçe yavaş yavaş kahvehaneler de kapanmaya, bulundukları binalar müteahhitlere kat karşılığı verilince sadece anılarda kaldı. Şimdi birkaç eski kahvehane var Efeler'de yakında onlarda zamanın sisli sayfalarında yerlerini alacak maalesef. Yeni nesil kafeteryalar da o eski kahvehanelerin havası, tadı, çekiciliği yok. Her ürün fabrikasyon. Eskiden kahvehanelerde koruk suyu ve ayran işletmeci tarafından yapılırdı. Satılan meşrubatlarsa başka birer efsaneydi, Germencik'in Servet gazozu, Çine Belediyesi Gazozu ve Denizli Zafer Gazozu gerçekten efsane tatlardı. Zaman herkesi ve her şeyi kendi içinde öğütüp yok edip gidiyor. Hatıralarımızda mutlu anları çağrıştırıyor. Evet bazılarına göre boş gezenlerin uğrak yeri olarak adlandırılsa da hayır kahvehaneler birer kültür hazinemizdi. Şimdilerde neredeyse yok olma sürecinden geçiyorlar. Keşke unutulmasalar ve unutturulmasalar…