Ali İhsan Özçakır

Ali İhsan Özçakır

KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞINIZ VAR MI?

“Yok.” diyorsanız, çocuğunuzun kitap okumamasından yakınıyorsanız, öğrencilerinizin kütüphanelere uğramamasından şikâyetçi iseniz, öğretmen olarak okul kitaplığında branşlarınızla ilgili hangi kitapların olduğunu bilmiyorsanız, yanıtı basit. Öncelikle, Sizin Okuma alışkanlığınız yok! Okuma alışkanlığı kazanmak için bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneririm.

Gallius''un, “Kitaplar sessiz öğretmenlerdir” demesi boşuna değil. Kitap okudukça yaşamınız anlam kazanır. Yaşamı daha iyi algılar, karşılaştığınız sorunu daha kolay çözebilirsiniz. Kitap insan kişiliğini, karakterini ve doğrularını tanıtacak, geleceğe yeni ufukların açılmasını sağlayacaktır.

Zamanını okuyarak geçiren bir toplum değiliz. Olmak için neler yapmalıyız? Yanıtını öğrenmek için, öncelikle bu yazıyı okumaya lütfen devam ediniz.

Okuma alışkanlığının temeli ailede atılır. Her şey anne ile evde başlar. Okulda devam eder. Okuma alışkanlığı “çocukluk döneminde” kazanılır. 0-6 yaş döneminde çocuklara okuduğumuz hikayeler, çocukların kitaplara karşı olumlu tutum kazanmalarını sağlar. Çocuk kitapları nasıl kullanacağını, hangi yönden okuyacağını, kitaplara zarar vermemesi gerektiğini öğrenir.

Bebek annesini – dakikalarca – süt emerken onu elinde bir kitapla okurken görürse, gece uyumadan önce de annesinden masal veya hikaye kitabını okurken dinlerse, ilk dersini almış olur. Bunun için de annelerin ve bakıcıların çok sabırlı olmaları gerekir.

Çocuklar aynı hikayeyi tekrar tekrar dinlemekten çok hoşlanırlar. Siz de tekrar tekrar okumaktan sıkılmamalısınız. Çocuklarınıza “kitap okumasını” söylemeyiniz. Çocuğunuzun babasını akşamları gazetesini veya kitabını okurken izlemesi, abla veya ağabeyinin kitaplarla meşgul olduğunu görmesi yeterlidir. Bu örnek davranışlar onun için okuma alışkanlığının başlangıcı sayılır.

Alışkanlık çevreyle edinilir. Çocuğunuzun yanında kitap, dergi ve gazete okumalısınız. Anne - babaların yaşadıkları örnek, her zaman yasaklardan çok daha etkilidir. Kitap okumayı seven anne – babalar, çocuklarında da kitap okuma sevgisi uyandırırlar. Erken dönemde okuma alışkanlığı kazanan çocukların, kelime hazinesi ve düşünme yeteneği artmakta, buna bağlı olarak yaratıcı zeka, dinleme, konuşma yeteneğinin geliştiği belirtil-mektedir. Okul öncesinde çocukların, rakamları ve harfleri tanıyarak, kapı numaralarını, araba plakalarını, sokak levhalarını okumalarını cesaretlendirmeleri, onlardan övgüyle bahsedilmesi okuma alışkanlığının, daha o yaşlarda yerleşmesine neden olur.

Okuma alışkanlığı yaşam boyu sürekli ve düzenli bir biçimde olmalıdır. Kitap okumanın zevkine varma bir beceri işidir. Okuma alışkanlığının kazanılmasında evde aile ve okulda öğretmenlerin rolü büyüktür. Anne ve babanın tutum ve davranışları, çocuklarına model olmaları, çocuklarına destek çıkmaları, onlarda okuma alışkanlığının gerçekleşmesini sağlar. Dikkat ediniz internetten kitap okumadan bahsetmiyorum.

Okumayan, çocuklarının okumasına destek olmayan anne-babaların çocuklarının gerçek anlamda okuma alışkanlığını kazanması beklenemez. Anne-babanın mesleği, eğitim ve ekonomik düzeyi bu alışkanlıkların kazanılmasında etkilidir. Bu pandemi ortamında , kitap okuma alışkanlığının kazanılması “sıkıntı ve yalnızlık” sorunlarının ilacıdır.

Küçük yaşlarda çocuğa zaman ayırarak, onun ilgi düzeyi ve yaşına uygun masal kitapları okunmalıdır. Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun kitapların eğlendirici ve aynı zamanda öğretici olmasına, dilinin yalın olmasına, içeriğinin üzücü olmamasına dikkat edilmelidir.

Mümkünse evde çocuklar için farklı türde kitapları içeren bir kitaplık oluşturulabilir. Haftanın bir gününde, belli bir saatte “ailece kitap okuma saati” düzenlenebilir. Hele okul dışı zamanlarda daha çok okumaları önerilmelidir.

Kitaplar, çocukların ilgi alanlarına göre ve çocukla birlikte seçilmelidir. Anne babalar, çocukla birlikte alışverişe veya gezmeye gittiklerinde, bir kitapçıya ya da kitap-dergi satıcısına uğramaları yerinde olur. Anne-baba çocuklarını ödüllendirirken kitap ilk sırayı almalıdır.

Okullarımızda eğitici çalışmalarda “serbest okuma saatleri” düzenlenemez mi? Bazı illerimizde başlatılan ve gittikçe yayılan” okuma seferberliği” gibi. Ufak kusur ve suçlarda yargıçlarca o kişilere “kitap okuma cezası”nın verildiğini de basından okuduk. Ne kadar isabetli bir karar. Ne dersiniz?

Gelişmiş ülkelerde “okuma alışkanlığı” bir yaşam biçimine dönüşmüştür.

Tatilde yazın deniz kenarında, bahçede veya parklarda güneşlenen; otobüs, tren veya uçak yolculuğu yapan yabancıların % 90'ının elinde okuduğu bir kitabı olduğunu söylemek haksızlık olmaz sanırım. Her fırsatta kitap okumaları ne güzel.

Bunu bizler niye yapamıyoruz? Sabahtan akşama kadar dükkanda müşteri bekleyen esnaf, iş yeri sahibinin kitap okuyacak o kadar boş zamanı var. Neden okumazlar ki? “Kitapların pahalı olmasından demeyiniz.” 5-10 lira arasında satılmakta olduğunu biliyoruz. İstenirse kütüphanelerden de alınabilir.

Eskiden televizyon yayınları yokken uzun kış gecelerinde evlerimizde ya radyolardan “arkası yarın” dizilerini izlerdik, ya da kitaplarımızı okurduk. Sonra da birbirimize anlatırdık. Şimdilerde bu zamanı – anketlere göre - maalesef “TV dizileri” ve gün boyu süren “evlilik programları” doldurmaktadır.

Bazı kişiler gazeteleri alınca doğrudan spor haberlerini, bazıları da köşe yazılarını, bir başkası da magazin türü yazıları okumaya başlar. Bu, onların okuma amaçlarını gösterir. Ama önemli olan “okuma”larıdır.

Okullarımızda öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının yerleşmesi için - onları ödüllendirme yoluyla – “En çok kitap okuyan öğrenci”, “kitap kurdu” ve benzeri yarışmalarla teşvik etmek gerekir. Öncelikle, öğrencilere “kütüphaneyi aktif kullanılma alışkanlığı” benimsetilmeli; her öğrencinin belli sayıda kitap okuması sağlanmalıdır. Öğrenciler yalnız roman ve hikaye türü kitaplar değil, gezi, biyografi, anı, araştırma ve kişisel gelişim, deney türü kitaplara da yönlendirilmelidir.

Öncelikle iyi bir okuyucu olarak öğretmenler öğrencilere örnek olmalı, temel okuryazarlığın okuma alışkanlığına dönüşmesi gerektiğini açıklamalıdır. Kitap okumanın öğrenim sürecinin bir parçası olduğu ve yaşam boyu sürmesi gerektiğini öğrencilere anlatılmalıdır. Okul yönetimi ve öğretmenler, velilere çocuklarının okuma alışkanlığı kazanabilmeleri için neler yapmaları konusunda bilgilendirmelidir.

Sınıf panolarında “ seviyelerine göre okuyabilecekleri kitapların isimleri” listelenebilir. Okullarımızda, eğitici kol çalışmalarında çıkarılan “duvar gazeteleri”nde öğrenciler okudukları kitaplarla ilgili yazılarını, arkadaşlarıyla paylaşabilirler.

Günümüzde internet ve TV ile geçirilen zamanı düşünürsek, okumaya ne kadar zaman kalır acaba? Doğal olarak internet ve TV'den de bilgi alınabilir ancak uzmanlar okumanın daha etkili olduğunu belirtiyorlar. TV ve internetin kitap okumaya rakip olduğu hatta onu engellediğini de söylemek mümkün ama – severek okunan bir kitaptan alınan zevki - hiçbir internet sitesi veremez kanısındayım.

Özet olarak, kitap okuma kursları düzenleyelim, çevremizdekileri sürece teşvik edelim, kitap üzerine sohbetler yapalım. Bir şekilde kitap sevgisini birbirimize sevdirmeye çalışalım. Bu şekilde yaşamak daha güzel olmaz mı?

Sevgiyle kalın. Saygılarımla.