Kıvanç Uğur

Kıvanç Uğur

TARIM ARAZİLERİNİN DEĞERİ BİLİNMELİ

Modern dünyada karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan birisi tarım arazilerinin yani ekilebilir alanların betonlaşma tehdidiyle karşı karşıya kalmasıdır. Öyle ki, kentlerde geçmişte tarım arazisi olan pek çok arazinin yerinde apartmanların, rezidansların, işyerlerinin, kısacası beton yığınlarının yükseldiğini görüyoruz. İşin ilginç tarafı, bu beton yığınlarını bazıları “gelişmişlik göstergesi” olarak görüyor ki, bunu mantıkla pek bağdaştıramıyorum doğrusu.

Aydın, kalıplaşmış bir ifadeyle, ovalarından bal dağlarından yağ akan bir şehir. Bu denli bereketli tarım arazilerine sahip bir kentte, mümbit topraklardaki yapılaşma, çevre duyarlılığına sahip her bireyi tedirgin ediyor. Kuşkusuz, bu sorun yalnızca, Aydın'ın değil, hemen her yerin sorunu.

Bu eksende, inşa halindeki Aydın – Denizli Otoyolu projesiyle birlikte, verimli tarım arazilerinin betonlaşacağı yönünde bazı eleştiriler mevcut. Geçtiğimiz günlerde Aydın Çevre ve Kültür Platformu üyeleri, CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız'la birlikte Atatürk Kent Meydanı'nda yaptıkları basın açıklamasında bu konuya işaret ettiler.

Bu konuyu gerek basılı gazete gerekse de internet gazetesi için haberleştirerek, kamuoyuyla paylaştık. Aradan birkaç gün geçtikten sonra konu hakkındaki görüşünü sormak için Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu'nu aradım.

***

Kendirlioğlu, “Bizim için ekilebilir arazi ve toprak, son derece değerli ve çok önemli. Hal böyleyken 'bizim topraklarımızdan otoban geçsin, yol geçsin, hiç önemli değil' deme lüksümüz yok. Bizim için önce toprak. Çünkü ekmeğimizi buradan kazanıyoruz. Karnımızı buradan doyuruyoruz. Aynı zamanda ülkemizin karnını doyuruyoruz. Elbette yol önemli. Yol tabii ki yapılacak. Bunun yapılmasının da en az zararla yapılması lazım. Tarım arazisi ne kadar az zayi olursa hem ülkemiz için önemli hem de o güzergâhın geçtiği toprakların sahibi için de önemli. Aydın – Denizli Otobanı söz konusuysa hem ovamız hem dağımız değerli. Dağımızda zeytin, kestane, incir yetişiyor. Ovada da her türlü bitki yetişiyor. Birinin diğerinden daha değerli olması söz konusu değil” açıklamasında bulunarak, toprağın yanında olduklarını ifade etti.

Kuşkusuz, çevre derneklerinden ve ziraat odalarından yükselen bu ses önemli.

***

Otoyollar, modern hayatın bir gerekliliği. Nüfusun ve araç sayısının hızla arttığı dünyada 'olmasa da olur' diyebileceğimiz bir lüks, bir keyfiyet değil yol meselesi. Yollar elbette yapılacak. Ancak bu yapılırken Kendirlioğlu'nun dediği gibi 'en az zararla' inşa edilmesi, gerekirse alternatif güzergâh arayışlarının gündeme gelmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bir tarım ülkesi olarak, her bir karış toprağın bizler ve gelecek kuşaklar için ne denli önemli olduğunu bir an bile akıllardan çıkarmamalıyız.

Dilerim, karar merciinde olanlar da toprağın, üreticinin, çevrecilerin sesine kulak verir.

Sağlıklı, güzel günlere…