Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

ESKİDEN İŞ DEVLET KAPISIYDI, ŞİMDİLERDE KENDİ İŞİNİN PATRONU

AB kapıları henüz Türkiye'ye açılamasa da,

Penceresinden , bacasından görüşmeler devam ediyor..!

AB programları çerçevesinde bir çok HİBE YARDIMI girişimcileri bekliyor.

Her girişimci için “kazan-kazan “ ilkesiyle,

Girişimcilere ve firmalara,

Bazı yetişkinlere bizim öğrenci değişimi olarak bildiğimiz ERASMUS projeleriyle

Eşleştirme yoluyla AB ülkelerine en fazla 6 aylık

Bilgi ve görgülerinin arttırma fırsatı bekliyor.

Eğer genç girişimci iseniz,yeni bir işyeri açacaksanız,

Bir ev sahibi firmayı seçiyorsunuz Yurtdışından,

Onun işyerinde gelişmeleri , deneyimlerini,

Öğrenip,Türkiye'de kendi işinizi kuruyorsunuz.

İşte bu seyahatin büyük kısmını AB Fonlarıyla yapıyorsunuz.

Hatta kendinize seçtiğiniz eş partner firma ile “kazan-kazan “ sistemiyle

Ortak girişimlere de giriyorsunuz.

Bize okullarımızda ne girişimcilik , ne kendi yeteneğimiz öğretildiğinden ,

Masabaşında beyaz yakalı bir devlet memuru olmaktan başka,

Bildiğimiz ve başka bir hedefimiz yok.

Türkiyeden de diğer kurumlar ,GEKA,TKDK, KOSGEP , Kalkınma bakanlığı , Tarım Bakanlığı hibe destek programları

İşsiz gençlere bir fırsat..!

Nazillide bu yolu izleyen bir girişimcimiz geçtiğimiz yıllarda KOSGEP desteğiyle ve hibeleriyle bir matbaa kurarak ,günlük gazete çıkardığını da biliyorum.

Başta Tarım olmak üzere, KIRSAL Turizm ,tesis ve fabrika açmağa uygun

açıklanan diğer bir çok programlar , 40 yaşının altında ve bayan olanlara da

pozitif ayrımcılıklar var.

Yeter ki, “ben kendime güveniyorum “ diyebilen gençler aranıyor.

Yukarıdaki bu kurumlar, yatırımın en az % 50 sini geri ödemeksizin HİBE olarak

Girişimciye ödüyor.

babadan kalma arsanıza arazinize, sera, tarımsal uygulama,hayvancılık, besicilik, kırsal turizm gibi onlarca alternatifi olan işler sizleri bekliyor.

Binlerce mezun Üniversiteliler,

Ağlamağı yakınmağı bırakın , bir araya gelip, bu kurumların kapısında,

fırsatlar sizi bekliyor, alışkanlıklarınızı kırın atın.

Devlet iş kapısını kapadıysa, sizde yeni kapılar açın , bu programlara göz atın.

Hem de sürekli pazarı olan geleceğe yatırım yapın.

Her çağrı döneminde size uygun hibe desteklerine katılın.

Çok değil beş yıl denetimden sonra size kalan tesisi satıp ,

İstediğiniz bir başka tesisi tekrar kurun.

Haydi durmayın, programlardan birine başvurun.

Mehmet Gündem'in kaleme aldığı ve İshak Alaton'un hayatını anlatan ,

“LÜZUMLU ADAM İSHAK ALATON “ kitabını elinize geçtiğinde bir okuyun.

Bu duayen işadamının tek kuruşu sermayesi yokken ,

İsviçre'de yaşadığı günlerdeki görgü ve tecrübesi ile deneyimlerini

İş hayatında uygulaması sonucu zirveye geldiğini , belirten kitap ,”çok okuyan değil , çok gezen bilir “ sözünü çok destekliyor.

Ama suç bizde değil,

okullarda bize girişimcilik ve kendine inanmak , öz güven öğretilmedi ki..!Bildiğimiz tek şey masabaşında iş ,aybaşı maaş.

Yeter ki, kendimizi güvende hissedelim.

İşte genlerimize işlemiş arıza burada.!

Ama hayatımıza yön verecek en güzel günlerde bize öğretilen bu eğitimden bu kumaştan başka bir şey çıkmaz.

Yarını düşünüyorsak, bugünün eğitimini değil , geleceğin şartlarına göre öğretim ve eğitim vermeliyiz çocuklara ve gençlere.bugünün eğitimini verdiğimiz gençler , yarın ki ortam ve koşullarda maalesef karda patinaj yapan arabalar gibidir.

Gitmek için hareketlenir, oysa yerinde sayar.

Biz hala , ağzıma su kaçtı orucum bozulurmuyla , gece tırnak kesmenin günah mı , sevap mı olduğunu tartışaduralım, TV lerde dizilerle günümüzü geçirelim , eltim bana kötü davranıyor diye diyanete ve dini programlara soralım , millet Avrupa da katlanabilir ve dürülerek çantanıza konabilecek bilgisayar ekranlarını icat etti.

Haydi Gençler,genç girişimciler, ve 3 yıllık firmalar,

Artık, girişimcilik , yenilikçilik , inovasyon ve değişimcilik, sizleri bekliyor..!

Benimde bir fikrim var diyenler , hem kendinize hem de insanlığa hizmet edin.

Avrupa'yı hem gezip görün,hemde pazarınızı arttırın ,yeni pazarlar bulun.

İçinizdeki Einstein 'i ortaya çıkarın.

Korona aşısını bulan Almanya da yaşayan Türk çift gibi, Nobel ödülünü alan Mardin' li Sancar gibi ,

Gereken alt yapı , zeka ve çalışkanlık var hepimizde,

Tüm dünya bizim değerimizi anladı , ancak kendi ülkemizde ne eğitim sistemimiz , ne de idare sistemimiz bizi anlayamadı.

Bugün sorsanız yüz enci,n dörtte üçü yurt dışına gitmek istiyorsa, hata bizde.

Adam kayırmak, üniversal eğitimin önünü kapatmak, liyakat yerine adama göre iş yaratmak hastalığımız oldukça , Aydın ve Türkiye maalesef beyin göçü yaşıyor.

Bakın çevrenize..!

kaç gencimiz bitirdiği Üniversiteden sonra kendi kentinde..?

Haaa, iş bulamayıp ana baba ocağına sığınanlara değil sözüm,

Biraz çalışkan ve zeki olanlar büyük kentlerde.

Aydın ise kaldı emeklilere..!

Devlet artık, işsizine, her gün balık vermek yerine ,

Bundan böyle , balık tutmasını öğretmelidir.

Liyakata önem vermelidir.

Adam kayırmacılığa son vermelidir.

Ancak bu gençleri ve girişimcileri ve üstün zekalı çocukları ülkemizde tutabiliriz.

Hata da yapabilsin bu gençler, ilk hatalarında kapı önüne koymayalım.

Çünkü hiç hata yapmamış bir insan, yeni bir şey denememiş demektir.

AR-GE yani araştırma geliştirmeye ne kadar bütçe ayırabildik..?

Ayırdığımız bütçeyi de kişilerin inanışına , yaşamına ve sakal bıyığına göre değil,liyakatına göre vermedik.

Onlar da soluğu , birikimlerinin değer verildiği ülkelere göç etmediler mi..?

Artık buna dur diyelim.

Gençlere , fikirlerine değer verelim.

SÖZÜN ÖZÜ:

BAŞARININ SIRLARINDAN BİRİ, GEÇİCİ BAŞARISIZLIKLARIN BİZİ YENMESİNE İZİN VERMEMEKTİR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691