Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

DEVLET KAVRAMI VE J.J ROUSSEAU

J.J Rousseau'ya göre de başlangıçta tek başınadır insan. Vahi ve gelişmemiş bir hayvandan farksızdır. İlk insan topluluklarının oluşmaya başladığı dönem, insanın en mutlu dönemidir. Bu mutluluk özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla yitmiştir. Toplumu oluşturan bireylerin haklarının eşit olarak gözetileceğini vaat eden toplumsal sözleşmelere dayandırılarak ortaya çıkmıştır yönetim biçimleri. Giderek de zenginleşen belirli kişi ve zümrelerin mülklerini koruyup kollayan kurumlara / devletlere dönüşmüştür.

Bu düzenin değişmesi için yapılması gereken de hileli sözleşmeler yerine herkesin hak, hukuk ve özgürlüğünü eşit olarak gözetecek; halkların hür iradelerine dayalı demokratik sözleşmeler yapmaktır. Bu görüşleri ile yalnız 1789 Fransız Devrimi'ne değil sonrasında da çeşitli ülkelerde gerçekleşen birçok devrim ve reform süreçlerine önderlik etmiştir.

BİZDE DEVLET ANLAYIŞI

Bizde de 1876 yılında ilan edilen I. Meşrutiyet ile parlamenter monarşi yönetimine geçilmiş; Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanuni Esasi kabul edilmiş ve Osmanlı vatandaşları ilk kez seçme – seçilme hakkı kazanarak yönetime orak olmuştur. 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet döneminden sonra 1923 Devrimi ile hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Büyük bir komutan olduğu kadar aydın bir devlet adamı olan Mustafa Kemal'in ayrıcalıksız, sınıfsız bir toplum yaratma özlemidir laik ve demokratik hukuk devleti olan cumhuriyet. Kurduğu demokratik cumhuriyetin ancak iyi eğitimli vatandaşlar tarafından korunup kollanacağının bilincindedir.

1921 yılında Kurtuluş Savaşı sürerken Ankara'da topladığı Maarif Kongresi de bunun ilk kanıtıdır. Bunun için kurulmuştur cumhuriyetin ilk yıllarında Halk Evleri ile Köy Enstitüleri ideal bir demokratik devlet düzenine sahip olabilmemiz için.

Ama ne yazık ki, bu ideali gerçekleştiremedi. Cumhuriyetin kuruluşundan yirmi iki yıl sonra toprak ağaları, sermaye sahipleri ve siyasetçilerle onların sayesinde sebepleneceklerini uman seçmenleri bu idealin gerçekleşmesini engelleyerek güçleştirdiler.

Oysa gereksinimimiz olan toplumları yönetecek üstün nitelikli liderler değil. Gereksinimimiz: eşitlik, özgürlük, kardeşlik, hukukuna dayalı bir toplumsal sözleşme ile bu sözleşmeye uyan, saygı gösteren; her şeyi bildiğini düşünmeyip bilenlerle çalışan normal yöneticilerdir. Bunu sağlayacak olan da bunun ayırdına varmış vatandaşların tercihi.

Kısaca özetleyecek olursak: Platon'dan bu yana vatandaşın devlete değil, devletin vatandaşa hizmet edeceği devlet özlemi sürüp gitmekte.

Thomas More: Yaşamında önde gelen bir hümanist bilgin unvanına kavuşup birçok kamu görevi üstlenen İngiliz yazar, devlet adamı, hukukçu. 1516'da yazdığı 'Ütopya' adlı eserinde ideal hayali bir ada ülkenin siyasi sistemini tarif etti. Bu eserle edebiyatta yeni bir nesil yarattı.