Kıvanç Uğur

Kıvanç Uğur

SEYİT TORUN'UN VERDİĞİ MESAJLAR

CHP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, önceki gün Aydın'da bir dizi temasta bulundu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nu ziyaret eden Torun, ardından Efeler Belediyesi'nce yaşama geçirilen dijital eğitim platformu EFEDERS.TV'nin tanıtım törenine ve Ovaeymir Dijital Eğitim Merkezi açılışına katıldı.

Seyit Torun, Büyükşehir'i ziyaretinde siyasete dair mesajlar verdi. Ben de gazeteci olarak oradaydım.

Habercilikte kuraldır. Haber metinleri nesnel bir anlayışla kaleme alınır, yorum katılmaz. Köşe yazısı ise kişisel fikir ve gözlemleri barındırdığı için özneldir.

Bu anlayışı tarif eden bir söz vardır, haber kutsal, yorum hürdür diye. Ben de bu ilke ışığında Seyit Torun'un verdiği mesajları yorumlamak istedim.

Seyit Torun, konuşmasına “Aydın bizim için önemli bir mevzi” ifadesiyle başladı. 2009'dan beri aralıksız olarak yerel yönetimi elinde bulunduran CHP için kuşkusuz, Aydın'ın bir “mevzi” olduğunu söylemek mümkün.

Yıllar yılı merkez sağ geleneğin ağır bastığı Aydın'da siyasal tarihi irdelersek 1999 genel seçimlerinde Ecevit'in DSP'sinin birinci parti çıkarak bu geleneği değiştirmeye başladığını görürüz.

3 Kasım 2002 seçimlerinde de CHP'nin birinci parti çıktığı Aydın'da 2007 genel seçimlerinde birinciliğe AK Parti yerleşmiş, 2009 yerel seçimlerinden itibaren gerek genel gerekse de yerel seçimlerin tamamında CHP, birinciliğini korumuştur. Bunda kuşkusuz,

geçmişte merkez sağ partilere oy veren seçmenin bir bölümünün CHP'ye yönelmesinin etkisi büyüktür.

31 Mart yerel seçimlerinde İYİ Parti'yle ittifak yapan CHP, İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere pek çok kentte belediye başkanlıklarını kazanmıştır. İstanbul ve Ankara'da başarının 25 yıllık aranın ardından geldiğine dikkati çekelim.

Şimdi CHP kurmayları, yerel seçimlerdeki bu sonucun ardından “Sıra genel iktidarda” mesajını her fırsatta yineliyor.

Yineliyor yinelemesine ama genel seçimlerle yerel seçimlerin dinamiklerinin farklı olduğunu unutmamak lazım. Bir sonraki genel seçimde 31 Mart yerel seçimlerine yakın veya benzer bir sonuç çıkacak diye peşin hükümlü olmak, yanılgıyla sonuçlanabilir.

Ülkedeki genel siyasi ortam, siyasal partiler arasında kurulan ittifaklar, sağ kanatta Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu hareketleri, CHP cephesinde ise 'Bin Günde Memleket Hareketi'ni başlatan Muharrem İnce'nin nasıl bir yol haritası izleyeceği konusu, siyasal gidişatı şekillendirecek. Genel seçimlerde toplumu ikna edecek argümanları ortaya koymak da maharet istiyor.

CHP, 31 Mart yerel seçimlerinde, uzun bir aranın ardından belki ilk kez yalnızca sahillerden oy alan bir parti olduğu yönündeki algıyı yıktı. Büyükşehirlerle birlikte Bolu, Kırşehir, Bilecik, Burdur, Ardahan gibi Anadolu kentlerinin yerel yönetimlerini kazanması bu konuda bir gösterge oldu.

Tabii iş bunlarla bitmiyor. Genel iktidarı hedefleyen ve demokrasi mücadelesi verdiğini her fırsatta ifade eden bir partide, her şeyden önce parti içi demokrasinin de yaşama geçirilmesi gerekiyor.

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde ilk genel seçime 2011'de girdi. 2011 genel seçimleri öncesinde 45 ilin milletvekili adaylarının belirlenmesi için sandık kurulmuş, üye bazında yapılan önseçimlerle milletvekili adayları belirlenmişti. 2007'de yalnızca 6 ilde önseçim yapılmışken, 2011'de bu sayı 45'e çıkmıştı.

Bu adım, parti tabanındaki enerjiyi artırmıştı.Bugün de demokrasi, temel hak ve özgürlükler gibi söylemleri sıkça gündeme getiren CHP'nin parti içi demokrasi mekanizmalarını işletmesi bir zorunluluktur kanaatindeyim.

İktidar hedefi ancak parti içi barışın sağlandığı, insanların küstürülmediği, söylem birliğinin tesis edildiği ve her şeyden önemlisi demokrasinin tüm kurallarıyla işletildiği bir anlayışla hayata geçer.

Herhalde CHP'liler de bunun farkındadır…