Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

OTLUKBELİ SAVAŞININ KADERİNİ ZEYNEL BEYİN KESİK BAŞI TAYİN ETMİŞTİ

Osmanlı hükümdarı Fatih ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun (Uluğ) Hasan arasında 15. yüzyılın en büyük ve en kanlı savaşı 11 Ağustos 1473 günü Otlukbeli İlçesinde yapılmıştı. Batı ve doğu Türklüğünün iki büyük isminin utku dünya hükümdarlığı olduğundan varlık alanlarını genişleterek siyasi ve ekonomik güç kazanmaları gerekiyordu. Bunun için denizyolu ve limanlar ile ipek yolundan elde edilen ticaret gelirlerine ihtiyaçları vardı[1].

Fatih, Avrupa, Akdeniz ve Karadeniz'de güçlenerek nüfuz elde etmek istiyordu. Bu emelini gerçekleştirmeden önce doğu sınırlarındaki beylikleri hâkimiyetine almalı ve Ankara savaşında Timurlular'a destek veren Akkoyunlu tehdidini bertaraf etmeliydi. Osmanlı'dan daha fazla toprağa ve nüfusa sahip Uzun Hasan ise doğu ipek yolu hâkimiydi.

Karadeniz ve Akdeniz ticaret yollarında egemenlik kurup batıya açılmak istiyordu.

Fatih ile Hasan Beyler arasındaki ilk temas Uzun Hasan'ın yazdığı toprak talep eden bir mektupla başlamıştı. Böylelikle Türk beylerinin arası, her vesileyle yazdıkları, karşılıklı hakaret içeren tehdit mektuplarıyla iyice açılmıştı. Aralarındaki rekabet bölge devletlerini etkilemişti. Karamanlılar, Dulkadirliler ve Memlük beyleri kiminle ittifak kuracakları konusunda zor anlar yaşıyordu. Hatta taht kavgaları dahi başlamış, kimi beyler Osmanlı'ya kimileri de Akkoyunlular'a sığınmıştı[2],[3].

Uzun Hasan, Osmanlı'nın Tokat iline saldığı yeni vergi tarifesini bahane ederek kumandanlarından Ömer Beyi Tokat üzerine sevk etmiş ve şehri 1472'de yakıp yıktırmıştı. Ayrıca kendisine sığınan Karamanoğlu beyi Pir Ahmet'in isteği üzerine oğlu Yusufça Mirza'yı Karaman'a göndermiş, Dulkadirlilerin desteği ile Karamanoğulları topraklarını ele geçirmişti.

Tokat ve Karamanoğlu meselesi, iki Türk devleti arasındaki çekişmelerin işbirliğine dönüşmesini imkânsızlaştırmış, kontrol altına alınması ve engellenmesi mümkün olmayan bir savaşın habercisi olmuştu.

Doğuda yaşanan son gelişmelerin haberini alan Fatih, Uzun Hasan'a mektup gönderip baharda savaşa davet etmişti. Macar kralı ve Memlük sultanıyla ittifak kurduktan sonra şehzade Mustafa'yı kuvvetli bir orduyla Konya'ya göndermiş ve Akkoyunlu kuvvetlerini bozguna uğratmıştı. Bu arada 1472'de Mersin açıklarına gelen Venedik, Napoli ve Papalık donanmasının beraberinde getirdiği ateşli silahların Akkoyunlular'a ulaştırılmasını engellemişti.

Fatih, 1473 yılının Mart ayında İstanbul'dan hareketle 1700 km yol katederek Erzincan'a ulaşmıştı. Ordusunun mevcudu 50 bini azap 100 bin kişiydi. Uzun Hasan'da başkent Tebriz'den hareketle 800 km yol katederek 1473 yılının Ağustos ayında Otlukbeli'ne gelmişti. Ordusun mevcudu çoğunluğu süvari 70 bin kişiydi.

İlk muharebe, 4 Ağustos 1473 günü Tercan'da Karasu Nehri kıyılarında öncü birlikleri arasında yaşanmış, Akkoyunlular, Osmanlı birliklerini bozguna uğratmıştı. Akkoyunlular'ın planı, ateşli silahlarla teçhiz Osmanlı ordusunu sarp ve ulaşılması zor arazilerde savaşa zorlamaktı. Bu yüzdendir ki! Sivas'a ilerlememiş, Tercan ve Otlukbeli arasındaki dağlık arazide kalmışlardı. Fatih ise öncü birliklerinin ağır mağlubiyetinden etkilenmiş Bayburt istikametine yönelmişti.

Osmanlı Türkmenleri ile Akkoyunlu Türkmenleri beklemedikleri bir anda Otlukbeli İlçesindeki Üçağız platosunun karstik göller ve termal pınarlarla çevrili çöküntü alanında deyim yerindeyse burun buruna gelince savaş hazırlıklarına koyulmuştu. 11 Ağustos 1473 günü sabahın erken saatlerinde başlayan savaş; bütün ağırlığı ve acımasızlığı ile devam ederek sekiz saat sürmüştü.

Ateşli silahlara sahip yeniçeriler mücadelenin seyrini değiştirirken top ve tüfek mermileriyle uzuvları parçalanmış, süvarilerin nalları altında kemikleri kırılmış Türkmen askerleri birer birer toprağa düşmüştü[4].

Hayatını kaybeden askerlerden birisi de Uzun Hasan'ın çok sevdiği, değer verdiği, koruyup gözbebeği gibi sakındığı küçük oğlu Zeynel Mirzaydı. Zeynel'in kesik başını gören Uzun Hasan, şuurunu kaybetmiş bir halde savaşı bırakıp Hasankeyf'e geri çekilmişti. Osmanlı karşısında başsız kalan Akkoyunlu Türkmenleri kılıçtan geçirilmiş, kaçamayanlar esir alınıp öldürülmüştü. Fatih, savaş alanında üç gün daha kalıp askerlerin ganimet paylaşımını beklemişti.

İlk defa havan topunun kullanıldığı Otlukbeli savaşında 100 bine yakın Türkmen ölmüştü. Osmanlı'nın sınırları Doğu Anadolu'yu kapsayacak şekilde genişlemiş, Avrupa'daki gücü artmış, Akdeniz'de hükümranlığını genişletme süreci başlamıştı. Bir daha eline silah almayan ve savaşmayan Uzun Hasan'ın devleti Akkoyunlular ise hızla güç kaybederek yıkılmıştı.

Bu makalede, aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan, aynı inanca sahip doğu ve batı Türklüğünün hükümdarları arasında yaşanan Otlukbeli savaşının hangi nedenlerle kaçınılmaz hale geldiğinin gerçek cevabını vermeye çalıştım.

Ne ticaretten başka bir şey düşünmeyen Venediklilerin Anadolu'yu istila paranoyası işledim ne de Uzun Hasan'ı Frenk miğferi giymiş gayrimüslim düşman gibi gösterdim.

Özetle belirtmek isterim ki! Uzun (Uluğ) Hasan, Akkoyunlu beyliğini dünya çapında bir devlet yapmaya ömrünü adamış Türkmen beyidir. Fatih gibi bir Türkmen beyi ile çağdaş olması şansızlığıdır. Hasan Beyin imparatorluk seviyesine taşıdığı Akkoyunlu devleti, Türkiye Cumhuriyeti'nin arması güneş kursunda biran önce temsil edilmelidir.

***

Kaynakça:

(i) İlhan Erdem, Akkoyunlu Kaynaklarına Göre Otlukbeli (Başkent) Savaşı, AÜ. OTAM Dergisi, sayı:4, s.151-159,yıl:1993

Dipnotlar:

[1]Akkoyunlu Türkmenler devletin başındaki hanedan üyesini “Uluğ” ünvanlıyla tanımış ve kabul etmiştir.

[2]Fatih, tek bir şehit verilmeden ve tek bir ok atılmadan Trabzon'u teslim almadan önce ordugâh çadırında Uzun Hasan'ın Annesi Sare hatun ile bir görüşme yaptıysa da muhasaradan vazgeçmemişti.

[3]Uzun Hasan, bu mektubunda Trabzon Rum İmparatorunun vasalı durumundaki

Ermeni kenti Kayseri'yi kızı Despina'ya çeyizlik verdiğini, Komnenos prensesi Despina'nın kendisine eş olduğunu, dolayısıyla

Kayseri ilinin iade edilmesini ve ayrıca Trabzon'dan çekilmesi gerektiğini bildirmiştir.

[4] Yüz bine yakın insanın şehit olduğu Otlukbeli savaş meydanında, Otlukbeli Kaymakamlığı tarafından 2008 yılında büyük bir anıt yapılmıştır. Anıtın sol tarafta Uzun Hasan ve sağ tarafında Fatih'in figürleri taşa işlenmiştir.