Kıvanç Uğur

Kıvanç Uğur

ŞİDDETSİZ BİR TOPLUM DÜŞÜ

Gündelik yaşam içerisinde gerek sözel gerekse de fiziksel birçok şiddet olayına kimi zaman bizzat tanık oluyoruz bazen de kitle iletişim araçları vasıtasıyla bu tür olayların yaşandığını öğreniyoruz.

Son olarak, geçtiğimiz günlerde Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan bir yaralının yakınlarının hastane çalışanlarını hedef alan şiddet olayının görüntülerini izledik. Tüylerimiz diken diken oldu adeta kanımız dondu. İnsanların canını kurtarmak amacıyla, içinden geçtiğimiz şu salgın döneminde iş yükleri çok daha fazla artan, ancak canını dişine takarak çalışmayı hiçbir zaman ihmâl etmeyen sağlık çalışanları, gözü dönmüş saldırganlardan kendilerini bir bölüme kilitleyerek kurtulmayı başardı. Sağlık çalışanları, sığındıkları odanın kapısına sedyelerle barikat kurdu.

İnsanlıktan nasibini alamamış saldırganlar, şayet kapıyı kırıp bariyeri aşabilseler olacakları düşünmek bile istemeyiz.

Toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki, gün geçmesin ki bu ve benzeri şiddet olaylarıyla karşılaşmayalım. Şiddet eylemlerine karışanlara caydırıcı cezalar verilmesi konusunda toplumun geniş kesimlerinde bir uzlaşma oluşmuşken bu noktada somut bir adım atılmaması veyahut da atılan adımların bu tür olayları engelleyememesi bizleri düşündüren öyle bir başka bir konu.

Öyle ki, şehir magandalığına soyunan, insanların canına, malına kast eden ahlak yoksunlarının insan içinde dolaştığını düşününce hepimizi derin bir endişe sarıyor.

Kendimizi bir an için hastanede görev yapan o sağlık çalışanlarının yerine koyalım. Acaba neler hissettiler? Ne denli büyük bir korku yaşadılar.

Keçiören'de yaşanan olay yalnızca bir örnek. Bu ve benzeri şiddet ve saldırı girişimlerini yaşamın her alanında, her ortamda görmek mümkün. Durum böyleyse asıl olan, hiç kimsenin öyle kafasına göre başkalarına şiddet uygulayamadığı, uygulayamayacağı bir düzeni inşa etmektir.

'Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: sağlık kuruluşunda kabadayıvari tavırlarla sağlık çalışanlarını hedef alan bu kendini bilmezler muhakkak en ağır cezayı almalı. Bunun yanı sıra kara listeye alınıp, böylelerinin sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti almalarının önüne geçilmeli.

İnsan hakları elbette kutsaldır ancak başkalarının hak ve özgürlüklerini pervasızca çiğneyen, toplumu tedirgin eden bu tiplerin haddi bildirilmediği müddetçe huzur ve güven içinde yaşamak bir düşten öte gidemeyecektir.