Kıvanç Uğur

Kıvanç Uğur

SONBAHARDA TURİZM KENTLERİ

Yeni tip koronavirüs salgınına karşı mücadele sürüyor. Yetkililer ve bilim insanları maske, mesafe ve temizlik kuralları konusunda vatandaşları her fırsatta uyarıyor. Kovid 19 testi pozitif çıkıp tedavi süreci sonrasında sağlığına kavuşan sağlık çalışanları, salgının kesinlikle hafife alınmaması gerektiğini, vurdumduymaz davranışların tabloyu daha da ağırlaştıracağını her fırsatta ifade ediyor.

Bütün yaşanmışlıklara ve uyarılara karşın gazete ve televizyon haberlerinde, her gün sorumsuz davranışlarla salgına aldırmayan insan manzaralarına rastlıyoruz. Maskesini çene altında veya kolunda taşıyanlar, hatta hiç maske takmayanlar, sosyal mesafeyi ayaklar altına alanlar, maske takılması konusunda uyarıda bulunan yetkililere ağza alınmadık sözler eden kendini bilmezler…

Hepsini ama hepsini görebilmek mümkün.

Bu umursamaz ve vurdumduymaz tavırların faturası ne yazık ki acı oluyor. Öyle ki, önceki günkü koronavirüs tablosu bizlere durumun hafife alınmaması gerektiğini net şekilde ortaya koyuyor. Bu tabloya göre Türkiye'de bir günde bin 742 kişinin testi pozitif çıktı, 67 kişi ise yaşamını yitirdi. İyileşenlerin sayısı hastalığa yakalananların sayısından yaklaşık 500 kişi daha az.

Ülke genelindeki vaka sayılarının binlerin altında seyrettiği, vefat sayılarının ise 10 – 15'lerde seyrettiği günler çok uzak değil. Kısıtlamalar ve kurallara büyük ölçüde uymanın sonucunda vaka ve vefat sayılarının en aza indiği günleri hep birlikte yaşadık. Ancak sonrasında yaşanan insan sirkülasyonu, rehavet dolu tavırlar, umursamaz hal ve hareketler vaka ve vefat sayılarının yeniden tırmanışa geçmesine neden oldu. Bu nedenle aman tedbiri elden bırakmayalım diyorum.

Burada değinmek istediğim esas konu turizm kentlerinde sonbaharın nasıl geçtiği. Bu yıl, salgın nedeniyle okulların geç açılacak olması turizm yörelerinde sonbaharın hareketli geçmesine neden oluyor. Öyle ki, normalde Ağustos sonu Eylül başı itibarıyla sessizliğe bürünen Kuşadası ve Didim'in yazlık siteleri şimdilerde sakinlerle dolu.

Yalnızca Aydın'da değil, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki pek çok turizm merkezinde bu tablonun yaşandığını söylemek mümkün. Büyük bölümünü emeklilerin ve deyim yerindeyse 'yaşı kemale erenlerin' oluşturduğu yazlıkçılar, Kovid – 19 salgını nedeniyle kışlık evlerine dönmek yerine geçirebildikleri kadar yazlık evlerinde zaman geçirmeyi tercih ediyor. Elbette ki bunda haklı nedenleri çok fazla.

Kışlık evlerinde pek dışarı çıkma olanağı bulamayanlar yazlıklarda müstakil konut ve bahçe avantajından yararlanarak hem gürültü kirliliğinden uzak kalıyorlar hem de bol oksijenli bir ortamda vakit geçirme şansı buluyorlar.

Zamanın büyük bölümünün açık alanda geçmesi hatta komşu ziyaretlerinin balkonlarda bahçelerde mesafeye uygun şekilde yapılması salgın riskini azaltıyor. Sahillerde de yaz aylarına göre yoğunluğun az olması, özellikle 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı günlerinde son derece bunalan büyüklerimizi sahillere itiyor, sakinliği fırsat bilenler yürüyüş yapıp, doğanın tadını çıkarıyor.

Tatil beldelerine gelenler yalnızca Ege Bölgesi'nden değil elbette. Yurdun hemen her yöresinden yazlığına gelenler var. Pandemi, gündelik yaşam pratiklerini değiştirince pek çok emekli tatilci de kışlıklarına dönmek yerine kışı, yazlığında geçirme düşüncesi içinde.

Yukarıda da belirttim. Salgınla mücadele döneminde fiziksel sağlık kadar ruh sağlığı da önem taşıyor. Tatil yöreleri bu anlamda bireylerin ruh sağlığına da olumlu katkıda bulunuyor. Ama her nerede olursak olalım maske, mesafe ve temizlik kurallarını lütfen yok saymayalım. Önümüzde mevsimsel gribin yaşanacağı aylar var. Bu bağlamda, ne yapmamız gerektiği noktasında uzman kişilerin görüşlerine kulak verelim. Grip aşısı yaptırmamız öneriliyorsa yaptıralım. Unutmayalım, bizler virüsten daha güçlüyüz. Yeter ki, önlemimizi alalım.

Bir an önce salgınsız günlere kavuşmanın ümidiyle…