Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

DEMOKRASİ VE KOMEDİ

Biz Türkler hala içimize TAM DEMOKRTASİYİ sindiremedik mi acaba ..?

Ya da biz deki demokrasi, bize özgü bir demokrasi modeli mi..? Kurumsallaş-mamış , özümsenmemiş , yerine oturmamış bir demokrasi..! Bence bir KOMEDİ.

Başkalarının da hak ve özgürlüklerinin olduğunu gözetmeden , ille ben diyen ve Kendi haklarımızın , başkalarının hakları ve özgürlükleriyle sınırlı olduğunu anlamak istemeyen bir özgürlük anlayışı. Çoğunluk ben deyip, ortak akıldan uzak , belki doğrusu olan, diğer çoğunluğu görememek,

Sadece benim doğrularım demek..!

Ne kadar doğrudur..?

“Bildiğim tek şey var o da, hiçbir şey bilmediğimdir” der bir ünlü söz .

Kaçıncı yüzyıldayız, hala doğuda mal gibi alınıp satılan çocuk gelinler,

Yaşam kutsallığına el uzatan dindar olduklarını sanan sözde Müslümanlar,

Kadınları kızları ahırdaki davardan sonra , canlı sayanlar, Aşireti oy deposu olarak görenler,

İşte bir türlü içimize sindiremediğimiz demokrasimiz..!

sınırlarımız dışında göz yaşı döktüğümüz adı konmamış savunmalarımızda kimin dost kimin düşman olduğunu çıkarlarına alet eden , vicdanının değil, cüzdanının sesini dinleyen sözde Arap ve Ortadoğu 'lu Müslüman komşularımız,

kapılarımızı ardına kadar açıp beş milyonu geçkin mülteciyi doyurmamıza , kralları öldüğünde yas ilan ettiğimiz ancak buna rağmen hala bizim yanımızda olmayan , son olaylarda Yunanistan tarafında olan Arap dünyası..!

Çanakkale ve Kurtuluş savaşından bu yana içinde uhde kalan dış güçlerin maşa olarak kullandığı terör örgütleri ve söz de müttefikimiz Avrupalı dostlar,

Asla dostumuz değillermiş meğer..!

NOSTALJİ OSMANLI

Zaman zaman aklıma , nostaljik Osmanlıyı olarak yeniden canlandırıp,

Topkapı sarayında Turizm'e ivme kazandırmak ve farkındalık adına , sembolik olarak , Osmanlı 'yı yaşatmak projesi takılır.

Nasıl demokrasinin beşiği İngiltere'de geleneklerini yaşatan Kraliçe,

Diğer Avrupa ülkelerinde krallar ,kraliçeler,

Topkapı da sarayda her Cuma canlı ,

Dersaadet günleri ilgi çekmek ve tanıtım adına ne ilginç olurdu..?

Ama sonra hemen vazgeçtim bu fikrimden,

Millet Avrupa'da kralı'nı kraliçesi'ni bağrına basar, biz imamlara nikah kıyma yetkisi verdiğimizde yer yerinden oynar. Hükümetler dini törenle yemin ederler,söz olmaz,

Maazallah , Topkapı da temsili bir padişah Cuma töreni yapsak, bizim millet hemen ayaklanır, yeşil bayrağa sarılıp ortalığa dökülür ….“padişahımız çok yaşa ”

Derse alimallah , Birileri de bunun üzerine atlayıp ,” çoğunluk istiyor “diye başımıza ne çoraplar örer..!

Bu ülkede yaşananlar , tarihimize düşülen birer not olarak komik ama sonu trajik olaylarla doludur.

1960 yılının Mayıs ayında traijk sonu Başvekile kadar uzanan anekdotlardan biri.

Merhum Adnan Menderes, 1952 yılında NATO toplantısı için Fransa'ya gider.

Bir ara Paris büyükelçisini yanına çağırarak;

- "Osmanoğulları ailesinin Paris'te yaşıyor olması gerek. Bunlar ne yer, ne içer, ne ile geçinir?" diye sorar.

Büyükelçinin hanedan hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını gören Menderes, büyük bir hayıflanma içerisinde;

- "Sana 24 saat mühlet!

Ya Osmanlı ailesinin adresi ile ya da istifanla gelirsin" der. Bir müddet sonra büyükelçi adresle gelir.

Hanedanın ziyaretine giden Menderes, gördükleri karşısında çılgına döner.

Devlet-i Aliye'nin ulu Hakanı Sultan Abdülhamid Han'ın 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan, 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultan ve diğer Osmanlı hanımları, Paris yakınlarında bir bulaşıkhanede Fransızların bulaşıklarını yıkamakta-dırlar. Menderes gözyaşlarını tutamaz.

Şefika Sultan'ın ellerine sarılır ve;

- "Anne ne olur affet bizi, geç geldik" der. Ayşe sultan sürgünden otuz yıl sonra gördüğü bu vatan evladına;

- "Sen kimsin"? diye sorar. Menderes de;

- "Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıyım" der.

- "Ben başbakanım" sözünü duyan koca sultan sevinçten öyle bir çığlık atar ki kalbi duracak gibi olur, bayılır.

Menderes Türkiye'ye döner dönmez doğruca Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a çıkar.

- "Osmanlı hanımlarını bulaşık yıkarken gördüm. Onların Türkiye'ye dönmeleri için af kanunu çıkaracağım" der. Celal Bayar da;

- "Adnan Bey sus..! Sakın bu konuyu bir daha başka yerde açma, malum gazeteler tahrikiyle silahlı kuvvetlerin içindeki cunta Türkiye'de ihtilal yapar" der.

Menderes cebinden çıkardığı bir mektubu masanın üzerine bırakarak dışarı çıkar.

Mektupta şunlar yazılıdır;

- "Analarının ve babalarının Fransa da hizmetçilik yaptığı bir ülkenin başbakanı olmaktan utanç duyuyorum, istifamın kabulünü arz ederim. Adnan Menderes."

Menderes'in istifadan vazgeçmesi için epeyce uğraşılır ve hanedan hanımlarının yurda dönmelerine izin verilmesi şartıyla , Menderes istifadan vazgeçer.

İstanbul'a dönenler arasında Sultan II. Abdülhamid'in hanımı ve kızı da vardır.

Bir sabah erken saatte Teşvikiye'deki evlerinin kapısı çalınır. Kapıyı Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan açar. Gelen kişi Menderes'tir.

- "Şayet kabul buyururlarsa Valide Sultan'ı görmek isterim" der.

Başında tülbent elinde tespihiyle Menderes'i karşılayan Şefika Sultan;

- "Berhudar olasın evlâdım, hoş geldiniz..." der. Başbakan da;

- "Teşekkür ederim Valide hazretleri; hoş bulduk..." demesinden sonra Şefika Sultan;

- "Beyefendi, niçin önceden haberimiz olmadı? Böyle, hazırlıksız ve gâfil avlandık" der. Menderes de;

- "Zararı yok efendim. Bendeniz elinizi öperek hayır duanızı almak ve bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için geldim" der.

Ayrılırken daha sonraları Yassıada da onun da hesabının sorulduğu şişkince bir zarf bırakır.!

60 ihtilalinden sonra “Düşükler “ olarak karalama kampanyası açılan ve “ sizi buraya atan zihniyet böyle istiyor “ diyerek önce karar verilen sonra yargılanan , Menderes Yassıada'da yargılanırken çocukluk arkadaşı Ethem Menderes'e aktardığı gibi “"Tövbeler olsun bir daha çiftlikten Aydın'a gelirsem. Oturacağım Çine Çayı'nın kenarındaki söğüt ağaçlarının dibine, başımı göğe çevireceğim, söğüt yapraklarının yüzümde dolaşmasının bana getireceği saadetle yetineceğim. Hiçbir şeye karışmayacağım" dediği bugün Aydın Koçarlı Çakırbeyli köyünde yerini bu köşe yazarı Fakirinizin önerdiği Çine çayı kenarındaki söğütlere hakim bir manzaralı tepede inşa edilen ADNAN MENDERES DEMOKRASİ MÜZESİ VE ANI EVİ nihayet bitti ve açılışına gün sayıyor.

Aslında bu Perşembe yani yarın 17 Eylül , merhum Menderes'in şehit edilmesinin 59. Yıldönümünde Cumhurreisinin katılımıyla açılışı planlanmıştı.

Ani bir program yapılır da açılışı gerçekleşir mi bilinmez..!

Kıssadan hisse, “bizim anladığımız demokrasi, işimize gelendir.”

çıktığınız merdivenlerin aynı basamaklarından inerken , daha önce çıkarken kavga ettiğiniz , kişilerle karşılaşacaksınız..! onun için çıkarken de , inerken de asaletinizi biç bozmamalısınız.

SÖZÜN ÖZÜ:

BİR YANLIŞI TEKRAR EDİP DURUYORSANIZ ,

ARTIK O BİR YANLIŞ DEĞİL , SİZİN KARARINIZDIR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER- AYDIN

GSM : 0.505.8077828