Serdar Şenol

Serdar Şenol

ASIL EĞİTİM EVDE BAŞLAR

Bugün 20 yaşında olan yeni nesil gençler ve onların peşi sıra doğan gençler kabul edelim ki çok zekiler. Bunu böyle adlandırmamın sebebi şu, 2000’den önce dünyaya gelenler ülkemizden bahsediyorum ilkokulda alfabeyi söküp okur yazar olana dek sanki atomu parçalarcasına zor ve ağır oluyordu. Aylarca defterlerimize yatay dikey çizgiler çizerdik, abaküs denilen sayı sayma aracını kullanır boncuklarını tek tek sayardık. Birinci sınıfın ikinci eğitim döneminin sonuna gelindiğinde bile okuma yazmayı sökmemiş nice öğrenciler olurdu. Öğretmenlerimiz, ailemiz okuyup yazmamız için dil döker yeri geldiğinde dayak bile atarlardı.

2000 yılı geldi yeni bir nesil oluştu, o çocuklar adeta zeka küpü, adeta birer büyümüşte küçülmüş kişiler olarak karşımıza çıkıverdi. Şimdilerde durum daha da hız kazandı okula gitmeden önce yazı yazmayı, sayı saymayı hatta yabancı dillerden cümleler kurmayı bilen çocuklar her yerde görülmekte. Tuhaf olan bizler mi? Yoksa onlar mı? Hala anmaya çalıştığım ama cevabını bulamadığım sorular…

Dünyada ve ülkemizde bu yeni neslin örnekleri çok var. Eğitim hayatı örneği güzel ama eğitim sadece okullarda verilen bilgilerle yeterli değil. Aileden alınan eğitimin kökeninde gelenek görenek, hal ve gidişat gibi kavramlar var. Eskiden aileler genellikle aynı avlu içindeki evlerde, aynı apartmanlarda, sokaklarda yakın oturur çocukların eğitimi ise dedeler ve nineler tarafından evde başlar okullarda devam ederdi. Zamanımızda ise artık o kalabalık ailelerin yerini çekirdek aile diye adlandırılan anne – baba ve çocuk (lardan) oluşan küçük aileler çoğunlukta. Bu ailelerde anne ve babalar çalışmakta günümüz koşullarında kendi oluşturdukları hayat standartlarında yaşamakta. Hal böyle olunca az önce dediğim dede ve nine ile başlayan gelenekler, görenekler, terbiye kuralları yeterince çocuklara öğretilememekte. Tenzih edilecek kadar az olan yeni nesil gençler de var onlar ülkemizin örf ve adetlerini gelecek nesillere aktarabilecek olgunluktalar. Ancak büyük bir kesim var ki amiyane tabirle ar, edep, haya, görgü, saygı gibi olgulardan uzak ve dejenere olmuş olanlar. Özentili, marka sevdalısı, egolu, kibirli, saygı ve sevgi yoksunu olanlar işte bunları görünce üzülüyoruz. Ağaç yaşken eğilir sözü ne kadar da bu tip kişilere uyumlu bir söz değil mi? Bunları yazmamın sebebi her geçen gün daha da yozlaşmış bir neslin çoğalması ve ülkemize özgü değerlerin tamamen ortadan yok olup gideceğini görüyor olmak.

Saydığım konularda asıl görev anne ve babalara düşüyor, sizler nasıl yetiştiniz? Bir düşünün, öyle karar verin. Teknoloji çağının adeta zirvesini aştık artık saatlik günlük, haftalık hızlı değişimler yaşıyoruz. 25 yıl öncesinde ülkemizde cep telefonu bile yoktu, televizyon , otomobil, beyaz eşya, mobilya ve pek çok şey lükstü. Erişim kısıtlı varlıklı ailelerin ulaşabildiği şeylerdi. Şimdi herkes hemen hemen her şeye markasına göre cebindeki paraya göre elde etmenin kolaylığını yaşıyor.

Anne – babalar maddi olanakları dahilinde çocuklarıyla yeterince zaman geçirememenin eksikliğini teknolojik nimetleri kullanarak telafi etmeye çalışıyor.

Her şeyi kolay elde etmenin verdiği rahatlık ve şımarıklıkla isteklerin sonu gelmiyor, çocuklar hep istiyor elde ediyor, çabuk sıkılıyor ve çabuk tüketiyorlar. Evet anne ve baba olmak sadece bitmeyen isteklere cevap vermek değil, aileden alınacak eğitim burada başlamalı ebeveynler çocuklarına var – yok ikilemini adeta zihinlerine işlemeli. Bizler de çocuktuk o yıllar bu kadar demek bile istemem yok yıllardı, Ailemizden öyle sıklıkla ayakkabılar istemek, her yıl okul çantası yenilemek, o zaman önlük giyilirdi ve onu sıklıkla yenilemek, oyuncak filosu kurmak ve benzeri şeyleri talep etmek mümkün değildi. Ama bizler evimizde aldığımız terbiye ve eğitimi mahalle komşularımıza göstermeye bile görev bilirdik. Bir komşu amca ya da teyze bizden bir şey mi istedi ikiletmeden koşar yapardık, yaşlılara ayrı sevgi, saygı ve hürmet duyardık.

Kısacası gençler ve çocuklar lütfen anne – babalarınız yoğun iş tempoları altında yorgun olabilir, sizler varsa dedeleriniz, nineleriniz varsa başka büyükleriniz onlarla zaman geçirmek için zaman ve fırsat kollayın. Değerlerimizin, örf ve geleneklerimizin kaybolup yok olup gitmesine asla izin vermeyin.