Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

CENNET CEHENNEM YAŞADIKLARIMIZ MIDIR?

Hafta başı bu başlıkla hayata bakışınızı karatmak istemem,

Ama bazı mistik düşünürlerin dediği gibi,

Aslında Cennet de Cehennem de bu yaşadığımız dünya mıdır ?

Kimi sevinçlerimiz, ümitlerimiz , yaşadıklarımız,

kimi kaybettiklerimiz üzüntülerimiz ve hayal kırıklıklarımız , kadın erkek olmanın farkındalığı , yakınlığı ve kimi zaman yaşanılan fırtınaları..!

Bu dünyanın bazan cennet , bazan da cehennem olduğunu düşündürüyor.

Özellikle kadın erkek farklılığı , her cinsiyetin doğasındaki natura, eşleri tamamlayıp BİR BÜTÜN haline getirirken ,

beklentileri AYRILIK nedeni de olabiliyor.

Kadınlar erkeklere göre, genellikle daha ince , derli toplu, sessiz , olgun , bütünleyici, duygusal ve sert karakterde değil iken,

Erkekler genellikle , kadınlar kadar çok ince düşünemeyen, olduğu kadarıyla idare eden, gerçekçi ve sert karakteri ile evlilikler kah mutlu kah mutsuz gelir geçer.

Bu avantaj ve dezavantajları farklılık olarak gören eşler için mutsuzluk ve sonunda boşanmalar kaçınılmaz iken ,

Fırsatları avantaja çevirebilenler kurnazca yürütebilmektedir beraberliği..!

Erkekler için “itaat et , rahat et “ sözü bir özdeyiştir.

Yine bir başkasında “ karınla kavga edip , kapı eşiğinde yatacağına , her şeye evet deyip ona itaat et, karınla aynı döşeği tercih et”

Bu salgın günlerinde boşanmaların arttığı maalesef üzücü bir gerçek.

Aynı evi günlerce kapalı kalıp birlikte kullananların gerçek huylarını görüp , uzun süre birlikteliğe katlanamadıkları ve bu nedenle yaşanan psikolojik travma ile beraber, ayrılıkların hız kazandığı bir gerçek.

Oysa kadın ve erkek , beğenmediğimiz tarafları da olsa, bu dünyanın bir çilehane olduğunu düşündürüyor.

Ama bir başka gerçek de bir elmanın yarısı iki cins bu dünyaya boşuna gelmedik.

Bu zorlu günlerde birbirimize katlanmak dayanmak ve katlanmak zorundayız.

Bir kadın gitse bir yuvadan, bir erkek ayrılsa bu dünyadan aşağıdaki şiirde ne güzel anlatmış gazeteci Bekir Coşkun ve Vecdi Murat Soydan aşağıda iki şiirde.

BİR KADIN GİTTİĞİNDE

Kadınlar bir gün çekip gittiklerine, peşlerinde yetim öksüz kalan çok olur.

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanoz içindeki eski düğmeler, özenle saklanan küçülmüş giysiler,

dolap diplerindeki kurdeleler.

Çekmecenin dibinde kimsesizdir eski tarak.

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde, hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker sarıkız.

Teki kalmış o eski bardağın anlamını bilen olmaz.

değerini kimse anlamaz, kromaj tasın.

Balkon artık sessizdir.

Koridor kimsesiz.

Bir kadın gittiğinde.

Bir kadın gittiğinde, ne çok kişi gider aslında.

Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci.

Bir anne gider…

Bir dost…

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur aslında, bir kadın gittiğinde

Bu güzel dizelerin ardından, elmanın diğer yarısı ,

BİR ERKEK GİTTİĞİNDE

Bir erkek gitmeden önce,

Bitmez, tükenmez,

Sonu gelmez ihtirasların…

Birlikte yapılan kahvaltılarda,

Yenilen akşam yemeklerinde,

Lokmalar boğazından geçmez,

İçtiği keyif çayı zehir zıkkım olur,

İnceden inceye tükenir,

Dert yumağı, kanser olur…

Bir erkek bir gün bu dünyadan çekip gittiğinde,

Ardında yetim kalan çok olur,

Masada boynu bükülü sigara paketi,

Son kez parmak izlerini bıraktığı çakmağı,

Küllüğün içinde yarım kalmış izmariti,

Ellerini sürdüğü tükenmez kalemi, tespihi,

Ocaktaki demli çayı,

Mutfak taşındaki boş bardağı,

Kolundan sıyırdıkları kol saati,

Baş ucundaki uzak, yakın gözlükleri,

Tenine dokunan tıraş makinesi,

Başını okşayan tarağı,

Kravatları, çorapları,

Kapı eşiğindeki ayakkabıları,

Okuduğu kitapları,

Yazdığı şiirleri,

Dolaptaki elbiseleri,

Üzerinden çıkan giysileri,

Artık kimsesizdirler,

Ve bir müddet sonra topu birden,

Bir çöplüğe atılıverirler...

Bir erkek gittiğinde,

Çocuklar bir gecede büyürler,

Ve en nihayet kasaptaki etin,

Pazardaki domatesin,

Marketteki zeytinin, peynirin,

Fırındaki ekmeğin fiyatını da öğreniverirler,

Bir erkek gittiğinde,

Kefen parasını cebinde taşır,

Artarsa onunla da ekmek alınır...

Bir erkek gittiğinde evin direği yıkılır,

Kadın sahipsiz kalır,

Çocukların boyunları bükülür,

Ne bayramlar gelir geçer de, İçe çöreklenen acılar geçmez,

Konu komşu, eş, dost, hısım akraba,

Borç para isteyecekler diye hal hatır sormaz olur,

Görmezden gelirler, yollarını değiştirirler,

Bir erkek gittiğinde yastıklara göz yaşı dökülür,

Sessizlik çöker eve, kapılara kilitler vurulur,

Çığlıklar dilsiz olur…

Bir erkek gittiğinde ne çok kişi gider aslında;

Bir ekonomist,

Bir siyasetçi,

Bir filozof,

Bir felsefeci,

Bir bilim adamı,

Bir matematikçi,

Bir edebiyatçı,

Bir yorgun savaşçı,

Bir baba gider…

Bir erkek gittiğinde,

Kapıya dayanınca alacaklılar,

Maskeler düşer,

Ağıtların yerini,

Bu kez beddualar alır…

Bir erkek gittiğinde,

Aslında bir fırtına kopar,

Ve kırılmadık dal bırakmaz .!

********

İyisi mi, siz “içinden kimsenin zaten sağ çıkamadığı “ ve aldığımız nefesi bile geri vermek zorunda olduğumuz bu fani dünyada arkanızda bir hoş seda bırakmak için , sevelim sevilelim.

SÖZÜN ÖZÜ :

KÜSMEK , DARILMAK VE AYRILMAK İÇİN BAHANELER ARAMAK YERİNE,

SEVMEK İÇİN ÇARELER ARAYIN.

MEHMET ÖZÇAKIR

P.K:110 EFELER - AYDIN

GSM : 0.505.8077828